Dinciler ve Irkçılar..ulucgurkan.net

Mar 21 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Dinciler ve Irkçılar..

Terörü etnik bir siyasi iradeye dönüştürme gayretleri, bu topraklarda özgürce bir arada yaşama arzusu olarak tanımlanamaz. Irkçılığa prim vererek eşit, özgür ve demokratik bir toplum yaratılamaz.

Üç gündür dinciler Çanakkale Zaferi'ni, ırkçılar Nevruz'u istismar ediyorlar.

Dincilerin derdi tarihi çarpıtmak. Atatürk'ü ve Mehmetçiği yadsıyarak Çanakkale Zaferi'ni “hurafelere” dayandırmaya çalışıyorlar.

Geçmiş yıllarda hurafelerini birkaç meczubun ağzından seslendirirlerdi, biz de gülüp geçerdik. Bu yıl gemi azıya aldıkları anlaşılıyor. “Alternatif” törenler düzenliyorlar, otobüslere doluşup Çanakkale'ye de gidiyorlar.

Bu olay özgürlük değildir. Çanakkale için düzenlenen sözde alternatif törenlerin, Avrupalı kendini bilmez karikatüristlerin Hazreti Muhammed'i terörist göstererek İslam dünyasının kutsal değerlerini aşağılamasından hiçbir farkı yoktur. Çarşaflı ve cübbeli meczup güruhları da önceki gün Çanakkale'de, Türk ulusunun tarihini aşağılamaya yeltenmişlerdir. Ötesinde, o topraklarda yatan Çanakkale şehitlerinin ruhlarını da “evliya” saçmalıklarıyla rahatsız etmişlerdir.

* * *

Irkçıların Nevruz istismarına gelince, burada da tarih çarpıtılıyor. On yılı aştı, Türkiye'de Nevruz “Kürt Bayramı” vurgusuyla kutlanıyor. Aynı zamanda, PKK'nın gölgesinde bir tür isyan havasına da sokuluyor.

Oysa Nevruz, Orta Asya halklarının binlerce yıllık ortak bayramıdır. Orta Asya halkları, baharla birlikte doğanın yenilenmesini yeni bir yılın başlangıcı saymış ve Nevruz'u coşkuyla kutlamışlardır.

Nevruz, İranlılara mal edilse de, çok eskiden beri Türklerce de benimsendiği ve kutlandığı bilinmektedir. M.Ö. üçüncü yüzyıla ait Çin kaynakları ile Nizam'ül Mülk'ün “Siyasetname ” ve Kaşgarlı Mahmut'un “Divan-ı Lugat'ı Türk” adlı eserlerinde Nevruz'a değinilmektedir.

Zaman içinde her halk Nevruz'a kendi yorumunu katmış ve dayandığı mitolojik temeli kendi tarihine uyarlamış olmakla birlikte, bayramın ortak özelliği günümüzde de belirgindir. Nevruz, Orta Asya'daki Türki Cumhuriyetlerde halen resmi tatil olarak kutlanmaktadır.

* * *

Nevruz Anadolu'da, 1826'da Yeniçeri Ocağı'nın kapatılmasıyla birlikte, Sultan II. Mahmut tarafından Bektaşilikle birlikte yasaklanmıştır. Buna rağmen Anadolu halkı bu bayramı, ülkenin dört bir yanında eğlence ve mesire yerlerinde coşkuyla yaşatmıştır.

Bu nedenle Nevruz'un günümüzde yeniden canlandırılması önemlidir. Ancak, “etnik” bir bayrama dönüştürülmesi kabul edilemez.

Üç gündür, Demokratik Toplum Partisi'nin (DTP) düzenlediği sözde Nevruz kutlamalarını izliyoruz..

Kutlamalarda DTP sözcüleri, Kürt sorununun çözümü için demokratik bir proje ortaya koymaktan söz ediyorlar. Ancak gösterilerde PKK bayraklarının ve Öcalan posterlerinin açılmasına, terör örgütü lehine sloganlar atılmasına ses çıkartmıyorlar. Hatta, PKK'nın terör örgütü olmadığını, kime ve neye hizmet ettiği iyice tartışmalı hale gelen TBMM Şemdinli Komisyonu tutanaklarına yazdıran Hakkari Belediye Başkanı Metin Tekçe'nin, “Kürtler uyanmıştır artık. Kimse Kürtlerin başını eğeceğini zannetmesin” tarzı meydan okumalarını da alkışlıyorlar. Bütün bu istismarlar, Nevruz kalabalıkları önünde birilerinin kendi kendilerini tatminine yarayabilir. Ancak unutulmaması gerekir ki, terörü etnik bir siyasi iradeye dönüştürme gayretleri, bu topraklarda özgürce bir arada yaşama arzusu olarak tanımlanamaz. Irkçılığa prim vererek eşit, özgür ve demokratik bir toplum yaratılamaz.

TRT'ye Açıklama Çağrısı

Dinci ve ırkçı istismarın giderek yoğunlaştığı günümüz ortamında, TRT 2'nin Haber Müdürü ve “Büyüteç” programının yapımcısı ve sunucusu Haluk Koç'un görevden alınması, kafaları karıştırdı. Koç son olarak, “Şu Çılgın Türkler” in yazarı Turgut Özakman ile bir program yapmıştı. Bu programda da, Çanakkale'nin Atatürksüz anlatılamayacağı, bu büyük zaferin evliyalarla ve doğa üstü güçlerle açıklanamayacağı vurgulanmıştı.

İnternet sitelerinde Koç'un bu nedenle görevden alındığı yazıldı. TRT yetkilileri de bu iddiaları yalanladılar. Daha önce yayınlanan Irak programı nedeniyle açılan bir soruşturma olduğunu, Koç'un bu soruşturmanın selameti için görevden aldığını savundular. Ancak resmi bir açıklama yapmayınca, “Düşünce İklimi” ve benzeri tartışmalı din eksenli programların yoğunlaştığı TRT konusundaki kuşkuları dağıtamadılar.

TRT yönetimi bu konuda yapması gereken resmi açıklamayı daha fazla geciktirmemelidir.