Türkiye'ye Telkin Vermek..ulucgurkan.net

Şub 18 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Türkiye'ye Telkin Vermek..


AKP, gerçekleştirdiği davetle uluslararası topluluğun bu anlayışına karşı çıkmıştır. Hamas'a, silah bırakmadan ve İsrail'i tanımadan uluslararası meşruiyet kazandırmak gibi bir riski üstlenmiştir.



Türkiye , Hamas yetkililerinin ziyaretiyle anlamsız ve zamansız bir “diplomatik şov” mu yaptı? Yoksa bu ziyaretle “Ortadoğu barışı için aktif bir rol” mü üstlendi?

Aslında, Türkiye'nin Ortadoğu'da “etkili bir siyasi aktör” olarak inisiyatif alması doğaldır.

Türkiye, NATO üyesi olarak Batı sisteminin bir parçasıdır. ABD'nin müttefiki, AB'nin ise aday üyesidir. Bölgesinde de İsrail ile yakın ilişkiler içindedir.

Bu konumu Türkiye'ye Ortadoğu'da önemli bir avantaj sağlamaktadır. Doğru politikaların uygulanması halinde, Türkiye bölgesinde “barış” ve “istikrar” için gerçekten etkili olabilir. Bunu da kimse diplomatik bir şov olarak algılayamaz.

* * *

Peki, Hamas yetkililerinin Türkiye ziyareti bu bağlamda barışa katkı çerçevesinde doğru bir politika sayılabilir mi?

AKP'nin Hamas'a uluslararası toplumun beklentilerini aktardığı kuşkusuzdur. Açık anlatımıyla, önce silah bırakmasının, sonra İsrail'in varlığını kabul etmesinin telkin edildiği düşünülmelidir.

Dolayısıyla, iyi niyetli bir girişim söz konusudur.

Ancak bu girişim inandırıcı olmamıştır. Ötesinde, ne uluslararası topluma ne de İsrail'e güven vermemiştir.

Öncelikle, Türkiye'ye niçin Filistin'de hükümeti kurması söz konusu olan İsmail Haniye'nin ya da Gazze'deki Mahmut Zahar'ın değil de, Suriye'de sürgünde yaşayan Halil Meşal'in davet edildiği açıklanamamıştır.

Bunun yanında, Türkiye Filistin'de “arabuluculuk” gibi iddialı bir işe soyunmasına karşın, bu yolda atacağı adımı son dakikaya kadar hem İsrail'den, hem de ABD ve AB'den saklamıştır.

Sonuçta, hiç kuşkusuz beklemediği büyüklükteki bir tepkiyle karşılaşmıştır.

Özellikle İsrail'in bu ziyareti “Türkiye-İsrail ilişkilerinde derin yara açacak büyük bir hata” olarak nitelemesine mim koymak gerekiyor. Her 24 Nisan'da ABD Kongresi'nde oynanan ve Yahudi lobisinin de çabalarıyla engellenen “Ermeni soykırımı” oyununun bu yıl başarılı olmaması isteniyorsa, İsrail ile ilişkilerdeki yaranın tedavi edilmesi kaçınılmazdır.

* * *

Türkiye eğer Ortadoğu'da gerçekten “etkin” ve “yapıcı” bir rol oynayacaksa, bunu ABD ve İsrail ile “kriz” yaratmayacak biçimde yönetmesi ve yürütmesi kaçınılmazdır.

Ancak Hamas yetkililerinin ziyaretinin bu bağlamda hiç iyi planlanmadığı, risklerinin de doğru dürüst hesap edilmediği açıktır.

AKP liderliğinin, Hamas'ın terörden vazgeçip demokratik bir dönüşüm sürecine gireceğini düşündüğü söylenebilir. Ancak bu konuda bir hayli aceleci davrandığı, sağlıklı bir alt yapı çalışması yapmadığı anlaşılmaktadır.

Nitekim, Hamas lideri Halid Meşal temasları sonrasında Türkiye'de basına “önemli telkinler aldıklarından” söz ederken, yurt dışında El Cezire Televizyonu'na “Ben Türkiye'ye telkin işitmeye değil, telkin vermeye geldim” diyebilmiştir.

* * *

Halid Meşal'ın bu söylemi, AKP liderliğinin umduğu demokratik değişim için ümit vermediği gibi, Türkiye'yi de zora sokmuştur.

Başını ABD ve AB'nin çektiği uluslararası topluluk, Filistin seçimlerinin galibi Hamas'ı demokratik bir oluşum saymıyor. Bunun için önce silah bırakmasını, sonra İsrail'in varlığını kabul etmesini istiyor.

AKP, gerçekleştirdiği davetle uluslararası topluluğun bu anlayışına karşı çıkmıştır. Hamas'a, silah bırakmadan ve İsrail'i tanımadan uluslararası meşruiyet kazandırmak gibi bir riski üstlenmiştir.

Ancak Hamas, Türkiye'nin üstlendiği bu riski paylaşmaktan kaçınmıştır. Bu AKP liderliği için iyi bir haber değildir ve Ortadoğu ile ilgili bütün hesapların yeniden gözden geçirilmesini kaçınılmaz kılmaktadır.