Siyasal Öncülük..ulucgurkan.net

Şub 23 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Siyasal Öncülük..

Merkez solda açık bir kısır döngü yaşanıyor. Bu kırılmadıkça, AKP’nin alternatifi merkez sağda yaratılsa dahi, Türkiye’de siyasetin önü açılmış olmayacaktır.

Neredeyse iki hafta oldu. Çok sayıda okuyucu, üzerinde yazmadığım halde, gazetelerde yayınlanan son kamuoyu yoklamalarıyla ilgili ilginç sorular yöneltiyor.

AKP gerçekten “açık ara önde” mi? CHP daha ne kadar geriler, baraj sorunuyla karşılaşır mı? DYP ve MHP “kıl payıyla” da olsa barajı aşabilir mi? Anavatan Partisi parlamentoda grup kuracak ilgiyi görmesine karşın, oy oranını niçin yükseltemiyor?

Başlangıçta bu sorulara birebir yanıt vermeye çalıştım. Ancak soruların ardı arkası kesilmedi, yanıtlarda zorlanmaya başladım. Amerikan PBS Kanalı’nda Ermeni soykırım iddialarının tek yanlı gösterimine karşı başlatılan imza kampanyasıyla ilgili “Ulusal Bezginlik mi?” başlıklı yazımın sonrasında, önceki gün, deyim yerindeyse tıkandım.

Gelen mesajlarda genellikle, Türk kimliği ve varlığının karşı karşıya olduğu saldırının önceleri “ güçlü bir direnişle” karşılaşmasına karşın, “bu direnişin örgütlü bir güç olma özelliği kazanamadığı, siyasal öncülüğünü de bulamadığı” yolundaki saptamama dikkat çekiliyor ve siyasetteki boşluğu doldurmak için “ne yapmalı” sorusu soruluyordu. Bu arada, sık sık kamuoyu yoklamalarına da atıf yapılıyordu.

* * *

Öncelikle belirtmem gerekiyor ki, seçim sürecine girilmediği sürece kamuoyu yoklamalarının, hangi partiye ne kadar oy verileceği konusunda sağlıklı sonuç verebileceğine inanmıyorum. Bu benim kişisel düşüncem de değil. Dünya genelinde kabul gören ve bilimsel çalışmalarla da desteklenen görüş böyle.

Bu nedenle, seçim dönemleri dışında siyasi partilerle ilgili kamuoyu yoklamalarında oy oranlarının irdelenmesinden kaçınılıyor. Bunun yerine, siyasi partilerin politikalarının değerlendirilmesi yoluna gidiliyor.

Seçim dönemleri dışında oy oranlarının öne çıkarılması, kamuoyu yoklamalarıyla gerçeğin yansıtılmasından çok, “kamuoyunu etkileme” girişimi olarak algılanıyor. Bu konu, üniversitelerde ilgili ders notlarına da girmiş bulunan şu fıkrayla da anlatılıyor..

Çocuk tam bir matematik dehasıymış. Henüz konuşmaya başladığında “2 kere 2”diye sorulduğunda “4”yanıtını vermekte tereddüt etmezmiş.. Uzun yıllar boyunca matematik ve istatistik alanında çalışmış, başarılı bir akademik kariyer yapmış. Bir ödül töreninde gazeteciler sormuşlar, “2 kere 2 kaç eder” diye. Çenesini sağ elinin içine almış ve biraz düşündükten sonra, “3 ile 5 arasında bir rakam” demiş.. Bir süre sonra, bilgi birikimini değerlendirmek amacıyla bir kamuoyu şirketi kurmuş. Bir siyasi partiden kendisini aramışlar, çalışmalarını değerlendirmek için onlar da “2 kere 2 kaç eder” diye sormuşlar. Aynen çocukluk günlerindeki gibi hiç düşünmemiş, bir çırpıda yanıtlamış: “Siz kaç olmasını istiyorsunuz?.”

* * *

Son kamuoyu yoklamalarındaki oy oranlarının belli çevrelerin hesaplarına uygun olduğu kuşkusuzdur.

Burada özellikle dikkat çeken konu, siyasette AKP’nin alternatifinin solda değil sağda aranması, bunun gerçekleşmesinin de DYP ve Anavatan Partisi’nin bir araya gelmesi koşuluna bağlanmasıdır. Bu olursa, aynen 1991 ve 1995 seçimlerinde olduğu gibi, “sağın alternatifinin sağ” olduğu bir siyasi tablonun oluşacağı düşünülmektedir.

Bundan, başta CHP olmak üzere siyaset meydanındaki bütün partiler gereken dersi çıkartmalıdır. Sol siyaset, nasılsa kamuoyu yoklamaları gerçeği yansıtmıyor diyerek başlarını kuma gömemezler.

Kamuoyu yoklamalarındaki rakamlar ne kadar çarpıtılmış olursa olsun, merkez sol siyaset bakımından şu gerçek kesindir. CHP, ana muhalefet konumuna karşın AKP’ye karşı alternatif olamamaktadır. CHP adeta pusuya yatmış vaziyette AKP’nin yanlış yapmasını bekleyerek ve bunları bir tür “laf ebeliğiyle” eleştirerek zamanı tüketmektedir. Yurttaşların taleplerini inandırıcı politika ve önerileri ortaya koyamamaktadır. Kamuoyu yoklamalarında değinilen öteki merkez sol partiler, SHP ve DSP ise CHP’nin yerine bir seçenek oluşturacak etkinliği gösterememektedir.

Merkez solda açık bir kısır döngü yaşanıyor. Bu kırılmadıkça, AKP’nin alternatifi merkez sağda yaratılsa dahi, Türkiye’de siyasetin önü açılmış olmayacaktır. Bakmayın siz “sağ-sol ayrımı bitti” laflarına, dünyadaki bütün demokrasiler hala bu denge üzerinde işliyor. ABD’de dahi Demokrat Parti giderek sola açılıyor.

Türkiye’de de demokrasinin sağlıklı işlemesi için sola ihtiyaç vardır. Kurtuluş ve kuruluş günlerindeki ulusalcı heyecanı eşitlikçi, özgürlükçü, sosyal adaletçi ve dayanışmacı evrensel sol ilkelerle bütünleştiren bir dinamizm yaratılırsa, siyasetin bozulan dengeleri düzeltilebilecektir.