TÜRK DEVLETİ ABD'Yİ UYARMALI MI?ulucgurkan.net

Ağu 7 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Boş Duvar
TÜRK DEVLETİ ABD'Yİ UYARMALI MI?

Türk Devleti, topraklarının bir bölümünü terketmeyi tartışmaya açan ABD kaynaklı saldırıyı daha fazla görmezden gelemez.

ABD, “Büyük Ortadoğu” adını verdiği son projesiyle, bölgedeki 22 ülkenin sınırlarının değiştirmeyi hedefliyor. Bölgede ulusal devletlerin parçalanması, her etnik gruba ve hemen her mezhebe ayrı devletler kurdurulması yoluyla, ABD’nin bölgedeki enerji kaynakları üzerindeki kontrolünün pekişmesi, böylece dünya egemenliğinin daha da perçinlenmesi amaçlanıyor.

İsrail’in Lübnan ve Filistin’e yönelik son saldırılarıyla birlikte “Yeni Ortadoğu için zamanın geldiğini” söyleyen ABD Dışişleri Bakanı Condeleezza Rice, “Yeni Ortadoğu” haritasının etnik ve dini cemaat temelinde yeniden çizilecek sınırlarla biçimleneceğini, bunun için gerekirse orantısız güç kullanımından kaçınılmayacağını da saklamıyor.

İşte Irak.. Demokrasi yerine kan ve göz yaşı götürülen bu ülke, ABD’nin “Yeni Ortadoğu” anlayışı paralelinde fiilen üçe bölünmüş buluyor.

Lübnan’a gelince.. Fransa ile çatışmaları sona erdirmek için bir BM karar tasarısı üzerinde uzlaşan ABD, bu ülkedeki uluslararası sınırların “tartışmalı” ya da “belirsiz” olduğu varsayılan kısımlarının yeniden çizilmesi için durmaksızın dayatıyor.

“Armed Forces Journal”

ABD Silahlı Kuvvetleri'nin resmi yayın organları arasında bulunan Armed Forces Journal dergisinin Haziran sayısında yayınlanan Ortadoğu haritası, aslında ABD’nin “Yeni Ortadoğu” rüyasını yansıtmaktadır.

Hiç kuşkusuz, bu Amerikan rüyasının bizim açımızdan en çarpıcı yönü, zaman zaman AKP hükümetinin kendisine durumdan vazife çıkartmaya çalıştığı “Yeni Ortadoğu” arayışında Türkiye’nin de parçalanmasının öngörülmesidir.

Türk Devleti, toprak bütünlüğüne kasteden bu onur kırıcı saldırıyı daha ne kadar görmezden gelecektir?

Bu saldırı birkaç usulü yazışma ve konuşmayla geçiştirebileceklerini sananlar, ihanetle eş değerde bir yanılgı içindedirler. Çünkü bu saldırı ne sıradan, ne yeni, ne de rastlantı sonucudur. Amerika’da emekli bir albayın hezeyanı da değildir. Türkiye’ye de, “dahili ve harici bedhahlar” tarafından sözde roller biçilen Ortadoğu’daki Amerikan rüyası’nın son noktasıdır.

ABD “haydut devlet” suçu işliyor

En yetkili ağızlarından Ortadoğu’da harita değişikliğinden söz eden ABD, aslında Devletler Hukuku bağlamında suç işlemektedir. Ortadoğu genelinde Birleşmiş Milletler (BM) Sözleşmesi’ni, Türkiye özelinde ise NATO Antlaşması’nı açıkça ihlal eden ABD, bu tutumuyla “haydut devlet” olarak tanımladığı ülkelerle aynı kefeye düşmektedir.

