Ekonomi Büyüyor mu?ulucgurkan.net

Nis 8 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Ekonomi Büyüyor mu?

Türkiye'nin gerçekten büyüdüğünü, büyümenin Türk insanı için refah ve mutluk getireceğini kim söyleyebilir?

Terör yükselince, gündemdeki pek çok sorun göz ardı edildi. Bu sorunlardan biri de, önceki hafta açıklanan şaşırtıcı büyüme rakamlarıydı.

Deniliyor ki, 2005 yılında ekonomi yüzde 7.6 oranında büyüdü. Böylece, kişi başına düşen ortalama gelir de 5 bin dolara yükseldi.

Bu rakamlar gerçek olabilir mi? Yoksa Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE – yeni adıyla TÜİK ) bu konuyu çarpıtıyor mu?

Ülke genelinde işsiz sayısı artıyor. Sanayi üretimi de yerinde sayıyor. Dolayısıyla, büyüme rakamlarıyla ilgili kuşkular yayılıyor. Bu arada TÜİK, dile getirilen kuşkular konusunda bir açıklama yapmayınca, güven iyice sarsılıyor.

* * *

2005 yılı için açıklanan yüzde 7.6'lık büyüme rakamının 1 puanı, tarım üretimiyle ilgili tahminlerin değiştirilmesinden kaynaklanıyor. Ancak, bütün bir yıl boyunca tarım üretiminin yüzde 1.7 oranında küçüleceği söylenirken, son anda yüzde 5.6 oranında bir artış olduğu kanısına nasıl varıldığı bilinmiyor.

TÜİK'in tarım üretimi tahmininde yaptığı bu değişiklik tartışmaya açıktır. Ben bu değişikliği inandırıcı bulan bir değerlendirmeye, en azından basında rastlamadım.

* * *

2005 yılı büyümesinde bir diğer tartışma da, stok artışlarıyla ilgili olarak ortaya çıkıyor.

TÜİK 2005 yılında, hem cari hem de sabit fiyatlarla, yurtiçi gelirin yüzde 5.3'ü düzeyinde bir stok artışı olduğunu hesaplıyor. Ancak kimse bu rakamın gerçeği yansıttığını söyleyemiyor.

Aslında, ulusal gelir hesaplarındaki stok artışlarıyla ilgili tartışma 2005'e özgü değil, 2002 yılından buyana sürüyor. Harcama esaslı ulusal gelir hesaplaması, üretim esaslı ulusal gelir hesaplamasından daha yüksek çıkınca, TÜİK bu farkı “stok artışı” varsayımıyla büyüme hesaplarına yansıtıyor. Böylece Türkiye'de sanayi kesiminin dört yıldan buyana stoklarını kesintisiz olarak arttırdığı gibi çarpık bir sonuç ortaya çıkıyor.

Bunun olamayacağını, ekonomist Selim Somçağ, Prof. Dr. Korkut Boratav ve Prof. Dr. Erinç Yeldan defalarca yazdılar. Emin Şirin de TBMM'nde bir soru önergesi verdi. Bir ekonomide üreticilerin stoklarını böylesine arttıramayacağını, stokların talep dalgalanmaları karşısında piyasayı malsız bırakmayacak, fakat üreticiye de gereksiz bir stok maliyeti yüklemeyecek düzeyde tutulmasının temel ilke olduğunu vurguladılar. TÜİK'i bu yöntemle, 2002 yılından itibaren ulusal gelir rakamlarını kasıtlı olarak şişirmekle suçladılar.

Buna karşın TÜİK, son yıllardaki aşırı stok artışı varsayımı konusuna hiçbir açıklama getirmedi. Konuştuğum bir TÜİK yetkilisinin söyledikleri ise çarpıcıydı. Aynen aktarıyorum:

“Bizim stok artışı rakamlarımız ödemeler dengesindeki net hata ve noksan kalemine benziyor. Orada nereden geldiği belli olmayan döviz gelirleri var. Stok artışlarında da nereden kaynaklandığı belli olmayan büyüme gerçekleşmesi tanımlanıyor.”

Bir ekonomi düşünün ki, ne ödemeler dengesini nasıl finanse ettiğini, ne de nasıl büyüdüğünü biliyor. Hiç olacak iş mi bu?

* * *

TÜİK'in tarım üretimi tahmininde yaptığı değişikliği ve gerçekçi görünmeyen stok artışlarını bir kenara koyarsak, 2005 yılı için gerçek büyüme oranı ne olur, yüzde 3 mü, yoksa yüzde 4 mü, bunu ekonomistlerin hesaplaması gerekiyor. Biz burada buna girmeyeceğiz. Ancak, hangi oranda olursa olsun, gerçek büyümenin de pek sağlıklı olmadığına dikkat çekeceğiz.

2005 yılında da, son birkaç yılda olduğu gibi, ekonomide gerçek büyümeyi tetikleyen en önemli etken olarak cari açık öne çıkıyor. Açık anlatımıyla Türkiye, ithalat yapabileceği borçlanmayı gerçekleştirdiği sürece belli bir büyüme oranını tutturabiliyor.

Ekonomiden sorumlu eski Başbakan Yardımcısı Hikmet Uluğbay, büyümenin ithalata dayanan bu yapısından oldukça endişeli. 2005 yılında ara malları ithalatının toplam ithalatın üçte ikisini aştığına dikkat çekiyor.

Bunun anlamı açık. Düne kadar yurt içinde üretilen pek çok ara malı, yerli sanayin pahalı enerji, yüksek faiz ve düşük kur kıskacında rekabet gücünü yitirmesi nedeniyle artık ithal ediliyor. Bu da büyümenin neden işsizliği azaltmadığını açıklıyor.

Bu koşullarda Türkiye'nin gerçekten büyüdüğünü, büyümenin Türk insanı için refah ve mutluk getireceğini kim söyleyebilir?