İş başa düşerse..ulucgurkan.net

Nis 4 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
İş başa düşerse..

Türk ulusu, kendi güvenliğini kendisinin sağlayacağı düşüncesiyle bir tuzağa düşürülürse, ülkeyi böyle bir kargaşadan çıkartmak hiç de kolay olmaz.

İş başa düşerse..

04.04.2006
Star
Uluç Gürkan

Diyarbakır'ı "bölgesel başkent" ilan eden BBC, yanlı haberlerini sürdürüyor. Özellikle radyo yayınlarında, deyim yerindeyse PKK'nın sözcüsü gibi davranıyor.

BBC'nin 1 Nisan Cumartesi günkü yayını bu bakımdan tam bir rezaletti. “PKK bağlantılı” olduğu belirtilerek, “Kürdistan Özgürlük Şahinleri” adlı bir bölücü terör grubunun tehditlerine haber bülteninde yer veriliyordu. Bu kan emicilerin, bundan böyle kendilerine yönelik her güvenlik operasyonuna çok daha vahşi karşılık verecekleri, malın yanında cana da zarar vermeye başlayacakları, eylemleriyle Türkiye'yi cehenneme çevirecekleri ilan ediliyordu.

Hiç olacak iş mi bu?

İngiltere'deki terörle mücadele yasaları, çok daha yumuşak bir üslupla da olsa IRA adına yapılan benzeri açıklamalara basının yer vermesini yasaklıyor. Böylesi bir haberi yayınlayan yazılı ve görsel basın kuruluşları, terörü özendirdikleri, terör örgütlerinin propagandasını yaptıkları gerekçelerleriyle yasal takibe uğruyor.

Ancak nedense terörün hedef aldığı ülke Türkiye, kan dökeceği ve can alacağı tehditlerini savuran terör örgütü de PKK olunca, her şey değişiyor. Dost ve müttefikimiz İngiltere'nin, tarafsızlığı ve yansızlığıyla ünlü kamu radyo ve televizyon kuruluşu BBC'de dahi, bütün yasal duyarlılıklar bir çırpıda ortadan kalkıyor. Terör örgütünü kan dökmeye tahrik edici yayınlar tam bir sorumsuzluk içinde birbirini izliyor.

* * *

Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nden Prof. Dr. Nuri Akkaş, BBC'de Türkiye'yi cehenneme çevirme tehditlerini dinleyince, “Kürt gençleri böyle sert konuşurlar, ama uygulamada bu kadar vicdansız olmazlar. Ne de olsa onlar da Anadolu gençler diye düşündüm kendi kendime” diyor. Ardından önceki akşam haberlerde PKK yandaşlarının bir belediye otobüsünü yolcuları içindeyken molotof kokteylleriyle ateşe verdiklerini ve bu olayda üç kadının öldüğünü izleyince, “hala neden bu kadar safım” diye mırıldandığını aktarıyor.

Prof. Akkaş, yüreğindeki acıyı İnternetteki dostlarıyla şöyle paylaşıyor:

“İçindeki yolcuları ile beraber bir şehir otobüsünü ateşe vermek vahşetin ve terörün üst sınırı olsa gerek. Terör olaylarının neden olduğu ölümlerin hepsi üzücü. Çocuk-genç-yaşlı, Türk-Kürt, tüm ölümler isyan ettirici. Hele IETT otobüslerinin genel yolcu tiplerini gözünüzde canlandırdığınızda, isyanınız daha da artıyor..”

* * *

Türk ulusu bugüne değin, PKK militanları ile Kürt kökenli yurttaşların arasına net bir çizgi koydu.

Ancak son günlerde bu çizgi alabildiğine zorlanıyor. “Daha fazla saflığa yer yok, artık yeter” diyenlerin sayısı hızla artıyor. PKK'nın yandaşları ve sempatizanları ile normal Kürt kökenli yurttaşlar arasındaki ayrım giderek kayboluyor.

Özellikle Batı illerimizdeki her Kürt kökenli yurttaşımız, potansiyel bir terör tehdidi olarak algılanmaya başlıyor. Açık anlatımıyla, yıllardır kaçınılan kardeş kavgasının tohumları her zamankinden çok daha güçlü bir biçimde ekiliyor.

Bu tehlikeli gelişmede, hiç kuşkusuz, devlet erkini ellerinde bulunduranların son olaylardaki zaafları da tetikleyici oluyor.

Günlerce başta Diyarbakır olmak üzere Güneydoğu'daki belli başlı iller ile ilçelerde PKK'lı saldırganlar, kamuya ait çok sayıdaki binayı yakıp yıkıp yağmalar ve yaşamı durdururken, kimi yetkililer “cana gelen, cama gelsin” edebiyatıyla olaylara seyirci kalmıştır. Ötesinde, devlet erkini bazı belediye başkanları marifetiyle bölücü terör örgütüyle paylaştığı izlenimi veren yetkililer de görülmüştür.

Öğrenim harçlarının artışını protesto eden üniversite öğrencilerine ve dünya emekçi kadınlar gününü kutlamak isteyen kadınlara karşı sergilenen “güvenlik reflekslerinin”, sokağa inen PKK'lılar için akla getirilmemesi, olayların daha da büyümesi yanında, Türk ulusunda da “iş başa düştü” duygusunu tetiklemiştir.

Bu ortamda, İstanbul sokaklarında halkın ellerinde döner bıçağı, satır ve sopayla terörist kovalaması, günlerdir bu sütunda dile getirmeye çalıştığımız güvenlik zaafının doğurduğu bir sonuçtur. Bu zaaf ivedilikle giderilmelidir. Aksi halde Türk ulusu, kendi güvenliğini kendisinin sağlayacağı düşüncesiyle öylesine bir tuzağa düşürülmüş olur ki, ülkeyi böyle bir kargaşadan çıkartmak hiç de kolay olmaz.