Ergun Özgen’in “Harita ve Armed Forces Journal” başlıklı çalışması ABD’nin BM Sözleşmesi ile NATO Antlaşması’nı nasıl pervasızca ihlal ettiğini bütün çıplaklığıyla sergilemektedir:

“Birleşmiş Milletler Sözleşmesi’nin amaçları ile ilgili hükümler sıralanırken, amaç ve prensiplerin başında, "Milletlerarası barış ve güvenliğin korunması, barışa yönelik tehditlerin önlenmesi konularında müşterek önlemlerin alınması" öngörülmüştür. Bu bağlamda, Sözleşme’nin 2. Maddesinin (4) paragrafında şu hükme yer verilmiştir:

“Teşkilat üyeleri, milletlerarası münasebetlerde gerek herhangi bir başka Devlet toprakları bütünlüğüne veya siyasi bağımsızlığına karşı, gerekse Birleşmiş Milletlerin amaçları ile telif edilemeyecek herhangi bir surette tehdide veya kuvvet kullanılmasına başvurmaktan kaçınırlar.”

Aynı şekilde, siyasi görüş birliği içinde olan ittifak halindeki ülkelerden NATO yapısı içinde yer alanlar arasındaki Kuzey Atlantik Antlaşmasının 4. Maddesi de benzeri bir düzenlemeyi içermektedir:

“İçlerinden herhangi birinin toprak bütünlüğünün, siyasi geleceğinin veya güvenliğinin, Taraflardan birinin fikrince, tehdit altında bulunması halinde, Taraflar birbirleri ile istişare edeceklerdir.”

Özetle, ülkelerin toprak bütünlüğü “sınırların değişmezliği” ilkesi kapsamında BM Sözleşmesi ile güvence altına alınırken, NATO ittifakı içinde de dost(!) kabul edilen ülkeler arasında ülkelerin toprak bütünlüğüne ilişkin güvence esasları tanımlanmıştır.”

Ne yapmalı?

Ergun Özgen’in anımsattığı BM Sözleşmesi’nin ve NATO Antlaşması’nın ilgili hükümleri, Devletler Hukuku açısından Türk Devleti’ne kaçınamayacağı ve zamana bırakamayacağı bir görev yüklüyor.

Ankara’daki ABD Büyükelçisi öncelikle Dışişleri Bakanlığı’na, ancak daha önce defalarca tanık olduğumuz gibi bu kez de bundan kaçınılırsa, Cumhurbaşkanlığı’na çağrılmalı ve bir tür “nota” üslubuyla uyarılmalıdır.

BM Sözleşmesi ve NATO Antlaşması temelindeki böylesi bir uyarı, Washington Post'da ABD’nin Lübnan politikalarını biraz da mahcup bir üslupla eleştiren diplomatik makaleler yazmaktan çok daha etkilidir. Türkiye’yi bölgesinde yeniden lider ve ulusal sınırlarını korumak isteyen bölge ülkelerine öncü yapar.

* * *

Ergün DEMİREL - E .Deniz Kurmay Albay

HAYALİ ORTADOĞU HARİTASI

ABD Silahlı Kuvvetler dergisi Armed Forces Journal’ da Emekli Albay Ralph Peters’in ‘Kanlı Sınırlar’ adlı yazısına eklenmiş ‘Hayalindeki Ortadoğu Haritası’ uzun süredir internette dolanıyordu. Ardından Vatan gazetesinde manşet oldu.

Deniz Harp Akademisinde Öğretim Başkanlığı yapmış, önemli yabancı askeri dergilerin 20 yıldan uzun süredir takipçisi olan ve halen denizcilik ve deniz stratejisi üzerinde bilimsel araştırma yapan biri olarak bu yazı beni hayrete düşürdü. Çünkü tüm ABD dahil tüm ülkelerde yayınlanan askeri dergiler doğrudan sansüre tabidir. Özellikle ABD Silahlı Kuvvetleri, müttefik veya işbirliği yapılan ülkelerle ilgili yanlış anlaşılabilecek hiç bir yayına izin vermez.

Nitekim 1988 yılında benim ‘Türk-Yunan Sorunlarına’ ilişkin bir makalemi ‘politik hassasiyet içerdiği’ gerekçesi ile ayni dergi yayınlamamıştı. Vietnam ile ilgili veya Irak ile ilgili ABD’yi yeren bir tek yazının ABD askeri dergilerinde yayınlanması mümkün değildir.

