Ortadoğu'da Laiklik Rüyası..ulucgurkan.net

Şub 2 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Ortadoğu'da Laiklik Rüyası..

İslam coğrafyasında demokrasinin ilk koşulunun laiklik olduğunu ABD'ye, Türkiye'nin anlatması gerekiyor.

ABD'nin kısa bir süre öncesine kadar arka bahçesi olan Latin Amerika sola kayarken, günümüzdeki ön bahçesi Ortadoğu siyasal İslam'a yöneliyor. Her iki bölgede de, yaşanan değişimleri ABD karşıtlığı biçimliyor. Latin Amerika'da ulusalcı sol hareketler, Ortadoğu'da İslami kesimler öne çıkıyor.

Latin Amerika'da yükselen ulusalcı sol dalga, uluslararası tekeller ve yerli ortaklarının sınırsız tahakkümüne karşı kamu yararını savunuyor. Ortadoğu'daki İslami kesimler ise böyle bir hedef gözetmiyor. Örneğin, bölgenin enerji kaynaklarının kontrolü ve halk yararına kullanımıyla ilgilenmiyor. Sadece, dini kuralları genişletmeyi ve toplum yaşamını buna göre yönlendirmeyi önemsiyor.

ABD, bölgedeki çıkarları zedelendiği için Latin Amerika'daki değişime karşı bütün gücüyle karşı çıkıyor. Ortadoğu'da ise, özünde ABD karşıtlığı içermesine rağmen, petrole dayalı çıkarları için doğrudan tehdit oluşturmadığı sürece İslami hareketlere cephe almıyor. Hatta çıkarları için güvence saydığı “ılımlı İslam” projesi kapsamında, İslami hareketlerle ilişki kurup destek olmaktan da kaçınmıyor.

* * *

ABD'nin Latin Amerika ve Ortadoğu'da çıkarlarına dayalı çifte standartlı politikası, Başkan Bush'un dünkü “Birliğin Durumu” konuşmasına da yansımış bulumuyor. Ortadoğu'da demokrasinin yayıldığını, Mısır'da Müslüman Kardeşlerin, Lübnan'da Hizbullah'ın ana muhalefet konumuna geldiği seçimlere değinerek savunan Bush, Latin Amerika'da askeri darbe dönemini sonlayan seçimleri görmezden geliyor.

Bush'un bu yaklaşımı, ABD için asıl amacın demokrasi olmadığını, Ortadoğu özelinde de çıkarları zedelenmediği sürece köktendinci rejimlerle sorun yaşamayacağını gösteriyor. Bu da, günümüzün İslam coğrafyasında demokrasiden gerçekten söz edebilmek için vazgeçilmez olan laikliği ABD'nin niçin umursamadığını açıklıyor.

ABD Ortadoğu'da sadece petrol kaynakları üzerindeki kontrolünü önemsiyor. Bush, ABD'nin petrole bağımlı olduğunu ve petrolün, başta Ortadoğu olmak üzere genellikle dünyanın istikrarsız bölgelerinden ithal edildiğini belirterek, “Ekonomimizi petrole dayalı olmaktan çıkarıp, Ortadoğu petrolüne bağımlılığımızı geçmişin bir parçası yapabiliriz” diyor.

ABD 2025'e kadar Ortadoğu'dan ithal edilen petrolü yüzde 75 oranında azaltmayı planlıyor. Ancak bu tarihe kadar, ihtiyacı olan petrolü gerekirse silah gücüne de başvurarak kontrolü altında tutmayı, buna karşı çıkmayan her rejimle, ister köktendinci olsun isterse çöl diktatörlüğü, uzlaşmayı öngörüyor. Bush'un sözleriyle, “Amerika'nın geleceği buna bağlı” bulunuyor.

* * *

Filistin'de Hamas'ın kazandığı zafer, ABD'nin Ortadoğu'da “ılımlı İslam” projesine dayalı olarak uyguladığı çifte standartlı politikasının, aynen bumerang gibi, kullananı da vurabilecek bir silaha dönüşebileceğini gösteriyor.

Hamas, Filistin'de şeriata dayalı bir İslam devleti kurmayı amaçlıyor. Okullarda kız ve erkek çocukları birbirinden ayırarak, bu yoldaki ilk adımını atmayı planlıyor.

Oysa Filistin, Arap dünyasında laikliğin rüyasıydı. ABD de Filistin'i, Ortadoğu'ya demokrasi götürme politikasının en başarılı örneği sayıyordu. Son seçimlerde bu durum değişirken, Mısır, Irak ve Suriye'de hızla zemin kaybeden laik Arap milliyetçiliği, Filistin'de de büyük bir yenilgiye uğruyordu.

Peki ABD, Filistin'de yaşananlardan gereken dersi alır mı? Çıkarları için köktendinci hareketlere önce destek verip sonra terörden şikayet aymazlığından kurtulur mu?

Afganistan'da Taliban ve El Kaide'yi Sovyetler Birliği'ne, Irak'ta Saddam'ı İran'a karşı desteklediğini anımsanınca, umutlu olunamıyor. ABD'nin “ılımlı İslam” projesiyle laikliğe, dolayısıyla Ortadoğu genelinde demokrasiye zarar vermeyi sürdüreceği anlaşılıyor. Bush'un dünkü konuşması da bu yargıyı doğruluyor.

Aslında, İslam coğrafyasında demokrasinin ilk koşulunun laiklik olduğunu ABD'ye, Türkiye'nin anlatması gerekiyor. Ne var ki, son dönemde Türkiye'de de laik düzeni daha İslami bir yapıya dönüştürme aymazlığı yaşanıyor. Bu aymazlığın Latin Amerika'dakine benzer bir süreçle Ortadoğu'da da kırılması kaçınılmaz bulunuyor. Kısa dönemde ABD'nin petrol çıkarlarına zarar verse de, Ortadoğu'da gerçek demokrasiye, dünyada da kalıcı barışa gidecek en kestirme yol bu oluyor.