Türkiye-PKK,ABD-İranulucgurkan.net

Nis 25 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Türkiye-PKK,ABD-İran

Türkiye, İran'ın nükleer güç olması halinde de seçeneksiz değildir. Uranyum zengini sayılabilecek konumuyla Türkiye, kendi nükleer dengesini kendisi kurabilecek konumdadır. Türkiye'nin bu konuda göstereceği siyasi kararlılık, hem PKK'nın Kuzey Irak'tan tasfiyesinin, hem de İran konusunda ateş çemberine düşülmemesinin anahtarıdır.

İran'ın nükleer güç olmasını engellemeye dönük diplomatik baskılar sonuç vermiyor. Çalışmalarını sürdüren İran, nükleer silah üretimine gün geçtikçe biraz daha yaklaşıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Condoleezza Rice da Ankara'ya, bu ortamda geliyor.

Ne dersiniz, ABD İran'ı engellemek için gerçekten askeri bir operasyona mı hazırlanıyor? Böyleyse, Türkiye'yi bu işe nerede ve nasıl bulaştırmayı düşünüyor?

* * *

İran'ın engellenmesi, ABD için yaşamsal önem taşıyor.

Oysa İran, nükleer silah üretse bile, ABD için doğrudan tehdit oluşturmuyor. Bunun için ne uygun menzilli füzeleri var, ne de füzeleri taşıyacak uçakları ya da gemileri..

ABD'nin asıl korkusu, İran'ın nükleer bir güç olursa Ortadoğu'daki güç dengelerinin alt üst etmesinden kaynaklanıyor. Bu durumda, bölgedeki bütün projelerinden vazgeçmek zorunda kalacağını görüyor ve bütün gücüyle bu gelişmeyi önlemeye çalışıyor.

İran'ın durumu Türkiye'yi de yakından ilgilendiriyor.

İran nükleer güç olursa, Türkiye bölgedeki ağırlığını yitireceği gibi, nükleer silahların doğrudan hedefi haline de geliyor.

* * *

Hiç kuşkusuz, Türkiye bu olaya seyirci kalamaz, kalmamalıdır. Ancak, İran'a karşı ABD'nin biçtiği her role de gönüllü olmamalıdır.

Öncelikle, İran'a yönelik askeri operasyon planlandığı kadar kolay olmayacaktır.

Varsayalım ki İran'daki nükleer tesisler, geçmişte İsrail'in Irak'a yaptığı gibi, havadan vuruldu. Böylece İran, dize getirilmiş mi olacaktır?

İran'ın, güçlü bir hava savunma ağı olduğu biliniyor. Ötesinde, ülke olarak büyük bir stratejik derinliğe de sahip bulunuyor. Bu koşullarda, vur kaç saldırılarıyla nükleer tesisleri yok edilse dahi, İran'ın karşılık verme yeteneği sıfırlanamaz. İran'a teslim bayrağı çektirmek için çok daha etkili bir hava saldırısı ile ve son derece güçlü bir kara desteği gereklidir.

İran'ın bu durumu, Türkiye'nin olası bir karşı askeri operasyon için kazanılmasını kaçınılmaz kılmaktadır. Burada da ABD'nin önceliği, Türkiye'nin topraklarının ve hava sahasının kullanımı olmaktadır.

* * *

ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın, Ankara'yı ziyareti öncesinde, “PKK konusunda yoğun istihbarat paylaşımına başladık” demesi, Türkiye'nin olası bir operasyona bulaştırılmasına dönük bir “havuç” sunumudur.

ABD, Türkiye'nin PKK'ya karşı mücadelede İran ve Suriye ile işbirliği yapmasından ciddi olarak endişelidir.

Anımsanacaktır, Türkiye'nin Güneydoğu'da Irak ve İran sınırına asker sevkıyatına başlamasıyla birlikte, İran Kuzey Irak'taki bir PKK noktasına roket fırlattı. PKK'ya karşı benzeri bir hareketlilik Suriye'de yaşandı.

İran ve Suriye'nin Türkiye'ye, PKK'ya karşı mücadelede ABD'ye muhtaç olmadığı mesajını vermeyi amaçladığı açıktır. Bu mesajla birlikte, Türkiye'nin de Güneydoğu'ya asker sevkıyatını geçmiş yıllardan daha kapsamlı yapması, ABD'nin endişesinin temelsiz olmadığını göstermektedir.

* * *

Türkiye, karların erimesiyle birlikte Güneydoğu'ya asker sevkıyatını yıllardır yapıyor. Böylece, bahar ve yaz aylarında genişleyen kırsal alanı doldurmayı, PKK'ya karşı devlet otoritesini belli merkezlerde toplanmış olarak bırakmak yerine bölgenin bütününe yaymayı amaçlıyor.

Ancak bu yılki sevkıyat, hem asker sayısı hem de askerlerin konuşlanması bakımından geçmiş yıllardan biraz daha kapsamlı.. Bir anlamda, sınır ötesi operasyona da yönelebilir izlenimi veriyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök de bu durumu, “Türkiye'ye Irak üzerinden yapılan PKK saldırısı engellenmezse gereği yapılır” sözleriyle doğruluyor.

Böylece Türkiye, PKK üzerindeki ABD himayesine karşı uzun süredir ilk kez, İran ve Suriye destekli açık bir stratejik bir üstünlük sağlamış bulunuyor.

* * *

Gelinen bu nokta önemlidir. ABD'nin “istihbarat paylaşımı” edebiyatına kanarak Türkiye'nin geri adım atmasına izin verilmemelidir. PKK terörüne karşı elde edilen askeri bağlamdaki bu stratejik üstünlük, siyasi pazarlıklarda masada kaybedilmemelidir.

Ayrıca Türkiye, İran'ın nükleer güç olması halinde de seçeneksiz değildir. Uranyum zengini sayılabilecek konumuyla Türkiye, kendi nükleer dengesini kendisi kurabilecek konumdadır. Türkiye'nin bu konuda göstereceği siyasi kararlılık, hem PKK'nın Kuzey Irak'tan tasfiyesinin, hem de İran konusunda ateş çemberine düşülmemesinin anahtarıdır.