Ya Aiiye Çetikaya..ulucgurkan.net

Şub 14 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Ya Aiiye Çetikaya..

Atandığı anaokulunda müdürlük yapabilmesi için türbanını nerede ve ne zaman çıkarması gerektiği yargıda tartışma yaratan Aytaç Kılıç'a, deyim yerindeyse destek yağıyor. Deniliyor ki, Aytaç öğretmen okul içinde başını açtığı sürece müdürlük görevini yapabilir. Bu onun bireysel bir hakkı ve özgürlüğüdür. Aksini söylemek, insanın özel yaşam alanını daraltıp kamu alanını sokağa taşımakla eş anlamlıdır.

Aytaç Kılıç'ın türbanına verilen bu destek, her nedense “başı açık” diye Konya'da sokak ortasında bir grup gözü dönmüş gericinin saldırısına uğrayan ve taş yağmuruna tutulan gazeteci Aliye Çetinkaya'dan esirgeniyor.

Televizyonda görüntülerini izlediğimiz o vahşi saldırı, sadece iki meczubun marifetiymiş gibi soruşturuluyor. Ötesinde bu olay, Aliye Çetinkaya'nın kendi gazetesi de dahil olmak üzere, basında gereğince önemsenmiyor.

Oldukça tehlikeli bir çifte standart uygulanıyor. Bu, Danıştay 2. Dairesi'nin Aytaç Kılıç'ın “anaokulu müdürlüğü yapamayacağı” yolundaki kararına yönelik tehditkar tepkilere de yansıyor.

* * *

Hiç kuşkusuz, Danıştay'ın kararı eleştirilebilir. Ancak eleştirilerin hukuk temeline uygun ve ölçülü olması gerekir.

Böyle olmuyor.. Başbakan Tayyip Erdoğan, daha önce Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı gibi, Danıştay'ı da “Diyanet'in işine karışmakla” suçluyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül ise, Danıştay'ın totaliter rejim felsefesine sahip çıktığını öne sürüyor.

Siyasetin en tepe noktalarında türbanla ilgili bir yargı kararı böylesine ölçüsüzce siyasileştirilirken, basında da hukuk temelinin hiçe sayıldığı değerlendirmeler yapılıyor.

Bir köşe yazısında, Danıştay'ın bu kararıyla “türbana sokak müfettişi” döneminin başlatıldığı kaydediliyor. Bir başka köşe yazısında da türbanı üniversitelerde yasaklayan yargı kararlarının, Tunus'ta olduğu gibi Türkiye'de sokağa taşındığından söz ediliyor.

Bunlar hukuk temelinden yoksun zorlama yorumlardır.

Danıştay'ın kararında, okulda çıkarılan türbanın sadece geliş ve gidiş yolunda takılmasına değinilmiyor. Anaokulunun bulunduğu Gölbaşı Bayrak Garnizonu'na başı kapalı fotoğraflı kimlik kullanılarak girilmek istenmesi ve garnizon içinde de okul kapısına kadar türbandan vazgeçilmemesi de ayrıca vurgulanıyor.

* * *

Danıştay kararının bu vurgular yok varsayılarak bilir bilmez eleştirilmesi iyi niyetle açıklanamaz. .

Aynı şekilde, Aytaç Kılıç'a hiç bir ölçü ve hukuki gerçeklik aranmaksızın verilen desteğin, saldırıya uğradığı halde Asiye Çetinkaya'dan bütünüyle esirgenmesi de masum bir aymazlık sayılamaz.

Buradaki tartışmada amaç gerçekten bireysel hak ve özgürlükler ise, kamu alanı dışında herkes istediği gibi giyinebilmelidir. Tek koşul, toplumda genel kabul gören ahlak kuralları olmalıdır. Kadının başının açık veya kapalı olmasına göre farklı tutumlar takınılmamalıdır.

Laikliğin de, demokrasinin de gereği budur.

Hem Danıştay'a yöneltilen eleştirilerde, hem de Aliye Çetinkaya'ya saldırının küçümsenmesinde, bu gerek yerine getirilmemektedir. Türban lehine bir tür ayrıcalık tanınmaktadır.

Ne yani, kadın saçından tahrik olan gözü dönmüş gerici takımının sokak terörüne boyun mu eğeceğiz? Böylece, kamu alanında kadının başının açık olmasını öngören yargı kararlarına karşı sokakta denge kurulduğunu mu varsayacağız?

Bu olacak iş değildir. Böylesi bir yolun açılmasına göz yumulamaz.

Ayrıca, kadın saçını tahrik nedeni sayan ruh hali ile İslamiyet arasında bağ kurulması da artık önlenmelidir. Böylesi bir sözde bağdan söz edilmesinin sağlıklı olmadığı ve İslamiyet'e sadece zarar vereceği bilinmelidir.