İtalya'dan Türkiye'ye..ulucgurkan.net

Nis 13 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
İtalya'dan Türkiye'ye..

İtalya'da yaşanan seçim deneyimi, özellikle Türk merkez solu için örnek olmalıdır. Kimse kendisini kandırmasın. Merkez soldaki hiç bir parti bugünkü görüntüsüyle, geleceğin iktidarı olarak halka güven verecek konumda değildir. Birbirlerine sağlayabilecekleri tek üstünlük, 1999 ve 2002'de olduğu gibi, birinin seçim barajını aşabilmesidir. Bu üstünlük, oturdukları koltuklara hırsla sarılan kimi siyasetçiler için yeterli olabilir. Ancak Türkiye ve Türk halkı için yeterli değildir.

İtalya'da Başbakan Silvio Berlusconi, iktidarını koruyabilmek için her yolu denedi. Sahibi olduğu çok sayıdaki televizyon istasyonu ve gazeteyi seferber ettiği son derece pahalı bir seçim kampanyası yürüttü. Bu arada, Katolik İtalyan halkının dini duygularını her fırsatta tahrik etti, açık açık Kiliseyi kendisini desteklemeye çağırdı. Seçimlere üç gün kalınca da, pek çok vergiyi kaldırma sözü verdi.

Berlusconi, bütün bu çabalarına karşın başarılı olamadı. Seçimleri, kılpayı bir oy farkıyla Romano Prodi liderliğindeki merkez sol ittifak kazandı.

Bir bakıma Berlusconi, kendi kazdığı tuzağa düştü.

Berlusconi, oyları azalacak olsa da seçimleri kendisinin kazanacağını düşünüyordu. Bu nedenle altı ay kadar önce seçim sistemini değiştirmişti. Öncelikle, seçimlerde birinci olan parti ya da partiler ittifakının Temsilciler Meclisi'nde çoğunluğu elde edeceği bir düzenleme yapmıştı. Bunun yanında, İtalyan yurttaşlarına yurt dışında da oy kullanma olanağını sağlamıştı.

Berlusconi, bu düzenlemelerin kendisine yarayacağını umuyordu. Ancak tam tersi oldu. Merkez sol ittifak, binde 1'lik kılpayı bir oy farkıyla Temsilciler Meclisi'ndeki sandalyelerin yüzde 55'ini aldı. Yurt dışından gelen oylarla da Senato'da üstünlük sağladı.

* * *

Seçim sonuçlarının resmi olarak açıklanmasına karşın, Berlusconi yenilgiyi kabul etmiyor. Oyların sayımında çok sayıda usulsüzlük yaşandığını öne sürüyor ve 43 bin oyun yeniden sayılmasını istiyor.

Aslında Berlusconi, seçimleri çok az bir oy farkıyla kaybetmesinin ötesinde, kendisi için de korkuyor. Başbakanlığı yitirince, Berlusconi için hem İtalya'da hem de İtalya dışında mahkeme yolu kaçınılmaz görülüyor.

Berlusconi'nin başı, özellikle İspanya'da ağrıyacağa benziyor. Sahibi olduğu Fininvest grubuna bağlı İspanyol Tele 5 televizyon kanalında 1990-1993 yıllarında vergi sahtekarlığı yapıldığı iddiasıyla açılan dava, Berlusconi Başbakan olunca İspanya'da Anayasa Mahkemesi kararıyla durdurulmuştu.

İtalya'daki pek çok savcı gibi, İspanya'da da bu davanın savcısı, Berlusconi'nin Başbakanlık koltuğunu Prodi'ye terk etmesini bekliyor.

* * *

İtalya'da yaşanan seçim deneyimi, özellikle Türk merkez solu için örnek olmalıdır.

Yirmi yılı aşkın süredir Türk merkez solunda ilkeler unutulmuştur. İlkelerin yerine kişilerin “sen-ben” kavgaları geçmiştir.

Gelinen nokta hepimizin gözünün önündedir. Oylar yüzde 40'lardan yüzde 20'lere düşmüş ve merkez sol, iktidar yarışının dışında kalmıştır. Bu yarışta merkez solun yerini, etnik ve dini cemaat temelindeki marjinal siyasi yapılar almıştır.

Merkez solun bu durumu, demokrasinin sağlıklı olarak işlemesini tehlikeye sokacak bir gelişmedir. Merkez sol ve merkez sağ ekseni yerine, etnik ve dini cemaat temelindeki iktidar yarışı ise ülkenin ve ulusun birliği bakımından ciddi sakıncalar içermektedir..

Çözüm, merkez solun siyaset sahnesindeki yerini yeniden güçlü bir biçimde almasıdır.

Ancak bu kendiliğinden olacak bir iş değildir. Merkez sol, siyaset sahnesinde yeniden iddialı olabilmek için “sen-ben” kavgalarını bir kenara bırakıp kişilerin yerine ilkeleri konuşmaya başlamalıdır. Ulusal ve evrensel “ortak paydalarda” buluşup İtalya'dakine benzer bir seçim ittifakının temelini şimdiden atmalıdır.

Kimse kendisini kandırmasın. Merkez soldaki hiç bir parti bugünkü görüntüsüyle, geleceğin iktidarı olarak halka güven verecek konumda değildir. Birbirlerine sağlayabilecekleri tek üstünlük, 1999 ve 2002'de olduğu gibi, birinin seçim barajını aşabilmesidir.

Bu üstünlük, oturdukları koltuklara hırsla sarılan kimi siyasetçiler için yeterli olabilir. Ancak Türkiye ve Türk halkı için yeterli değildir.