Kutsal Değerler ve İfade Özgürlüğü..ulucgurkan.net

Şub 9 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Kutsal Değerler ve İfade Özgürlüğü..

Kendisine yapılandan haklı olarak rahatsız olanların aynı haksızlığı başkasına yapmasının hiç bir meşru gerekçesi olamaz.

Hazreti İsa' nın Nazi üniformasıyla Hitler' e benzeyen bir karikatürü yapılsa, bu kimsenin hoşuna gider mi?

İngiliz The Times gazetesinde bu soruya, kesin bir dille ve hiç kuşkusuz haklı olarak “gitmez” yanıtı veriliyor. Bu nedenle, Hazreti Muhammed 'i terörist gibi gösteren karikatürlerin Avrupa basınında yayınlanmasının “ifade özgürlüğü” kapsamında değerlendirilemeyeceği savunuluyor.

Nitekim, s on karikatür krizini başlatan Danimarka'nın Jyllands Posten gazetesinin, 2003 yılında Hazreti İsa'nın bir karikatürünü “Hıristiyanlar rahatsız olur” gerekçesiyle basmadığı da ortaya çıkmış bulunuyor.

Ancak aynı gazete, aradan iki yıl geçtikten sonra Hazreti Muhammed 'in karikatürlerini, “Müslümanların rahatsız olacağını” hiç dikkate almadan yayınlıyor. Bunu da ifade özgürlüğü olarak tanımlıyor.

Oysa ifade özgürlüğü günümüzde sınırsız bir hak sayılmıyor. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 10. maddesinde, bu özgürlüğün kullanılmasının “görev” ve “sorumluluk” içerdiği vurgulanırken, yasayla sınırlanabileceği de belirtiliyor.

Hiç kuşkusuz, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ifade özgürlüğü için öngördüğü bu “görev” ve “sorumluluk” anlayışı, “kutsal değerlerin korunmasını” da içeriyor.

* * *

“Kutsal din değerlerinin aşağılanması” çok sayıdaki Avrupa ülkesinde ceza yasalarıyla yasaklanmış bulunuyor. Karikatür krizinin tetiklendiği Danimarka da bu ülkeler arasında yer alıyor.

Danimarka Ceza Yasası'nın 140. maddesinde, “Bu ülkede yasal olarak faaliyet gösteren herhangi bir dini topluluğu, ibadeti, resmi olarak aşağılayan ve lekeleyen, para ya da 4 ay hapisle cezalandırılır” ifadesi yer alıyor.

Danimarka Ceza Yasası'na 1866 yılında giren bu maddenin, en son 1938'de bir Yahudi kızını dini nedeniyle aşağılayanlara karşı açılan bir davada kullanıldığı biliniyor. Şimdi de, Danimarka'nın İslam dinini henüz resmen tanımadığı, dolayısıyla Hazreti Muhammed 'in karikatürleri için uygulanamayacağı savunuluyor.

Ancak bu, gerçekçi ve doğru bir açıklama olarak görünmüyor. Yasa cezalandırma koşulu olarak aşağılanan dinin resmi olarak tanınmasını öngörmüyor. Bunun için, o dinin “yasal olarak faaliyet göstermesini” yeterli sayıyor. Bu da Danimarka'daki Müslümanların durumuna uyuyor.

* * *

Danimarka yurttaşı Müslümanların, bu ülkenin Ceza Yasası'nın 140. maddesine dayanarak dava açma yolunu zorlamaları, davaları kabul edilmediği takdirde de olayı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) taşınmaları gerekiyor.

Avrupa ülkelerinin hemen tamamında, “etnik köken” ve “dini inanç” temelinde “ırkçı nefret” hapis cezasını içeren yaptırımlara bağlanmış bulunuyor. Bu bağlamda, Danimarka'da yayınlandıktan sonra 13 Avrupa ülkesinde 30 kadar gazetede de yer alan Hazreti Muhammed karikatürlerinin "Müslümanlara karşı ırkçı bir mesaj içerdiğini" de kimse yadsımıyor.

Nitekim, Danimarka'nın Jyllands Posten gazetesinin genel yayın yönetmeni, “Başında bir bomba olan İsa karikatürünü yayınlar mıydınız?” sorusunu yanıtlarken ırkçı nefretini açıkça sergiliyor. “Neden Hz. İsa'nın kafasında bir bomba olsun” diyor, “Hıristiyanlar böyle bir karikatüre tepki gösterir. Hz. Muhammed'in kafasında bombalı karikatürü, Müslümanlar sarığı sembol gösterdikleri için yayımladık..”.

Bu koşullarda, AİHM'nin dava başvurularını kabul etmekten başka çaresi bulunmuyor.

* * *

Avrupa'da başlatılacak böylesi bir yargısal süreç, İslam ülkelerinde süregelen şiddet olaylarının yatıştırılması konusunda da etkili olabilir.

Bu konu önemlidir. Kutsal değerlerinin aşağılandığından yakınan Müslümanların, buna şiddet içeren eylemlerle karşılık vermeleri, örneğin bayrak yakıp büyükelçilikleri tahrip ederek başkalarının kutsal değerlerine saldırmaları, cana kastetmeleri mutlaka önlenmelidir. Kendisine yapılandan haklı olarak rahatsız olanların aynı haksızlığı başkasına yapmasının hiç bir meşru gerekçesi olamaz.