Türkiye'ye Saldırmak..ulucgurkan.net

Mar 16 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Türkiye'ye Saldırmak..

Ermeni ve Kürt konferansları, Özgür ve bilimsel tartışma platformları olmak yerine, “Türkiye karşıtı” cephelere dönüşmüyor mu? Hiç istismar edildiklerini düşündükleri olmuyor mı?

Kimsenin “düşüncelerini açıklama ve yayma özgürlüğünün” kısıtlanmasından yana değilim.

Bu nedenle, düzenleniş biçimine en sert eleştirileri yöneltmeme rağmen, Bilgi, Sabancı ve Boğaziçi Üniversiteleri'nce düzenlenen “Ermeni Konferansı” nın durdurulmasına karşı çıktım. Helsinki Yurttaşlar Derneği'nin Bilgi Üniversitesi'nin ev sahipliğinde düzenlediği “Kürt Konferansı” na da bu çerçevede yaklaştım.

Ancak “iyi ki yapıldılar” deyip bu konferansların “gerçekleri çarpıtarak Türkiye'ye saldırı” girişimlerine çanak tutmalarına seyirci kalamam. Olayın Türkiye için nasıl bir tehlike potansiyeli taşıdığını teşhir etmeyi, böylece kafası karıştırılacakları uyarmayı yurttaşlık görevi sayıyorum.

* * *

“Kürt Konferansı” na konuşmacı ve “davetli izleyici” olarak katılanlar, basındaki köşelerinde günlerdir yaptıkları işi övüyorlar. Türkiye'nin “en önde gelen sorunu” dedikleri Kürt olgusunun Cumhuriyet tarihi boyunca ilk kez “özgürce” tartışılabildiğini savunuyorlar. Ayrıca, bu tartışmanın “akademik bir çatı altında” olmasına da “bilimsellik değeri” atfediyorlar.

Bunlar doğru değil.. Tamam, birileri herhangi bir engellemeyle karşılaşmadan Bilgi Üniversitesi'nde bir araya geldi. Ancak, “özgür bir tartışma” yapmadı. Her iki konferansta da, yoğunlukla Türkiye Devleti'nin eleştirildiği bir monolog sahnelendi. Farklı görüşlerin seslendirilmesine, izleyici düzeyinde dahi izin verilmedi.

Bu tutum, konferansçıların kendilerine biçtikleri “devlet ideolojisini yumuşatma” misyonuyla açıklanmaya çalışılıyor. E zber bozmaktan, önyargıları kırmaktan, milliyetçi saplantılardan kurtulmaktan söz edilerek, önyargılı ve saplantılı gerçek dışı bir başka ezber dile getiriliyor.

* * *

Ermeni ve Kürt konferansçılarının çözüm önerileri de bu doğrultuda gelişiyor. Özünde, Türkiye Devleti'nin boyun eğmesi isteniyor.

Ermeni iddiaları için “soykırım kabul edilsin” demeye getiriliyor. Kürt olgusuyla ilgili olarak da, şiddetten vazgeçmeye çağırılan PKK'nın “siyasal platforma çekilmesi” isteniyor. PKK terörünün artık Türkiye'nin önceliği olamayacağı, olayın Kürt milliyetçiliği ve ayrılıkçılığı temelinde siyasallaştığı, bu koşullarda federasyonun, hatta kanton düzeninin tartışılması gerektiği savunuluyor. “Bir arada yaşamanın başka çaresi yok” demeye getiriliyor.

“Başka çare var” diyecek olursanız, size hiç bir zeminde düşüncenizi ifade olanağı tanınmıyor.

* * *

Ermeni ve Kürt konferansçıları, üniversitelerde öğrencilerine ve gazetelerde okuyucularına, hep söylenilenleri aynen kabul etmemeyi, eleştirel olmayı öğütlüyorlar. Hemen her sorunda “resmi” diyerek sözde bilimsel olmadığını vurguladıkları Türk görüşüne karşı çıkıyorlar. Ancak bunu yaparken, kendi görüşlerini tabu haline getirerek sorgulanmadan kabul edilsin istiyorlar. Kendilerini eleştirenlerin de ne faşistliklerini bırakıyorlar, ne de Türkiye Devleti ajanlıklarını.

Bu arada, farklı görüşlere olan tahammülsüzlüklerini, farklı düşünenlerin çağrılı olduğu toplantılara gitmeyerek de ortaya koyuyorlar.

Örneğin, İstanbul Üniversitesi'nde dün başlayan “Türk-Ermeni İlişkilerinde Yeni Yaklaşımlar” konulu konferansa, Bilgi Üniversitesi'nde yapılan monolog konferansına katılan tüm öğretim üyeleri davetliydi. Ancak, Türkiye Cumhuriyeti yurttaşı olup da halen Türkiye'de değişik üniversitelerde görev yapanların hiçbiri katılmayı kabul etmedi. Buna karşın, soykırım tezinin savunucusu yabancı davetliler geldi .

Ermeni ve Kürt konferansçılarının arasında, okuldaşım ve meslektaşım Oral Çalışlar ile sınıf arkadaşım Prof. Dr. Baskın Oran gibi, görüşlerine karşı olsam da iyi niyetinden kuşku duymayacağım dostlarım da var. Özellikle onların dikkatini çekmek istiyorum. Bu konferanslar süreci giderek çığırından çıkmadı mı? Özgür ve bilimsel tartışma platformları olmak yerine, “Türkiye karşıtı” cephelere dönüşmüyor mu? Hiç istismar edildiklerini düşündükleri olmuyor mı?