Sivil Patlama mı?.ulucgurkan.net

Nis 1 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Sivil Patlama mı?.

Türkiye Cumhuriyeti'nin bölgede oluşturacağı kararlı kamu yönetimi ve terörle mücadelede azmi, terör örgütü ile yandaşlarına umutlarının hiç bir koşulda gerçekleşmeyeceğini gösterecek kararlılıkta olmalıdır.



Başbakan Tayyip Erdoğan, Diyarbakır'da başlayıp başka illere de yayılan PKK saldırılarının üçüncü günü akşamı yurda dönünce, olayların hiç de yurt dışından göründüğü gibi olmadığını görmüş olmalı. Nitekim, önceki gün yurda dönüş yolunda, basını “olayları abartmayın” diye uyaran Başbakan, dün olayları değerlendirirken sertleşmek zorunda kaldı.

Umarız, Türkiye'nin nasıl bir tehlikeyle karşı karşıya olduğu gerçekten algılanmıştır. Yurt içinde ve yurt dışında gereken önlemler alınır ve kararlılıkla uygulanır.

* * *

Önce yurt dışına bakalım.. ABD Büyükelçisi, “Güneydoğu'da yaşananların bugüne kadarki en ciddi sivil patlama olduğunu düşünüyorum” buyuruyor.

Düşünebiliyor musunuz, biner kişilik PKK yandaşı gruplar ortalığı savaş alanına çeviriyor, esnafı can ve mal tehdidiyle kepenk kapatmaya, öğrencileri okulları boykot etmeye zorluyor, ABD'nin büyükelçisi sazı eline alıp “sivil patlama” değerlendirmesi yapıyor.

Terörü sivilleştiren bu değerlendirmeyi, bir süredir bazı AB Büyükelçileri de ağızlarında geveliyorlardı. Dışişleri Bakanlığı ise duymazdan, görmezden geliyordu.

Şimdi bunu, PKK'nın Kuzey Irak'taki hamisi ABD'nin Büyükelçisi açıkça dile getiriyor. Bakalım, Dışişleri Bakanlığı bu kez de üç maymunu oynamayı sürdürecek mi? Yoksa işin ciddiyetini kavrayıp ABD Büyükelçisini bakanlığa çağırıp en azından uyarmak gereğini duyacak mı? Kuzey Irak'taki PKK varlığına karşı sınır ötesi operasyon için daha fazla beklenmeyeceği konusunda ABD, anlayacağı bir dille uyarılacak mı?

Hiç kuşkunuz olmasın, terörist başkaldırının “sivil patlama” olarak tanımlanması konusunda sessiz kalınırsa ve PKK'nın Kuzey Irak'taki varlığına bir süre daha seyirci kalınırsa, önümüzdeki dönemde Güneydoğu'da “kendi kaderini tayin” için referanduma gidilmesi yönündeki baskıların kapısı da açılmış olacaktır.

* * *

Yurt içine gelince, Başbakan Erdoğan, olağanüstü hal ilanı konusunda “Bunu duymamış olayım” diyor. Teröre karşı mücadele konusunda da AB ile ortak bir tavır için görüşüleceğini söylüyor.

Umarız Başbakanın bu sözleri, terör mücadelesinde son yıllarda eli kolu büyük ölçüde bağlanan güvenlik güçlerinin biraz olsun etkinleştirilebilmeleri için AB'den himmet beklendiği anlamına gelmiyordur. Roj TV olayında da gördük, AB ülkeleri bu konuda iyi niyetli değiller.

Terörle mücadele konusunda Türkiye, kendi politikasını kendisi çizmek durumundadır. Kimseden icazet bekleyemez.

İngiltere ve İspanya'da terör yasalarında güvenlik güçlerine tanınan yetkiler, Türkiye'dekinden çok daha kapsamlıdır. Ötesinde bu yetkiler hemen her AB ülkesinde, kimsenin eline silah almadığı, herhangi bir ayrılıkçı talebi dile getirmediği olaylarda dahi büyük bir acımasızlıkla kullanılmaktadır. Bu konudaki son örnek Fransa'dır.

Türkiye, güvenlik güçlerinin terörle mücadelesinde gerekli yasal düzenlemeleri yaparken, AB ile pazarlık gibi bir yanlışa kesinlikle düşmemelidir.

* * *

İvedilikle atılması gereken bir adım ise Güneydoğu'daki otorite boşluğunun giderilmesidir. Bunun için, PKK'nın siyasi kanadı gibi davranan belediye başkanlarının tek bir gün daha görevde bırakılmamaları gerekir..

Belediye başkanları gerçekte kamu görevlisidirler. Ancak uzun süredir ellerindeki kamu kaynaklarını halkın yararına değil, bölücü terör örgütünün güçlenmesi ve siyasallaşması için pervasızca kullanmaktadırlar. Haklarındaki yasal işlemler yapılırken, AB ne der kaygısı olmamalıdır. Sorun, Türkiye'nin AB üyeliğinin ötesinde, birliği ve bütünlüğüyle ilgilidir.

Otorite boşluğunu gidermek için, Güneydoğu'da Türkiye Cumhuriyeti'nin görevlisi gibi değil de, AB komiseri gibi davranmayı marifet sanan atanmış kamu görevlilerinin de bir an önce değiştirilmeleri kaçınılmazdır. Bu anlayıştaki görevlilerin aymazlıkları, bütün bir bölgede otorite kaymasına yol açmış ve terör örgütüne umut vermiştir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin bölgede oluşturacağı kararlı kamu yönetimi ve terörle mücadelede azmi, terör örgütü ile yandaşlarına umutlarının hiç bir koşulda gerçekleşmeyeceğini gösterecek kararlılıkta olmalıdır.