Soykırım Teslimiyetçiliğini Aşmak..ulucgurkan.net

May 4 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Soykırım Teslimiyetçiliğini Aşmak..

Türkiye, Ermeni soykırımı yalanına boyun eğerek kendisi için dost biriktirmiyor. Tam aksine, Ermeni yalanlarına dayalı karşı nefreti besliyor. Bu olumsuzluğu aşabilmesi, kararlı olmasını gerektiriyor.



Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Sofya'daki NATO Dışişleri Bakanları toplantısında yönelttiği “Ermeni soykırımının asılsız olduğunu söylersem, beni de mi tutuklayacaksınız” sorusu, Fransa Dışişleri Bakanı Phillipe Douste-Blazy'yi zor durumda bırakıyor.

Fransız bakan Türk meslektaşına, “Çok haklısınız ” diyor ve ekliyor:

“Öyle mantıklı bir argüman verdiniz ki, elimden geleni yapacağım ..”

* * *

18 Mayıs'ta Fransız Parlamentosu'nda, Sosyalist Parti tarafından hazırlanan ve Ermeni soykırımının asılsız olduğunu belirtenlere para ve hapis cezası verilmesini öngören faşizan bir yasa önerisi görüşülecek.

Fransa'daki merkez sağ hükümet, fikir ve ifade özgürlüğünü hiçe sayan bu öneriden hoşnut görünmüyor. Önerinin yasalaşması halinde, Türkiye ile Fransa arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkilerin ciddi biçimde zedeleneceğini, bundan da en büyük zararı, Türkiye'nin milyar dolarlık ihalelerinden pay almayı planlayan Fransız iş aleminin göreceğini düşünüyor.

Ancak Fransız hükümeti, öneriye karşı parlamentoda kararlı bir duruş sergiler mi, Fransız Dışişleri Bakanı'nın sözleriyle “elinden geleni yapar” mı, fazla umutlu olmamak gerekiyor. Çünkü, Cumhurbaşkanlığı seçimi için 250 bin Ermeni oyunun peşindeki Sosyalist Parti'nin bu ırkçı önerisine, hükümeti oluşturan sağ partilerden de destek geliyor.

Fransız Hükümeti, Türkiye ile ilişkilerin bozulmasından yana olmasa da, bu olayın kendi içinde bir hükümet sorununa dönüşmesini istemiyor. Bu nedenle, Ermeni soykırımının asılsızlığını sergilemeyi suç sayan öneriyi engellemek için etkin bir çaba harcamaktan şimdilik kaçınıyor.

* * *

Peki, bu hava değişir mi?

Hiç kolay değil, ama pes de etmemek gerekiyor.

Hiç kuşkusuz Türkiye'nin, Cumhurbaşkanlığı, TBMM Başbakanlığı, Başbakanlık ve parlamenterler düzeyinde yapacakları var. Ancak Türk kamuoyu bu ve benzeri resmi diplomatik girişimlerle yetinmemeli.

İş alemi, basını ve sivil toplum kuruluşları bir araya gelip topyekun ayağa kalkmalı. Yurt dışındaki Türkler de, sadece Fransa'da değil, artık dünya genelinde “biz de varız” demeli.. Fransız basınında, fikir ve ifade özgürlüğünün suçlanamayacağını, tarihin çarpıtılarak güncel politika haline getirilemeyeceğini anlatan kampanyalar düzenlenmeli. Kısa bir süre önce, tarihin önyargılarla açıklanamayacağını dile getiren Fransız bilim adamları ve aydınları, yeniden göreve çağrılmalı.

* * *

Varsayalım ki, her şey yapıldı, ama sonuç alınamadı ve Fransız Parlamentosu, özgürlükleri ve tarihi gerçekleri katletti.. Türkiye bu durumda da çaresiz değildir..

Basında, Türkiye'nin Paris Büyükelçisini geri çağıracağı belirtiliyor.

Bu anlamlı bir diplomatik tepkidir. Ancak gelinen noktada Türkiye'nin daha fazlasını yapması kaçınılmazdır.

Fransa, Ermeni soykırımının asılsızlığını sergilemeyi yasaklayan ve cezalandıran ilk ülke olmayacaktır. Son örneği Kanada olmak üzere, bu ırkçı nefreti başka ülkeler de göstermiştir. İşte İsviçre, İşçi Partisi Genel Başkanı Doğu Perinçek'i “Ermeni soykırımı yok ” dedi diye 6 ay hapse mahkum etmek için düğmeye basmıştır.

Türkiye, bütün bu ülkelere karşı ortak bir diplomatik atak geliştirmelidir. Örneğin, soykırım yalancısı ülkelerdeki Türk Büyükelçileri hep birlikte “Ermeni soykırımı yalandır” açıklaması yapsalar ne olur?

Büyükelçiler, ne tutuklanabilir, ne de haklarında dava açılabilir. Tarihi bir gerçeği dile getirdikleri için, en çok “istenmeyen adam” ilan edilirler. Bu durumda Türkiye de, aynı karşılığı verip bu ülkelerle diplomatik ilişkilerini Büyükelçi düzeyinin altına düşürebilir.

Ötesinde, soykırım yalancılığında ısrar eden ülkelerin Türkiye'deki ihalelerden dışlanmaları da kaçınılmazdır. Böylece bilinir ki, bir ülkenin parlamentosu hiç üstüne vazife olmadığı halde soykırım yalancılığına soyunur ve bu yanlışından dönmezse, o ülkenin şirketleri Türkiye'deki ihale pastasından pay alamazlar. Pay almak istiyorlarsa, ülkelerindeki neo-faşist Türkiye düşmanlığına karşı mücadele etmeleri gerekir.

“Bu kadarı da fazla. Türkiye bütün dünyayı karşısına mı alacak, yalnız kalır” diye korkanlar olabilir. Ancak, korkunun ecele faydası yoktur.

Türkiye, Ermeni soykırımı yalanına boyun eğerek kendisi için dost biriktirmiyor. Tam aksine, Ermeni yalanlarına dayalı karşı nefreti besliyor. Bu olumsuzluğu aşabilmesi, kararlı olmasını gerektiriyor.