Ortadoğu'da Sorun Yaratmak..ulucgurkan.net

May 1 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Ortadoğu'da Sorun Yaratmak..

Türkiye'nin, İran'a yönelik baskıların savaşa dönüşmesine hiç bir koşulda katkı vermeyeceğini açıklamasının zamanı gelmiştir.

Dışişleri Bakanlığı, İran'ı vurmak için ABD'nin Türkiye'den üs istediği yolundaki haberleri yalanladı. Alman ve İsrail basınını bu konuda "spekülasyon" yapmakla suçlayan Bakanlık, Türkiye'nin tutumuyla ilgili olarak da şu açıklamayı yaptı:

“Türkiye, bölgesindeki sorunların diyalog ve müzakereler yoluyla çözümlenmesini savunmakta, bölgemizin yeni sorunlara ihtiyacı bulunmadığına, herkesin bu amaçla üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi gerektiğine inanmaktadır.”

Dışişleri Bakanlığı bu açıklamasıyla, bölgedeki askeri hareketliliği yadsımıyor. Tam aksine, diplomatik bir üslupla doğruluyor. Ancak Türkiye'nin buna karşı olduğunu, askeri yöntemlerin sorunları daha da büyüteceğini belirtiyor.

Ötesinde Dışişleri Bakanlığı, İran'ı ABD'nin değil İsrail'in vuracağı, bu amaçla Türkiye'den “hava koridoru izni” istendiği, üs talebinin de İsrail dağ komando birliklerinin Bolu ve Hakkari'de “kar tatbikatı” yapmasıyla ilgili olduğu yönünde Türk basınında çıkan haberlere de herhangi bir yalanlama getirmiyor.

* * *

İran'ın nükleer silahlar edinmesini önlemek için ABD'nin her yolu deneyeceği kesindir.

Bu bağlamda, müzakereler de bir yoldur. Ancak ABD, bu konuda pek hevesli değildir. Nükleer programından vazgeçirmek amacıyla İran'ı mutlaka vurmak gerektiğine inanmakta ve İsrail'i buna hazırlamaktadır.

NATO da devrededir. Kasım 2004'de NATO ile İsrail arasında imzalanan protokol ve NATO Genel Sekreteri Scheffer'in İsrail'i ziyaretiyle birlikte Şubat 2005'te İsrail'in NATO tatbikatlarına katılmaya başlaması, bağımsız bir gelişme sayılamaz.

Aynı şekilde, Ocak 2005'de Suriye açıklarında yapılan ABD-Türkiye-İsrail ortak tatbikatı da saldırı planı kapsamında, Türkiye'nin askeri olanaklarından yararlanılması konusundaki ABD kararlılığını yansıtmaktadır.

* * *

ABD'nin Türkiye'yi yanına almak konusundaki kararlılığının bir başka göstergesi de, ABD yetkililerinin Türkiye'yi, deyim yerindeyse mesken tutmuş olmalarıdır.

FBI Başkanı Mueller ve CIA Başkanı Gross ile ABD Savunma Bakanlığı Müsteşarı Florry'nin tartışmalı ziyaretleri hala tartışılıyor. Bayram sonrasında bu trafiğe, ABD Genelkurmay Başkanı Pace'ın da katılacağı anlaşılıyor. Ne dersiniz, ABD Dışişleri Bakanı Rice'ın Şubat ayındaki ziyareti öncesinde ABD Genelkurmay Başkanı Türkiye'de kiminle ne konuşacak acaba?

Böylesine yoğun bir trafiğin, “rutin” olarak nitelenmesi inandırıcı olamaz. Kaldı ki bu ziyaretlerin Türkiye'nin politikalarıyla ilgili belli kararların oluşturulması amacını taşıdığı başka ziyaretlerle de doğrulanmaktadır. Örneğin, İsrail Genelkurmay Başkanı Halutz ve NATO Genel Sekreteri Scheffer'in ziyaretleri, ABD yetkililerinin ziyaretleriyle bire bir örtüşmektedir.

* * *

Peki, bu ortamda Türkiye'ye gelen İran Dışişleri Bakanı Mottaki ile ne konuşulmuştur?

İranlı Bakana, Dışişleri Bakanlığı'nın açıklamasında yer alan biçimiyle Türkiye'nin, sorunun müzakereler yoluyla çözümünü istediği, askeri yöntemlere karşı çıktığı yolunda güvence verdiği tahmin edilebilir. Ancak bunun yanında, herkes gibi İran'a sorumluluk düştüğü, bunun ise nükleer programın askıya alınmasını içerdiği mesajının verildiği de kuşkusuzdur.

Şimdi bir soru.. İran nükleer programını askıya almazsa veya nükleer silah edinmek gibi bir amacının olmadığını fiilen kanıtlamazsa ne olacak? Türkiye nasıl bir politika izleyecek? İsrail'in olası bir hava saldırısı durumunda hava koridorunu açacak mı? İran karşılık verirse, askeri olanaklarını ABD'nin kullanımına sunacak mı?

Hükümet yetkililerinin ve Dışişleri Bakanlığı'nın bugüne kadarki açıklamalarına bakarak, böylesi bir tehlike yoktur diyemeyiz. Türkiye'nin barıştan yana olduğu sık aralıklarla yinelenmekle birlikte, bunun gerektirdiği siyasi kararlılık ne yazık ki gösterilmemektedir.

Hükümet bugün için günü kurtardığını düşünebilir. Ancak, bu tehlikeli bir oyundur. Türkiye hiç istemediği halde bir anda kendisini savaşın içinde bulabilir. Türkiye'nin, İran'a yönelik baskıların savaşa dönüşmesine hiç bir koşulda katkı vermeyeceğini açıklamasının zamanı gelmiştir.