İtalya'da "Zeytin Ağacı"..ulucgurkan.net

Mar 25 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
İtalya'da "Zeytin Ağacı"..

Tek çare tabanda siyaset yapanların ve hayal kırıklığı yaşayanların, kendi kendilerine yakınmayı bırakıp aktif olarak devreye girmeleri ve ittifak için güç oluşturup tavandakileri buna mecbur etmeleridir.

İtalya'da 9-10 Nisan'da yapılacak genel seçimi, Romano Prodi'nin liderliğindeki sol ittifakın kazanması bekleniyor. Son kamuoyu yoklamalarında sol ittifak, başında Başbakan Silvio Berlusconi'nin bulunduğu merkez sağ koalisyona 4-7 puanlık bir üstünlük sağlamış görülüyor.

Peki, önümüzdeki günlerde bu fark kapanabilir mi?

Belusconi, sahibi olduğu gazeteler ve üç televizyon kanalıyla büyük bir medya atağına kalkmış bulunuyor. Bu arada Vatikan'ın da desteğini alıyor. Buna rağmen kendisine pek şans verilmiyor. Berlusconi'nin seçimleri kazanması, tarafsız gözlemcilerce sürpriz sayılıyor.

* * *

İtalya'daki merkez-sol ittifak modeli, Türk solu için de örnek olabilmelidir.

Öncelikle, “Zeytin Ağacı” adıyla anılan bu model, geçici bir heves değildir. Üçüncü seçimdir uygulanıyor, kalıcı sayılabilir.

İtalya'da sol ittifak için ilk deneme 1996 seçimlerinde yapılmıştı. O tarihte de Prodi liderliğinde oluşturulan merkez-sol partiler arasındaki birliktelik, Senato'da çoğunluğa elde etmesine karşın Temsilciler Meclisi'nde tek başına iktidar olmasına yetecek sayısal üstünlüğe ulaşamamıştı. Buna rağmen Prodi, Temsilciler Meclisi'ndeki 35 komünist milletvekilinin desteğiyle hükümetini kurabilmişti.

Bu, İkinci Dünya Savaşı sonrasında 1946'da ilan edilen İtalya Cumhuriyeti'nde solun yönetimindeki ilk hükümet olmuştu.

Ancak Prodi, sık aralıklarla hükümet değişikliklerinin yaşandığı İtalya için epey uzun olan iki yıl dört ay gibi bir süreyle iktidarda kaldıktan sonra, kendi içlerinde parçalanan komünistlerin bir bölümünün desteklerini çekmesi üzerine Temsilciler Meclisi'nde yapılan güven oylamasını bir oy farkla yitirmişti. Ardından Prodi Avrupa Komisyonu Başkanı seçilirken, Massimo D'Alema başkanlığında kurulan sol koalisyon hükümetleri başarılı olamamıştı.

Sol ittifakta bazı komünist milletvekillerinin yol açtığı çatlak, 2001 seçimlerinde Berlusconi'nin başkanlığındaki “Özgürlük Evi” koalisyona iktidar yolunu açmıştı.

* * *

İtalya'da sol ittifak 2006 seçimlerine girerken geçmişten ders almışa benziyor.

İttifak bağlarının iyice güçlendirildiği anlaşılıyor. Bunun yanında, ortak paydalarını genel sloganlarla ifade etmek yerine ayrıntılı bir çalışmayla uygulama pratiği olan bir iktidar programına dönüştürdükleri gözleniyor.

Sol ittifakın seçim kampanyasını ABD'nin tek yanlı dünya egemenliği politikasının reddine dayandırması da önemli bir avantaj sağlıyor. Nitekim Prodi'nin seçimleri kazanmaları halinde İtalyan askerlerinin Irak'tan geri çekeceklerini açıklaması, kamuoyu yoklamalarına artı puan olarak yansımış bulunuyor.

Berlusconi'nin Washingtonu ziyaret ederek, İtalya'daki ABD mutemedi olduğu izlenimi yaratmaya çalışması ise şimdilik nafile bir çaba olarak izleniyor.

* * *

İtalyan seçimlerini ve solun “Zeytin Ağacı” modelini izlerken, “Gülün Adı” nın yazarı ünlü İtalyan düşünürü Umberto Eco'nun yaptığı değerlendirme, özellikle dikkatimi çekti.

İtalya'da 9-10 Nisan seçimlerinin önceki seçimlerden farklı olacağını belirten Eco, “Eski seçimlerde ülkeyi demokratik kurumlar aracılığıyla yönetecek kimseler seçiliyordu, şimdiyse bu kurumları kurtarmak gerekiyor” diyor. Bunun için de, “solda hayal kırıklığına uğramış olanlara” da çağrı yapıyor. Bütün memnuniyetsizliklerine rağmen onların da “Zeytin Ağacı” na oy vermelerini istiyor, aksi halde gerek anayasa ve yasalara saygı bakımından, gerekse uluslararası itibar ve ekonomide insanın yeri açısından yaşanan düşüşün çok daha hızlanacağını belirtiyor.

Eco'nun sözlerini, İtalya'nın yerine Türkiye'yi koyarak okuyun. Benzerliğin ötesinde, tıpatıp uygunluk yok mu? Bu, Türkiye'de de seçim ittifakını “kaçınılmaz” kılmıyor mu?

Hiç kuşkusuz, bu iş kolay olmayacaktır. Eski Başbakan Yardımcısı ve Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay'ın sözleriyle, sol partilerin yönetim kadroları “fren yapmaya” devam edecektir. Tek çare tabanda siyaset yapanların ve hayal kırıklığı yaşayanların, kendi kendilerine yakınmayı bırakıp aktif olarak devreye girmeleri ve ittifak için güç oluşturup tavandakileri buna mecbur etmeleridir.