Sessiz Çoğunluğun Sesiulucgurkan.net

Nis 18 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Sessiz Çoğunluğun Sesi

Türkiye'de halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Ancak, mürteci değildir. Cumhurbaşkanı Sezer, sessiz halk çoğunluğunun sesi olmuştur.



Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer'in “irtica tehlikesine” dikkat çeken son konuşması belli çevrelerce kıyasıya eleştiriliyor.

Cumhurbaşkanı'nın ayrımcılık yaptığı, dindar insanların siyaset yapmasını engellemeye çalıştığı söyleniyor. Bu arada l aikliğin de, Anayasa'daki bağlayıcı ve toplumsal mutabakatı yansıtan tanımını aşarak kendi otoriter laiklik yorumunu dayatmaya çalıştığı öne sürülüyor.

Bu eleştiriler ne kadar haklı? Cumhurbaşkanı Sezer'in amacı gerçekten dindar insanları siyasetten alıkoymak mı? Laiklik konusunda da, Anayasa dışı otoriter bir anlayışı mı dayatmayı hedefliyor?

Bu soruları yanıtlamanın en kestirme ve en sağlıklı yolu, Türkiye'nin dört bir yanında yaşanan bazı olayları anımsamaktan geçiyor. Çok gerilere de gidilmesi gerekmiyor. Cumhurbaşkanı Sezer'in eleştirilen konuşmasını yaptığı 12 Nisan'dan sonra basına yansıyan olayları sıralamak yeterli..

* * *

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi..

Cumhurbaşkanı Sezer'in Harp Akademileri'nde konuştuğu gün basılıyor. Üniversite dışından bir grup, ellerinde sopa ve “sallama” olarak bilinen bıçaklarla fakültenin duvarlarını aşarak bahçeye giriyor. “Cansuyu Bayramını” kız-erkek bir arada kutlayan öğrencilere saldırıyor, bir öğrenciyi yaralıyor ve bira standını dağıtıyor.

Merzifon Lisesi ve Ticaret Meslek Lisesi..

Bu okullarda rehber öğretmen olarak görev yapan Ahmet Yılmaz, öğrencilere bildiriler dağıtarak “Milli Görüş” e katılım çağrısı yapıyor. Rehber öğretmen bildirisinde, tüm öğrenci ve ailelerini “Milli Gazete” okumaya ve “TV 5” kanalını izlemeye davet ediyor.

Kartal İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü..

İstanbul'un Kartal İlçesi'nde, kaymakamlık ve ilçe milli eğitim müdürlüğü tarafından Anadolu Gençlik Derneği adlı bir kuruluşa, “Kutlu Doğum Haftası ” kapsamında “umre” ödüllü “Hazreti Muhammet'e mektup ” adlı bir kompozisyon yarışması düzenlenmesi için izin veriliyor.

Milli Eğitim Bakanlığı inceleme başlatıyor. Ancak Kartal İlçe Milli Eğitim Müdürü Eyüp Atasoy oralı olmuyor, basına “geri dönmeyiz” diyor. Bakanlığın incelemesini de, “Almanya'da lise müdürü rahibe. Onlar bunu dincilik olarak algılamıyor. Ama Türkiye'de bir yarışma olunca laiklik gitti, millet bitti yaygarası koparıyorlar” sözleriyle eleştiriyor.

Diyarbakır'da Eğil İlçesi..

İlçe müftülüğü, “Kutlu Doğum Haftası” kapsamında ilçe kaymakamlığından Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından basılmış olan “Peygamberimi Öğreniyorum” adlı kitabın okullarda öğrencilere dağıtımı için izin alıyor. Ancak bu kitabı dağıtmıyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ile hiç ilgisi olmayan başka bir kitabı dağıtıyor. Ayrıca bu kitapla ilgili olarak, öğretmenlerin yerine müftülükçe görevlendirilen gözetmenlerin görev aldığı bir sınav yapıyor. Bu sınavda da, gerçek din bilgileri yerine, depremlerin çoğalmasının ve yüksek binalar yapılmasının kıyamet alameti olduğunu iddia eden hurafelere dayalı sorular soruluyor.

Mersin..

Mersin'de beş öğretmenin görev yeri, derste “evrim teorisini” anlattıkları için değiştiriliyor. Bu öğretmenler, 'bazı öğrencilerin dini inançlarını sarsıcı yönde açıklama ve telkinde bulunmakla” suçlanıyor.

İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesi..

İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesi'nin Vezneciler kampusunda bir grup öğrenci, Kuran okuyarak 31 Mart Vakası'nı anıyor. Bu öğrenciler diğer öğrencileri kantine hapsederek okudukları Kuran'ı zorla dinlettiriyor ve kızların da başların zorla örttürüyor.

* * *

Bu ve benzeri örnekleri gün geçtikçe dilediğinizce çoğaltabilirsiniz. Biraz daha geriye gidince, yaşamın her alanına da yayabilirsiniz.

Belli dinci çevreler, toplumsal yaşamı kendilerince biçimlemek için dini alabildiğine kullanıyor. Ötesinde, milli eğitim müdürlüğü, müftülük gibi devlet görevlerini de istismar ediyor.

Bu koşullarda Cumhurbaşkanı Sezer'in, "Dinin, bireyin manevi yaşamını aşarak toplumsal yaşamı etkilemesine izin verilemez" demesi yanlış mıdır? Bu sözü, laiklik anlayışını Anayasal tarifinin ötesinde otoriter bir dayatmaya dönüştürmek, ya da dindarları siyasetten uzaklaştırmak isteniyor diye eleştirmek, toplumsal yaşamın din kurallarıyla belirlemesini savunmak anlamına gelmez mi?

Türkiye'de halkın büyük çoğunluğu Müslüman'dır. Ancak, mürteci değildir. Cumhurbaşkanı Sezer, sessiz halk çoğunluğunun sesi olmuştur.