BÜLENT ECEVİT'İ YAŞATMAKulucgurkan.net

Kas 5 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Boş Duvar
BÜLENT ECEVİT'İ YAŞATMAK

Bülent Ecevit'in dile getirdiği “merkez solda seçim ittifakı” çağrısı, ilgili bütün taraflar için yerine getirilmesi kaçınılmaz bir görev özelliği taşımaktadır

Türkiye’nin Bülent Ecevit’ten yeterince yararlandığı söylenemez.

Örneğin, “Ortanın Solu” yaklaşımıyla Türk demokrasisine getirdiği yeni soluk.. Dürüst yönetim çizgisi..

Ne dersiniz, Ecevit’e daha uzun süreli iktidar olanakları verilseydi, Türkiye her bakımdan bugünkünden çok daha gelişmiş bir düzeyde olmaz mıydı? Özellikle merkez sağ iktidar dönemlerinde devletin en tepe noktalarına kadar ulaşan yolsuzlukların, usulsüzlüklerin sonu alınmaz mıydı?

Ötesinde, Türkiye’nin “ulusal çıkarlarına dayalı kırmızı çizgileri” bugünkü gibi birbiri ardına terkedilmiş olur muydu?

Hiç kuşkusuz, Türkiye Bülent Ecevit’ten yeterince yararlanabilmiş olsaydı, bütün dünya öncelikle Türkiye’nin ulusal çıkarlarına saygı göstermek, deyim yerindeyse istemese de boyun eğmek zorunda kalırdı.

1974’de Kıbrıs’ta Ecevit’in öncülüğünde gerçekleşen Barış Harekatı’nın o günlerde dünya genelinde haklı bulunması ve desteklenmesi bunun kanıtıdır. Bir başka kanıt ise, 1999’da terörist başı Abdullah Öcalan’ın yıllardır yuvalandığı Suriye’den sökülüp kovalanması, o güne kadar teröre doğrudan ve dolaylı destek veren Rusya, Yunanistan, İtalya gibi ülkelerde barındırılmaması, Kenya’ya kaçmak zorunda kalınca da yakalanıp Türkiye’ye teslim edilmesidir.

Nihayet, 1999’da Türkiye’nin AB adaylığı kabul edilirken, Kıbrıs ve Ege’nin Türkiye’nin üyeliği için koşul haline getirilmeyeceğine ilişkin olarak AB dönem başkanı Finlandiya Cumhurbaşkanı’ndan alınan yazılı güvence.. Bugün unuttuğumuz, bize unutturulan ve AKP hükümetleri tarafından her nedense müzakere masasında bizden Kıbrıs’ta ödün üstüne ödün isteyen AB tarafının önüne bir türlü koyulmayan bu yazılı güvence, Türkiye’nin kararlılığı halinde hiç bir konuda istediği sonuca ulaşmak için ulusal çıkarlarından ödün vermesine gerek kalmayacağını açıkça göstermektedir.

Bülent Ecevit, bütün bu özellikleri ve gerçekleştirdikleriyle geçmişte bırakılmamalıdır. İlkeleriyle yaşatılmalı ve gelecek nesillere taşınmalıdır.

Bu konuda da, rahatsızlanmadan kısa bir süre önce 9 Mayıs 2006 günü ANKA Ajansı’na verdiği demeçte dile getirdiği “merkez solda seçim ittifakı” çağrısı, ilgili bütün taraflar için yerine getirilmesi kaçınılmaz bir görev özelliği taşımaktadır.

Bülent Ecevit bu çağrısında seçim ittifakı arayışının “merkez sol” odaklı olduğunu özellikle vurgulamıştır. Bülent Ecevit’in bu konudaki açıklaması aynen şöyledir:

“Gelişigüzel ittifak çalışmalarını sakıncalı buluyorum. Demokratik sol veya sosyal demokrasinin özgünlüğünü gözden uzak tutmamak gerekir. Tutarlı davranmak gerekir bütün ilişkilerinde.”

Bülent Ecevit ANKA Ajansı’na yaptığı açıklamada, “Tabi bu hiçbir parti ile koalisyon kurulmaması anlamına gelmez” sözleriyle de, seçim ittifakı yapan merkez sol partilerin parlamentoda merkez sağla işbirliği yapabileceklerine, örneğin koalisyon kurabileceklerine ayrıca dikkat çekmiştir.

Rejimi Korumak

Bülent Ecevit’in merkez solda seçim ittifakı çağrısının rejimi korumayı hedeflediğinde kuşku yoktur.

