YETER! ARTIK SEYİRCİ KALMAYACAĞIMulucgurkan.net

May 18 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Boş Duvar
YETER! ARTIK SEYİRCİ KALMAYACAĞIM


Danıştay’da 2. Daire yargıçlarını hedef alan saldırı, laik ve demokratik Cumhuriyet düzenimize kasteden planlı bir eylemdir.

Danıştay’da 2. Daire yargıçlarını hedef alan alçak saldırı, laik ve demokratik Cumhuriyet düzenimize kasteden planlı bir eylemdir. Münferit bir olay değildir. TBMM Başkanı Bülent Arınç ve Başbakan Tayyip Erdoğan’ın öne sürdüğü biçimiyle, “kendi sınırları içinde” ele alınamaz. “Herhangi bir provokasyon” olarsak değerlendirilip kapatılamaz.

Bu alçak saldırı, laik ve demokratik Cumhuriyet düzenimize kasdeden planlı bir eylemdir. Burada amaç, Türkiye Cumhuriyeti’nin laik ve çağdaş yapısını daha İslami bir yapıyla değiştirmektir.

Uzun süredir Cumhuriyet kurumlarıyla sürdürülen kavganın açık amacı budur. Laik demokratik düzenimize, hukukun üstünlüğüne inananlara gözdağı verilmek istenmektedir.

Bu kavganın bugün geldiği noktada, Cumhuriyetin temel değerlerinden sapmayan, bütün baskılara karşın eğilip bükülemeyen Danıştay gibi bir yüksek yargı kurumun hedef alınması ve bu kurumun türbanın dini bir simge olarak baskı aracına dönüştürülmesine geçit vermeyen yüksek yargıçlarının kurşunlanması, sürpriz sayılmamalıdır. İktidarda bulunanlar, deyim yerindeyse ne ektiyse onu biçmektedir.

23 Nisan’da TBMM Başkanı Bülent Arınç’ın başlattığı laiklik karşıtı tartışmayı anımsayın.. Başbakan Tayyip Erdoğan’ın bu tartışmayı bir adım ileriye nasıl taşıdığını düşünün.. Bu yolla bugün karşı karşıya kalınan karanlığa tuz biber ekildiğini yadsıyabilir miyiz?

İktidar koltuğunda oturanların, Anayasanın laiklik çizgisinden sapmayan demokratik kurumlara, başta “Cumhuriyet” gazetesi olmak üzere basın organlarına ve tek tek bireylere yapılan saldırılar karşısındaki tutumlarına bakın.. Saldırıları önemsemeyen, dudak büküp burun kıvıran küçümseyici açıklamaların saldırganları tetiklemediği söyleyebilir miyiz?

Bu karsanlık gidişe daha fazla seyirci kalamayız. Hepimiz yüreğimizi ortaya koyup “Yeter” diyebilmeliyiz. “Biz buradayız, bu ülke bizden sorulur” diye haykırabilmeliyiz. Karanlığı aydınlığa dönüştürmenin yolu budur.

Türkiye’yi karanlık bir geleceğe sürüklemek istenlerin “Atatürk’ten rövanş” alma heveslerini kursaklarında bırakmak, Türkiye Cumhuriyeti’ni değişmez ilkeleriyle sonsuza kadar yaşatmak bizim için vazgeçilmez bir görevdir. Bu görevin gereğinin yerine getirmek, Türkiye’nin kurtuluşunu ve laik bir Cumhuriyet olarak kuruluşunu gerçekleştiren kurucu atalarımıza olan namus borcumuzdur.