İslam'ı Hıristiyanlaştırmak mı?.ulucgurkan.net

Şub 25 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
İslam'ı Hıristiyanlaştırmak mı?.

ABD'nin dünya hegemonyasını meşrulaştırmaya dönük çalışmalarıyla tanınan ünlü siyaset bilimcisi Francis Fukuyama , önümüzdeki ay yayınlanacak “After the Neocons: America at the Crossroads” adlı kitabında, “Ortadoğu'ya demokrasi götürmek” için tek başına “seçim sandığının” yeterli olmadığını, uzun vadeli bir “kurumsal yapılanma ve reform” çalışmasının gerektiğini belirtiyor.



ABD'nin dünya hegemonyasını meşrulaştırmaya dönük çalışmalarıyla tanınan ünlü siyaset bilimcisi Francis Fukuyama , önümüzdeki ay yayınlanacak “After the Neocons: America at the Crossroads” adlı kitabında, “Ortadoğu'ya demokrasi götürmek” için tek başına “seçim sandığının” yeterli olmadığını, uzun vadeli bir “kurumsal yapılanma ve reform” çalışmasının gerektiğini belirtiyor.

Fukuyama 'nın bu saptaması, Irak'ta yaşanan son kanlı olaylarla da doğrulanıyor.

Bu ülkede Saddam diktatörlüğünün devrilmesi ve seçimlerin yapılması, demokratik istikrara giden yolu açmadı. Tam aksine, dini ve etnik düşmanlıklar iyice keskinleşti.

Şiilerin en kutsal dört mekanından biri olan Samarra'daki İmam Hasan Askeri'nin türbesine atılan bir bomba Irak'ı iç savaşın eşiğine getirdi. Galeyana gelen Şiiler, bir yandan ABD ve İsrail'i suçlarken, bir yandan da Sünnilere karşı intikam eylemlerine başladı.

Bağdat, Basra, Samarra ve Bakuba kentlerinde mezhepler arası çatışmalarda, bize ulaşan son haberlere göre ikiyüze yakın kişi öldürüldü.

Irak'ta olası bir iç savaş nasıl önlenecek?

Fukuyama, bu konuda ABD'nin askeri güç kullanımının sonuç vermeyeceğini, bunun yerine Müslümanların, hangi mezhepten olursa olsun “kalbini ve zihnini” kazanacak bir politika izlenmesi gerektiğini savunuyor.

* * *

Aslında Francis Fukuyama , bir dediği ötekini tutmayan, her yeni teziyle bir öncekini yalanlayan bir akademisyendir. Buna rağmen, ABD dış politikasının oluşumunda son derece etkindir. “Belirleyici” olduğu dahi söylenebilir.

“Tarihin Sonu” adlı kitabıyla, batılı kapitalist değerlerin insanlığın gelebileceği nihai nokta olduğunu ilan ederek ünlenmiştir. Bu değerlerin temsilcisi olarak ABD'nin gücünü ve etkinliğini kullanması gerektiği yolundaki görüşleriyle de, ABD'nin silahlı dünya hegemonyasını meşrulaştırmaya soyunmuştur.

ABD'nin bu çerçevede Büyük Ortadoğu Projesi ( BOP) için düğmeye basmasıyla birlikte Fukuyama , “tarihin sonu” tezinden vazgeçmiştir. “Yirmibirinci Yüzyılda Yönetişim ve Devlet Kurma” adlı kitabında, insanlığın gelebileceği son noktayı batılı kapitalist değerlerin belirlemediğini savunarak ABD'li “neoconların” Ortadoğu'da, bu arada Türkiye'de yöneldiği “ılımlı İslam” macerasına destek çıkmıştır.

Şimdi de ABD'de “neoconların” sonunu ilan ederken, Müslümanların “kalbini ve zihnini” kazanacak bir politikadan söz etmeye başlamıştır. Ünlü Amerikan gazetesi “The Washington Post” da, Irak'ta ABD'nin kurduğu askeri okulda savaş konseptinin değiştirildiği ve direnişçilere karşı zaferin kazanılması için “gerilla savaşına karşı kültürel savaş” taktiklerinin işlenmeye başladığı yolundaki 21 Şubat günlü haberiyle, Fukuyama 'nın yeni tezinin yaşama geçirildiğini duyurmuştur.

* * *

Müslümanların “kalbi ve zihni” nasıl kazanılacak? Bunu gerçekleştirmek için nasıl bir “kültürel savaş” yürütülecek?

Ne dersiniz, Türkiye'deki “İslam'ı Hıristiyanlaştırmak” tartışmaları bu soruların yanıtlanmasına ışık tutabilir mi? İlahiyatçı kimliği siyasetçi kimliğinin önünde gelen Halkın Yükselişi Partisi (HYP) Genel Başkanı Prof. Dr. Yaşar Nuri Öztürk 'ün “birileri BOP İslam'ı yaratmaya çalışıyor” iddiası bütünüyle temelsiz mi?

Dün İnternet' te bizim basını taradım. Son bir ayda “Kuran mealinde İncil ve Tevrat'a yer verilir mi” ve “İslamiyet'e göre Hz. İsa dönecek mi” tartışması konusunda kim ne demiş, saptamaya çalıştım.

Sonuç beni şaşırttı. İslami bilgi alanında iddialı yazarların çoğunluğu, İncil ve Tevrat 'tan yapılan alıntıların Kuran ayetlerinin arasına konulmasını uygun buluyordu. Ötesinde, ''Müslüman ve Hıristiyanların Hz. İsa'nın Mesih olarak dünyaya geri dönüşünde bütünleşerek hem kendilerini hem de bütün insanlığı kurtarmaya yönelmeler, ortak idealimiz olmalıdır” görüşleri de pek yadırganmıyordu.

Hamas'ın askeri kanat yetkililerinin Türkiye'ye davetine tepki gösteren basın mensuplarını “yabancı servislerin ve diplomatların yönlendirdiğini” öne sürenler ve Türkiye'de “laik ve demokratik Kemalist düzeni daha İslami bir yapıyla değiştirmeyi” önerenler, acaba din ulemasının bu tartışması hakkında ne düşünüyorlar, gerçekten merak ediyorum.