17 Mayıs 2006 günü The New Anatolian gazetesinde Nursun Erel ile yaptığı söyleşide Ecevit, “Türkiye'de rejimin ciddi tehdit altında olduğunu mu düşünüyorsunuz?” sorusuna şu yanıtı vermiştir:


”Kesinlikle. Türkiye'de rejimin en temel dayanakları şu anda tehdit altındadır... Ben Türkiye'de laik rejimin çok ciddi bir tehdit altında olduğunu düşünüyorum.”

Bülent Ecevit, Nursun Erel’in “Dün SHP Genel Başkanı Murat Karayalçın'la görüştünüz. Türkiye'de solun bir araya gelmesi olasılığı var mı size göre?” sorusunu da şöyle yanıtlamıştır:

“Biz bunun karşısında değiliz, ancak partimizin yetkili organları henüz konuyu ele almadı. Aslında diğer partileri dışarıda bırakmadan böyle bir çalışmanın sürdürülmesi gerekir. Aslında benim yürüttüğüm son koalisyon hükümetinde üç farklı parti bulunmasına rağmen her türlü sorunla baş edebildik. Bence Türkiye'de herkes laikliliğin sürdürülmesi uğruna elinden geleni yapmalı.”

Bu çağrı, hiç kuşkusuz Bülent Ecevit'in vasiyeti olarak da değerlendirilebilir. Ancak bu anısal bir vasiyet değildir. Yaşayan, canlı bir Ecevit projesidir.

“Merkez solda seçim ittifakı”, Ecevit’i yaşatacak ve gelecek nesillere taşıyacak günümüzün en özgün projesi olarak önümüzdedir.

Cumhuriyet – 07.11.2006

Türey KÖSE

Son isteği "solda ittifask"

Eski TBMM Başkanvekili, DSP milletvekili Uluç Gürkan da Ecevit'in vasiyetinin yaşama geçirilmesi için başta DSP olmak üzere herkese görev düştüğünğ söyledi. Gürkan, "Ecevit'i anılarda güzel sözlerle anmanın ötesinde, asıl Türkiye'nin bugününe dönük projesini yaşama geçirmek kendisini aşatmak anlamını içeriyor" görüşünü dile getirdi.

Cumhuriyet – 06.10.2006

Türey KÖSE

Solda bütünleşme gerçekleşir mi?

Eski TBMM Başkanvekili ve DSP milletvekili Uluç Gürkan da bütünleşme için çaba gösterenler arasında yer alıyor. Merkez solun bir seçim ittifakı içerisinde seçimlere girmesinde ciddi yararlar gördüğünü vurgulayan Gürkan, “Bütünleşmenin çatısı ne olacak” sorusuna şu yanıtı verdi:

“Bütünleşmenin bir partinin çatısı altında gerçekleşmesi gerekiyor. İdeal olan, kolay olan teorik olarak CHP çatısı altında bütünleşmektir.

Ancak CHP çatısı bugün için pratik bir şans göstermiyor. Bu nedenle, diğer bir partimizin, örneğin DSP’nin öncülüğünde siyasi partilerin ötesinde, 10 Aralık Hareketi ve benzeri gruplar ile kişileri de kapsayacak şekilde bir ittifak iradesi ortaya koymak, şu aşamada atılması gereken adım olabilir. DSP buna öncülük edebilir.

Gerçekten güçlü bir irade ortaya çıkarsa, CHP bugünkü ilgisizliğini, umursamazlığını bir kenara koyup daha geniş, daha büyük bir ittifak için hareketlenebilir. CHP’nin bugünkü tavrını sürdürdüğünü varsaysak bile, TBMM’nde iki sol partinin temsili yolu açılabilir.”

Uluç Gürkan, son seçimlerde sandığa gitmeyen oyların önemine dikkat çekerken, “Merkez solda güçlü bir ittifak iradesi sandığa gitmeyen seçmeni sandığa çekebilir. DSP’nin ve bu ittifaka katılacak diğer parti ve grupların baraj altında kalıyor gibi görünen oylarını da eklerseniz, büyük bir potansiyel ortaya çıkabilir. BU, beraberinde merkez solun iktidarının tartışmaya açılabilmesi olanağını getirebilir.

Geçen dönemlerde parlamentoda iki sol parti temsil ediliyordu ve Hikmet Çetin’in TBMM Başkanı seçilmesi, Bülent Ecevit’in azınlık hükümeti kurması sağlandı. Bunlar küçümsenmeyecek başarılardır” dedi.