Enerji Hesabı..ulucgurkan.net

Oca 12 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Enerji Hesabı..

Ilısu Barajı işine başlaması, Türkiye'nin enerji politikasında bir dönüm noktası olacaktır. Hükümetin bu konuya, en az Galataport ve ikiz kuleler projeleri kadar değer vermesi yaşamsaldır..

ortaya koydu.

Anımsanacaktır, Enerji Bakanlığı geçen yıl doğalgazın alım fiyatını, ucuzlayacağı hesabıyla petrole bağlamıştı. Ancak sonuç tam aksine olmuş, metreküpü 150 dolar olan fiyat geçen yıl 196 dolara, bu yıl ise 260 dolara çıkmıştı. Açık anlatımıyla, Romanya'dan sonra Avrupa'nın en yüksek ikinci doğalgaz faturası Türkiye'nin üzerine yıkılmıştı.

Rusya'dan ikinci doğalgaz alım hattı olan “Mavi Akım” ın ilgili bakanları Yüce Divan'da yargılanırken, bu fiyat garabetinin hesabının verilmesi kaçınılmazdır. Umarız kuş gribiyle uğraşırken, bu işin hesabını unutmayız.

* * *

Aslında, Türkiye'nin enerji politikasını bütünüyle değiştirmesi gerekiyor.

Bu bağlamda, doğalgaz kaynaklarının çeşitlendirilmesi ve Rusya'ya olan bağımlılığın azaltılması önemli bir değişikliktir. Ancak, tek başına yeterli değildir. Türkiye doğalgaz gereksinimini azaltıp enerji üretimi için farklı kaynaklara da yönelmelidir..

* * *

Bir kaynak nükleer teknolojidir.

Bakın çevremize.. Rusya'nın yanında, İsrail, Pakistan ve Hindistan nükleer teknolojiye sahiptir . İran ise bütün engelleme çabalarına karşın bu yolda ilerlemektedir.

Peki ya Türkiye.. Çekmece'yi saymayın, tek bir reaktörü dahi yoktur. Türkiye bu konuda, deyim yerindeyse geri bıraktırılmıştır.

Türkiye bu dengesizliği aşmak zorundadır. Bunun yolu ise nükleer teknolojiye ulaşmaktır.

Bu alanda Türkiye'nin avantajlı bir durumu da vardır. Nükleer enerjinin hammaddesi olan uranyuma göre çok daha hızlı reaksiyon kabiliyetine sahip olan toryumun yarıdan fazlası Türkiye'dedir. Türkiye, her ne pahasına olursa olsun, toryumu zenginleştirme teknolojisini edinmeli ve bu ürünü ham haliyle satmak yerine işleyerek kullanabilmelidir.

Bu konuda, “doğalgaz krizi bahane edilerek nükleer santraller yeniden gündeme getirildi” biçimindeki karşı çıkışlar, iyi niyetli de olsa aymazlıktır. Nükleer teknoloji alanında Türkiye, olayın ekolojik ve sosyal çevre boyutlarıyla ilgili eleştirileri mutlaka dikkate almalıdır. Ancak, nükleer teknolojinin edinimi konusunda da daha fazla gecikmemelidir.

* * *

Bir diğer kaynak ise başlamış ve planlanmış kömür ve su santrallerinin ivedilikle tamamlanmasıdır.

Bu kolay bir iş değildir. Özellikle, kısaca GAP diye bildiğimiz Dicle ve Fırat üzerindeki barajlar ve hidroelektrik santraller konusunda olmadık dış baskılar gündemdedir.

İşte Ilısu Barajı, beş yıldır oyalanıyor. Avrupa'nın kimi çevreci ve sözde insan hakları savunucusu kuruluşları, 1.8 milyar dolarlık projenin finansmanı ile elektrik ve türbin işlerini engellemek için her yolu deniyorlar. On binlerce insanın göçe zorlanacağını, iki bin yıllık Hasankeyf'teki antik kalıntıların sular altında kalacağını ve projenin Kürtlere karşı uygulanan şiddetin bir parçası olduğunu öne sürüyorlar.

Abartıyorlar.. Öncelikle, evi su altında kalacak insan sayısı iddia edildiği kadar çok değil, 11 bin kişi olarak hesaplanıyor. Onların zararı da, proje kapsamında toprak kaybına uğrayacak olanlarla birlikte bütünüyle karşılanıyor. Ayrıca, Hasankeyf'teki antik kalıntıların da 75 milyon dolarını Türkiye'nin sağladığı toplam 100 milyon dolarlık bir fonla bir arkeoloji parkına nakledilip restore edilmesi öngörülüyor.

GAP'ın en önemli enerji projelerinden biri olan Ilısu Barajı'nı engelleme çabalarının yersizliği, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin 2001 yılında hazırladığı bir raporda da vurgulanıyor. Raporda, bir enerji projesi olarak baraj inşaatının bölgenin kültürel mirasına "zarardan çok yarar sağlayacağı" özellikle belirtiliyor. 1.8 kilometre uzunluğundaki inşaatın arkeolojik açıdan da önemli bir girişim olacağı, projenin durması halinde, hem uluslararası toplumun konuya ilgisinin zayıflayacağı, hem de Türkiye'nin bölgede kültürel miras araştırmaları için sağladığı parasal kaynağın kısıtlanacağı kaydediliyor.

Bu koşullarda, oluşturulan yeni konsorsiyumun yeni engellere takılmadan Ilısu Barajı işine başlaması, Türkiye'nin enerji politikasında bir dönüm noktası olacaktır. Hükümetin bu konuya, en az Galataport ve ikiz kuleler projeleri kadar değer vermesi yaşamsaldır..