Kıbrıs Sorunu Ekonomiden mi İbaret?.ulucgurkan.net

Oca 26 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Kıbrıs Sorunu Ekonomiden mi İbaret?.

Türkiye'nin tek seçeneği, Kıbrıs'ın bir AB koşulu olmaktan çıkarılması ve yeniden BM gündemine taşınması için göstereceği kararlılıktır.

Türkiye Kıbrıs konusunda yeni bir şey söylemiyor. Limanların ve havaalanlarının karşılıklı açılması yönündeki eski çağrısını, “eylem planı” biçiminde yineliyor.

Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, Birleşmiş Milletler'e (BM) sunulduğunu açıkladığı bu planın bir dizi diplomatik temas sonrasında hazırlandığı ve bu süreçte, Türk limanları ile havaalanlarının Rumlara açılması karşılığında İngiltere ve ABD'den bazı sözler alındığı anlaşılıyor.

İngiliz Başbakanı Jack Straw'ın Kıbrıs'ta, Rumların tepkisine rağmen KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı makamında ziyaret etmesi, bu arada BM Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Başbakan Tayip Erdoğan ile Davos'ta bu konuyu görüşmeyi kabul etmesi, Türkiye'nin eylem planı için belli bir uluslararası destek sağladığını gösteriyor.

Ancak bu destek, Türkiye'nin eylem planının mutlaka uygulanabileceği anlamına gelmiyor.

Türkiye öncelikle, KKTC limanlarına ve havaalanlarına ilişkin kısıtlamaların kaldırılmasını ve AB'nin söz verdiği ticari ve mali yardımların gerçekleştirilmesini bekliyor. Ayrıca, Kıbrıs'ta kalıcı çözüm için AB'nin yerine Birleşmiş Milletler'in inisiyatif almasını istiyor. Bu kapsamda, BM Genel Sekreteri'nin himayesinde Türkiye, Yunanistan, KKTC ve Rum yönetimi arasındaki dörtlü görüşmelerin yeniden başlatılarak Annan Planı'nın masaya getirilmesini öneriyor.

Türkiye, Kıbrıs konusunda Türkiye ve KKTC üzerindeki baskıyı Yunanistan ve Rum yönetimine çevirmeyi amaçlıyor. Plana “hayır” denilmesi halinde de, AB'nin bu yılın ilk yarısı içinde limanlarını ve havaalanlarını Rumlar'a açma zorlamasından kurtulmayı hesaplıyor.

Ne var ki, Rumlar hiç oralı görünmüyor. Kıbrıs Rum yönetimi lideri Tasos Papadopulos, Türkiye'nin limanlarının ve havaalanlarının açılmasının bir AB yükümlülüğü olduğunu, bunun karşılığının istenemeyeceğini söylüyor.

Yunanistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü de, Türkiye'nin AB süreci çerçevesinde üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmesinin zorunlu olduğunu belirterek, “Türkiye, yükümlülükleri yerine getirmekten kaçınmanın yollarını aramasın” diyor.

* * *

Rum tarafının bu tutumu karşısında Türkiye, ABD'den ve İngiltere aracılığıyla AB'den ne bekleyebilir?

AB'nin genişlemeden sorumlu komiseri Olli Rehn, Rumları rahatlatıcı bir açıklama yapıyor. Türkiye'nin açılımından memnuniyet duyduğunu belirtmekle birlikte, Türkiye'nin konuyla ilgili AB yükümlülüklerinin hiçbir koşulda ertelenemeyeceğini kaydediyor. Açık anlatımıyla, limanların ve havaalanlarının açılmasından Türkiye'nin kaçamayacağını özellikle vurguluyor.

İngiltere'nin de AB'yi dengelemesi kolay görünmüyor. İngiltere genelde Türkiye'ye yakın durmakla birlikte kendi içinde tam bütünlük sağlayamıyor. Bu kapsamda, İngiltere Başbakan Yardımcısı John Prescott'un kısa bir süre önce Türkiye'yi Kıbrıs'ta “yasadışı işgalci” olarak tanımladığına dikkat çekiliyor.

ABD'de ise Temsilciler Meclisi, Türkiye'nin Rum kesimini “Kıbrıs Cumhuriyeti” olarak tanımasını isteyen bir karar tasarısını tartışıyor. Bu tasarı, kabul edilse dahi bir bağlayıcılığı olmamasına karşın, Türkiye'nin ABD desteğinin de tam ve kesin olmadığını gösteriyor.

BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a gelince.. Görev süresi doluyor, yeniden seçilmesi konusunda da sıkıntıları var. Bu nedenle, istese dahi Türkiye lehine kararlı bir ağırlık koyacak gücü bulunmuyor.

* * *

Türkiye bütün bu zorlukları aşıp planını uygulatsa dahi, Kıbrıs konusunda istediğini elde etmiş olmayacaktır.

Türkiye'nin açıkladığı eylem planı, Kıbrıs sorununu bütünüyle ekonomik bir zemine kaydırıyor. Çözüm için önceliği, ekonomik ilişkilerin ve karşılıklı ticaretin geliştirilmesine taşıyor.

Bu doğru değildir. Kıbrıs sorununun ekonominin yanında hukuki ve siyasi boyutları da vardır. Ekonomik gerekçelerle bu boyutların göz ardı edilmesi, Türkiye'nin yararına olmaz. Örmeğin, limanların ve havaalanlarının karşılıklı açılması amacıyla da olsa AB ek protokolünün TBMM'nde onaylanması, Türkiye'yi Rum kesimini fiilen tanımak zorunda bırakacak bir yola sokar.

Bu tuzağa düşmemek için Türkiye'nin tek seçeneği, Kıbrıs'ın bir AB koşulu olmaktan çıkarılması ve yeniden BM gündemine taşınması için göstereceği kararlılıktır.