YAN GELİP YATMAK VE ŞEHİTLERİMİZulucgurkan.net

Eyl 5 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Boş Duvar
YAN GELİP YATMAK VE ŞEHİTLERİMİZ

İnanmakta gerçekten zorlanıyorum. Bırakın Başbakanı, böylesine çirkin sözler ülkenin en sorumsuz yurttaşının kahvehane sohbetine dahi yakışmaz..

Ne var ki, bizim başbakanımızın böylesine bir kaygısı yok. Balıkesir'de TOKİ konutlarının anahtar teslim töreninde konuşurken, Sayın Başbakanım, şehit cenazesi görmek istemiyoruz artık” diye bağıran bir yurttaşa, Türkiye’yi şok eden şu yanıtı veriyor:

“Canım kardeşim. Bakınız askerlik herhalde yan gelip yatma yeri değil... Hepimiz askerlik yaptık. Terör bir beladır... Buna karşı bu mücadeleyi uzun soluklu olarak yapıyoruz, yapacağız... Kaldı ki biz hep şunu söyledik; 'git oğlum git, ya gazi ol ya şehit ol' diyerek evlatlarımızı gönderdik.”

Bunun başka bir açıklaması olamaz. Başbakan Erdoğan, “ağzından çıkanı kulağı duymuyor” derler ya, işte tam o misal, söylediği lafın nereye gittiğini pek bilmiyor.

Aslında Erdoğan’ın ve bakanlarının olur olmaz yerlerde yaptıkları tartışmalı konuşmalara, deyim yerindeyse “densizliklere” alışmıştık. Çiftçilere “gözün doysun” diyenler de onlardı, “ananı al da git” diyenler de.. Günden güne yoksullaşan memurları “zengin” sayanlar, hakimlerle öğretmenlerle uğraşanlar, gittikleri her yerde önlerine kim çıkarsa azarlayıp aşağılayanlar, Lübnan’a asker gönderilmesine karşı çıkanları “hain” ilan edenler hep onlardı.

Ne kadar kızmış olursak olalım, bu densizlikleri her defasında biraz eleştirdikten sonra sineye çektik. Ama Başbakan Erdoğan’ın bu son yaptığı, herhalde sineye çekilmeyecektir.

Türkiye’nin, teröre kurban verdiği 8 şehidini bir arada toprağa verdiği en acılı gününde, bir başbakan yurttaşların feryadına “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” diye karşılık veremez.

Başbakanın görevi

Hiç kuşkusuz, terörle mücadele “centilmenler arasındaki bir düello” değildir. Can kaybı kaçınılmaz olabilir. Ancak bu konuda bir başbakanın görevi, “ne yapalım terörle mücadele ediyoruz, olacak o kadar" diyerek teslim bayrağı çekmek değildir. Başbakanın görevi, can kayıplarını en aza indirecek önlemleri almaktır. Kaçınılmaz bir can kaybı olduğunda da, acılı aileleri teselli etmektir.

Ancak Başbakan Erdoğan’ın dün yaptığı, başta şehit aileleri olmak üzere, yanan yüreklere bir kez daha ateş düşürmek olmuştur.

Hükümetin başarısızlığı

Başbakan bu davranışıyla, bir bakıma terörle mücadelede hükümetin başarısızlığından kaynaklanan rahatsızlığını da yansıtmıştır.

Anımsayın, AKP hükümeti kurulduğunda teröre karşı mücadelede belli bir noktaya gelinmişti. Şimdiyse her gün birbiri ardına şehitlerimizin cenazelerini kaldırıyoruz.

AKP iktidarında, AB'ye uyum ve benzeri gerekçelerle güvenlik güçlerinin yetkilerinin kısıtlanırken, Başbakan Erdoğan’ın yaptığı "Kürt sorunu" vurgulu açıklamalar, terör mücadelesini zaafa uğrattı. Yurdun dört bir yanında her fırsatta, hem de taşıma kalabalıklarla ellerinde Apo posterleri ve PKK bayraklarıyla sokaklara dökülmeyi iyice kolaylaştırdı.

Ötesinde terör örgütü PKK, ABD'nin himayesinde Kuzey Irak'ta üslenip her türlü lojistik desteğe kavuştu. PKK, ABD’nin atadığı bir koordinatörle “muhatap” konumuna kavuşunca da, bundan aldığı cesaretle her istediğini yapmaya başladı.

Bütün bu gelişmeleri yıllardır sadece “yan gelip yatarak” seyreden hükümetin şu günlerde tek bir derdi var. Bütün gücüyle, İsrail’e jandarmalık yapmak için Lübnan'a sözde “barış gücü” askeri göndermek için çalışıyor.

Sadece gaf mı

Başbakan Erdoğan’ın şehitlerimiz ve askerlik konusundaki sözleri, bugün basına yansıdığı biçimiyle “gaf” olarak değerlendirilebilir mi?

Eski başbakanlardan Yıldırım Akbulut ya da Tansu Çiller böyle konuşsaydı, bu konudaki “gaf” değerlendirmesi doğru olabilirdi. Ancak Tayyip Erdoğan konuşunca, iş maalesef “gaf” boyutunu aşıyor. Erdoğan’ın, dün akşam TBMM’nde AKP Grup toplantısı öncesinde gazetecilerin sorularına verdiği yanıtlar da bunu kanıtlıyor.

"Ben üzerinde pek tartışma açılacak konuşma yaptığımı zannetmiyorum” diyen Başbakan şöyle devam ediyor:.

"Benim konuşmam sadece son zamanlardaki teröre yönelik olarak içimin yanmışlığıdır. Bir de özellikle şehitlerimizi istismar konusu yapmak isteyenlere yönelik cevaptır. Ve askerlikle ilgili özellikle bu görevi küçümsemeye kalkanlara yönelik ve askerliğin tanımına, görev tanımına ters düşecek yaklaşımlara yönelik bir değerlendirmedir... Askerlik bir turistik mekan değildir. Her şeyden önce askerlik dendiği zaman burada şüphesiz ki her türlü risk askerlikle iç içedir."

Ne açıklama ama.. Başbakana, “askerlik yan gelip yatma yeri değildir” diyerek ne kastettiği soruluyor, o da açıklamasını “askerlik bir turistik mekan değildir” diyerek yapıyor.

Buna “gaf” demek mümkün değildir. Bu, bilerek ve isteyerek yapılmış bir değerlendirmedir. Belli bir düşünceyi ve bakış açısını yansıtmaktadır.

Askerlik nedir

Başbakan açıklamalıdır. Askerliği nasıl algılamaktadır? Bir tür “ölüm ocağı, ölme yeri” olarak mı görmektedir?

Askere giden gençler için ölümü kaçınılmaz kader mi saymaktadır?

Böylesi sorulara muhatap kalıyorsa, Başbakan Erdoğan’ın askerliğin ne olduğunu doğru olarak algıladığı söylenemez.

Bunun farklı nedenleri olabilir. Hatta, AKP iktidarının Türkiye’de laik düzeni daha İslami bir yapıyla değiştirme hedefinde Türk Silahlı Kuvvetleri’ni hasım olarak gördüğü, bu yüzden terör mücadelesinde askerin rolünü göz ardı etmeye çalıştığı dahi öne sürülebilir.

Bunları enine boyuna tartışabiliriz. Ancak bu tartışmada hiç tartışılmayacak bir gerçek de önümüzde durmaktadır. Hangi nedenle olursa olsun, başında askerliği doğru olarak algılamayan bir başbakanın bulunduğu hiç bir hükümet, terör mücadelesinde başarılı olamaz.