Ulusal Bezginlik mi?.ulucgurkan.net

Şub 21 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Ulusal Bezginlik mi?.

Geniş toplum kesimlerinde bezginlik ve umutsuzluk, bu ortamda tehlikeli bir biçimde yayılıyor. Bu ruh halini aşmamız, kendimize olan güveni yeniden ortaya koymamız gerekiyor.



Hafta sonunda bilgisayarımı açmış posta kutumdaki birikmiş mesajları ayıklıyordum. Değişik kanallardan gelmiş olan bir mesaj dikkatimi çekti.

Ermeniler, Amerikan PBS Kanalı'nda 17 Mart'ta gösterime girecek olan "The Armenian Genocide" (Ermeni Soykırımı) filmi sonrasında yayınlanmak üzere hazırlanan ve Türkiye'nin görüşlerini ABD'den Prof. Justin McCarthy ile Türkiye'den tarihçi Ömer Turan 'ın temsil ettiği panelin gösterimini engellemek için, PBS'ye verilmek üzere bir imza kampanyası başlatmışlar ve bu dilekçelerine 6 bini aşkın imza toplamışlardı.

Amerika'da yaşayan Türkler de, böylesi bir konunun tek yanlı ele alınamayacağı, her iki görüşe de yer verilmesi gerektiğini savunan ve PBS Kanalı'nın gösterime sokmayı reddettiği “Armenian Revolt” (Ermeni İsyanı) filminin gösterilmesi için karşıt bir
kampanya düzenlemişti.

Bu bilginin verildiği mesajlarda, “Sonuç alabilmemiz için Ermenilerle aynı sayıları bulmamız gerekiyor” deniliyor ve İnternette http://www.petitiononline.com/turkside/petition.html adresine girerek imza kampanyasına katkı verilmesi isteniyordu.

Kampanyaya, Pazar günü öğlen saatlerinde “3827”nci sırada imza attım.

Dün öğleden sonra bu yazı için bilgisayarın başına oturduğumda “şeytan dürttü”, imza sayısına bakayım dedim. Sayı “6898” olmuştu. 24 saati aşkın bir sürede sadece 3 bin kadar bir imza artışı olmuştu.

* * *

İmza sayısının 6 bini aşmış olması yeterli mi?

Bu sayı belki Amerikan PBS Kanalı için yeterlidir. Bunu bilemiyorum. Ancak ben, PBS Kanalı bu sayıyı yeterli bulsa ve 17 Mart'ta Ermeni soykırımı iddialarının tek yanlı yayınından vazgeçse de, yeterli bulmuyorum.

Kısa bir süre öncesine değin İnternette gerçekleştirilen Türkiye kampanyalarını anımsıyorum. Birkaç saat içinde birbirini izleyen on binlerce imzayla yüz binlere, hatta milyonlara ulaşılabiliyordu.

Bu kez bu iş niçin yavaş gidiyor acaba?

* * *

Bir süredir kaygıyla izliyordum. Yazılarımda da durmaksızın uyarıyordum.

Türkiye'de Türk olmak, “Türküm” demek neredeyse ayıp sayılıyor. Ulusal hedeflerden söz etmek de çağ dışılık olarak görülüyor.

Yurt içinde ve yurt dışında yıldızı, deyim yerindeyse özellikle parlatılmış kimi yazar ve akademisyenler, Türk kimliğini tarihin kanlı sayfalarıyla özdeşleştirmek için her yolu deniyorlar. Bu topraklarda geçmişte Ermenilerin, şimdi de Kürtlerin katledildiğini iddia ettikleri tek yanlı konferanslarını bütün pişkinlikleriyle sürdürüyorlar.

Türk kimliği ve varlığı, tarihte benzeri görülmemiş bir saldırıyla karşı karşıya bulunuyor. Öncelikle, Türkün kendisine olan saygısını yitirmesi amaçlanıyor. Böylece toplumsal güven duygusunun yok edilmesine çalışılıyor.

Bunun yanında, düzmece “Sabatayist” listeleriyle Atatürk'ün dahi Türk olup olmadığı tartışmaya açılmak isteniyor.

Bu saldırı başlangıçta oldukça güçlü bir direnişle karşılaştı. Ancak bu direniş örgütlü bir güç olma özelliği kazanamadı. Siyasal öncülüğünü de bulamadı. Dolayısıyla direniş zaman içinde etkinliğini yitirdi. Saldırı ise daha da yoğunlaştı

Geniş toplum kesimlerinde bezginlik ve umutsuzluk, bu ortamda tehlikeli bir biçimde yayılıyor. İnternetteki Türkiye kampanyaları da bundan kendisine düşen payı alıyor.

Bu ruh halini aşmamız, kendimize olan güveni yeniden ortaya koymamız gerekiyor.

* * *

Yazıya son noktayı koyarken İnternete yeniden girdim, imza sayısı “7395” olmuştu.

Demek ki, 24 saatte ulaşılabilen 3 bin imzaya iki saatte 500'e yakın bir ekleme olmuş. Biraz hızlanma var, ama henüz alıştığımız yoğunlukta ve kararlılıkta bir katılım gerçekleşmiş değil.

İzlemeye devam edeceğim, bakalım içine itildiğimiz bezginlik ve umutsuzluğu kırmak yolunda bir adım atabilecek miyiz?