Terörle Mücadeleulucgurkan.net

Nis 20 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Terörle Mücadele

Terör mücadelesi, iki centilmen arasındaki basit bir düello değildir. Bu mücadelede teröristlere, güvenlik güçleriyle eşit mesafede yaklaşılamaz.. Türkiye bu konuda, güvenlik güçlerinin hareket kabiliyetini kısıtlayan, buna karşın teröristleri “koruyup kollayan” dayatmalara boyun eğmiştir. Bu da terör mücadelesinde zafiyet yaratmıştır.



Terör mücadelesi, iki centilmen arasındaki basit bir düello değildir. Bu mücadelede teröristlere, güvenlik güçleriyle eşit mesafede yaklaşılamaz.

Türkiye bu konuda, AB'ye uyum adına ciddi yanlışlıklar yapmıştır. Güvenlik güçlerinin hareket kabiliyetini kısıtlayan, buna karşın teröristleri “koruyup kollayan” dayatmalara boyun eğmiştir.. Bu da terör mücadelesinde zafiyet yaratmıştır.

Şimdi bu yanlış düzeltiliyor. Terörle Mücadele Yasası'nda, güvenlik güçlerinin teröristlerle mücadelesini kolaylaştırıcı ve etkinleştirici değişiklikler öngörülüyor.

Ancak, böylece son derece doğru bir iş yapılırken, beraberinde oldukça yanlış bir adım da atılıyor. Terörün tanımı ve kapsamı alabildiğine genişletiliyor. Türk Ceza Yasası'nda kalması gereken pek çok suç terör suçu olarak tanımlanıyor. Bir anlamda, terörle mücadele gerekçesiyle demokratik hak ve özgürlüklerden vazgeçildiği tartışmalarına, deyim yerindeyse çanak tutulmuş oluyor.

* * *

Terörle Mücadele Yasası'nda değişiklik öngören tasarı, güvenlik güçleri ile hakim ve savcılar için yeni yetkiler getiriyor.

Buna göre güvenlik güçleri, “teslim ol” emrine uymayanlara karşı silah kullanabiliyor.. Ancak silah kullanımında aşırıya kaçılmaması, "tehlikeyi etkisiz kılabilecek ölçü ve orantıda" kalınması gerekiyor.

Terör şüphelilerinin avukatlarıyla görüşme hakkı, hakim kararıyla 24 saat süreyle kısıtlanabiliyor. Ancak bu süre içinde şüphelinin ifadesi alınamıyor.

Avukatın dosya içeriğini incelemesi veya belgelerden örnek alma yetkisi, hakim kararıyla kısıtlanabiliyor. Avukatların, örgütsel amaçlı haberleşmelere aracılık ettiğine ilişkin kanıt bulunması halinde, avukatlar ile müvekkilleri arasında alınıp verilen belgeler, hakim tarafından incelenebiliyor.

Terörle mücadeleyi kolaylaştırıcı ve etkinleştirici bu önlemlerin, yurt içinde ve yurt dışında kimi çevrelerce acımasızca eleştirileceği, Türkiye'nin AB rotasından saptığından söz edileceği kuşkusuzdur.

Ancak eleştiriler bu boyutuyla haklı olmayacaktır.

Yeni tasarı, güvenlik güçleri ile hakim ve savcıların yetkileri bağlamında, AB ülkelerinin terörle mücadele yasalarına göre çok daha ölçülüdür. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya'da güvenlik güçlerinin "doğrudan ve duraksamadan silah kullanma yetkisi" olduğu unutulmamalıdır.

* * *

Tasarıyla ilgili asıl sıkıntı, terör suçunun hemen her suçu kapsar hale getirilmesiyle ilgilidir.

Terör suçlarının kapsamı, intihardan göçmen kaçakçılığı ve insan ticaretine; inanç, düşünce ve kanaat özgürlüğü ile eğitimin engellenmesinden çevrenin kasten kirletilmesine; bilişim suçlarından kredi kartlarının kötüye kullanılmasına; ih aleye fesat karıştırmadan resmi ve özel belgelerde sahteciliğe; çocukların cinsel istismarından fuhuşa; uyuşturucu ticaretinden insan hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde ilaç yapmaya ve satmaya kadar pek çok alana yayılmaktadır.

Hiç kuşkusuz, bu ve benzeri suçların Türk Ceza Yasası kapsamında bırakılması gerekir. Terörle Mücadele Yasası için, hangi suç olursa olsun terör amacıyla işlendiğinde cezasının arttırılacağını belirten genel bir hüküm yeterlidir.

Adalet Bakanı Cemil Çiçek, bu suçların Terörle Mücadele Yasası kapsamına bütünüyle değil, “şiddet içermesi terör örgütü adına işlenmesi ” kaydıyla alındığını söylemektedir. Ancak bu da, ceza yasasındaki suçların terör suçu olarak ayrıca tanımlanmasıyla ilgili olarak doğabilecek sorunları gidermemektedir.

Örneğin, kapsam dışı kalan suçlar, örneğin hırsızlık ya da banka soygunu, teröre hizmet amacıyla işlenirse ne olacaktır? Yasada terör suçu olarak tanımlanmadı diye, adi suç mu sayılacaktır?

Peki ya terör kapsamına alınan suçlar, hangi amaçla işlenirse işlensin, öncelikle terör bağlantısıyla kovuşturulmayacak mıdır? Geçmişi anımsayın, hemen her demokratik protesto eylemi, “ anayasal düzeni değiştirmek” iddiasıyla kovuşturulmuyor muydu?

Nihayet, terörün kapsamını böylesine genişletince, terörle mücadeleyi kolaylaştırmış mı olursunuz, yoksa daha da zorlaştırmış mı? Bütün ülke yok yere terör alanına dönmez mi? Her taşın altında, ilgili ilgisiz terörle karşı karşıya kalan toplumda bir bezginlik, bıkkınlık doğmaz mı?

Umarız TBMM'ndeki görüşmeler sırasında bu yanlışlık düzeltilir, Türkiye demokratik ama etkili bir terörle mücadele yasasına kavuşur.