Keza bilimsel veriler dayanmayan ve ciddi referansları olmayan bir makalenin de Armed Forces Journal gibi bir derginin yayın kurulundan onay alacağını hiç sanmıyorum. Yazıyı okudum ve maalesef bu yazıda hiç bir bilimsel yan veya sonuca götüren bir ifade bulamadım.

Harita tam bir komedi;

- Kürdistan Hopa’ya dayanmış

- ABD’nin Ortadoğudaki can siperane savunucuzsu Ürdün’ü Mekke’ye kadar uzatmış

( Nede olsa bu ülkede 3 milyon Filistinli var, Filistin devleti kurulursa İsrail Batı

Şeria’dan çıkmayacak, Yeni Filistin Devleti Ürdün topraklarında kurulacak. Ürdün’e

sunulan bu topraklar da bunun diyeti olacak)

- Büyük Lübnan ile Suriye’nin deniz bağlantısı kesilecek

- Yemen Kuzeye genişletilmiş (Malumunuz Kuzey Yemen ABD yanlısı, Güney Sosyalist)

- Arap Sünni devleti çölde kuruluyor (Vahada hurma toplayacaklar)

- Arap Şii devleti Maşallah Basra Körefezinin Kuzeyini kapsamış)

- İran oldukça daraltılarak cezalandırılmış (Azıcık Azerbaycan’a, biraz Afganistan’a, biraz da yeni kurulacak Belucistan’a toprak verilmiş)

- Azerbaycan azıcık genişletilmiş ama Türkiye bağlantısı tamamen kopartılmış

- Pakistan ince bir hatta dönüştürülmüş

Ancak;

- Umman, Katar, Birleşik Sarap Emirlikleri, Kuveyt gibi hiç bir etnik kimliği olmayan

petrol yatağı şeyhlikler – aşiretlerin toprak bütünlüğü aynen korunmuş

- Rusya kızmasın diye Orta Asya ülkelerine (Kazakistan,Tacikistan, Türkmenistan,

Özbekistan, Kırgızistan) hiç dokunulmamış

Pek çok Türk subayı ABD Harp Akademilerinde eğitim görmüş ve muhtelif araştırmalar yapmıştır. Eğer bunlardan birisi Albay Peters’ın düşüncelerine bir araştırma ödevinde yer verse idi; Önce psikiatr kontrolüne yollanır sonra da Türkiye’ye iade edilirdi.

Bu nedenle bu yazıyı ve haritayı çok dikkatli okumak gerekir. ABD Silahlı Kuvvetleri bu işi bu kadar aleni yapmaya başlamış ise durum kötüdür. Kötüden de ötedir. Bu arada Türkiye’de ilgili makamların bu saçmalamaya kayıtsız kalması pek çok daha kötüdür.

Kurtlar Vadisi ile Çuval’ın rövanşını alanların suskun kalması pek hayra alamet değildir. Kurtlar Vadisi Kuzey Irak filmine kızan ABD yetkililerine, resmi bir dergide resmiden de öte askeri bir dergide çıkan bu yazı ile ilgili herhalde sorulacak sorular olmalıdır.

İşin garip yanı ayni gün yayınlanan Sabah gazetesinde Ergün Babahan’ın yazısında yer alan Ahmet Kaya’nın bir yazısı. Tarih araştırmaları konusunda gerçekten ülkemize çok büyük katkıları olan Bilgi Üniversitesi’nin bir yayınından alınmış! Bu değerli yayında sayın Kaya azınlık talepleri ile ilgili olarak şu değerlendirmeyi yapıyor; Batı’da amacın hem çoğunluk hem de azınlık için az çok adil bir uzlaşma noktası bulmak olduğuna, Doğu’da ise amacın azınlıkların devletin varlığına veya toprak bütünlüğüne karşı bir tehdit oluşturmasına engel olmaktır.’

Sayın Ahmet Kaya’nın Albay Peters’ın bu yazısını okuduktan sonra ‘Batı’da amacın hem çoğunluk hem de azınlık için az çok adil bir uzlaşma noktası bulmak olduğu’ görüşü ışığında ‘bizi nasıl bir uzlaşmanın beklediğini’ anlayabileceğini sanıyorum.