Diyarbakır Valisi ve ADD..ulucgurkan.net

Şub 7 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Diyarbakır Valisi ve ADD..

Cumhuriyetin hiç bir valisi, “benimle ilgisi yok” diyerek böylesi bir olaya seyirci kalamaz. Böylesi olayların üzerine gitmek ve gerçeği ortaya çıkarıp kamuoyuyla paylaşmak valilerin yasal görevidir.



Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) Diyarbakır Şubesi Başkanı Dr. Rıza Gül bugün mahkeme önüne çıkacak.

Dr. Gül'den, Diyarbakır Valisi Efkan Ala şikayetçi olmuş. Vali Ala, kişilik haklarına saldırdığını öne sürdüğü ADD Başkanından 12 bin YTL (12 milyar TL) manevi tazminat talebinde bulunmuş.

Diyarbakır Valisi ve ADD Şube Başkanı arasındaki bu dava, 3 Kasım 2005 günü bu sütunda yazdığımız bir olaya dayanıyor.

Dr. Gül, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı törenleri sonrasında yazılı bir basın açıklaması yaparak, tören alanında ellerinde “Atatürk posterleri” olduğu halde yerlerini alan dernek üyesi gençlerin güvenlik görevlileri tarafından “ posterlerinin indirilmesi” için uyarıldığını, bunun nedenini sorduklarında da “Vali Bey'in emri” yanıtının alındığını, Atatürk posterlerini indirmemekte direnen üyelerin “tutuklanmakla” tehdit edildiklerini ve tören alanından uzaklaştırıldıklarını belirtmişti.

Vali Ala ise bu açıklamayı Milliyet gazetesindeki köşesine taşıyan Melih Aşık'a, “iddialar tamamı asılsız, yalan ve iftiradır” diye bir açıklama göndermiş, kendisine böyle bir konunun iletilmediğini, kendisinin de böyle bir talimat vermediğini söylemişti.

Biz de, Vali Ala'nın bu açıklamasıyla aslında olayı yalanlamadığını, sadece sert bir üslupla “bana bulaştırmayın” demeye getirdiğini yazmış ve bu konuda kafamızda oluşan soruları sıralamıştık:

- ADD Diyarbakır Şube Başkanı Dr. Rıza Gül “hayali” bir açıklama mı yaptı?

- Değilse, Atatürk posterlerini kimler, kimden aldıkları talimatla ve hangi gerekçeyle indirttiler?

- Her kimseler, böyle bir işi kimseden emir almadan kendi kafalarına göre yapmış olabilirler mi?

- Birileri Atatürk'e olan tahammülsüzlüklerini mi kustular, yoksa Diyarbakır'daki PKK yandaşı çapulculardan çekinenler mi var?

O günden bugüne, Vali Ala her nedense bu sorularımızı görmezden geldi. Yanıtlama yoluna gitmedi. Buna karşın ADD Diyarbakır Şubesi Başkanı Dr. Gül'ü, kendisine hakaret ettiği gerekçesiyle mahkemeye verdi.

Şimdi yargı kendi işini yapacak. Konumuz bu değil. Biz aylardır, “Cumhuriyet Bayramı törenlerinde Atatürk posterlerinin” indirtilip indirtilmediği, indirtildiyse bunu kimlerin yaptığı sorularının yanıtını bekliyoruz.

Vali Ala'nın ADD Şube Başkanı Dr. Gül aleyhine açtığı dava da bir yanıt olmuyor. 3 Kasım 2005'de de vurguladığımız gibi, Vali Ala'nın şu ya da bu gerekçeyle emir vermiş ya da vermemiş olması sorumluluğunu ne azaltıyor, ne de arttırıyor. Valinin sorumluluğu, onlarca kişinin “gördüm, yaşadım” dediği bu olayın araştırılmasını ve faillerinin ortaya çıkarılmasını gerektiriyor.

* * *

Türkiye'de, kararlılıkla üzerine gidilmesi gereken çok sayıda tatsız olay yaşanıyor.

Bir olay da kısa bir süre önce Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde gerçekleşmişti . İngilizce olarak görülen "Devlet Teorisi” dersinde, Diemut Majer adlı bir yabancı öğretim görevlisi, Güneydoğu'yu “Kürdistan” olarak isimlendiren bir Türkiye haritasını kullanınca, öğrencilerin tepkisiyle karşılaşmıştı.

Uyarılmasına rağmen, “Biz bu bölgeye böyle diyoruz” deyince, çok sayıda öğrenci dersi terk etmiş ve Diemut Majer okulda kaldığı sürece her ne pahasına olursa olsun derslerine girmeyeceklerini okul yönetimine bildirmişlerdi.

Bilkent Hukuk Fakültesi öğrencilerinin kararlılığının sonuç verdiği anlaşılıyor. Öğrencilerinin dünkü mesajları, Kürdistan haritalı yabancı öğretim üyesinin istifasının sağlandığı ve Bilkent Üniversitesi ile ilişkisinin kesildiği yönündeydi.

Demek ki kararlı davranılırsa gereken sonuç alınabiliyor. Emrivakilere boyun eğmek durumunda kalınmıyor.

Umarız Diyarbakır'da Vali Ala da benzeri bir kararlılık gösterir. Adıyla birlikte anılmasını kendisi için hakaret saydığı ve tazminat talebiyle mahkemeye başvurduğu “Atatürk posterlerinin Cumhuriyet töreninde indirtilmesi” olayının açıklığa kavuşturulması için harekete geçer.

Cumhuriyetin hiç bir valisi, “benimle ilgisi yok” diyerek böylesi bir olaya seyirci kalamaz. Böylesi olayların üzerine gitmek ve gerçeği ortaya çıkarıp kamuoyuyla paylaşmak valilerin yasal görevidir.