Bir adım ileri, 28 yıl geri..ulucgurkan.net

Şub 4 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Bir adım ileri, 28 yıl geri..

Siz uzun yılların mücadelesiyle ve Türk insanının kanı, canı pahasına kazandığı haklarınızdan bu kadar kolay vazgeçerseniz, elbette Rumların fersah fersah ilerisine gidersiniz.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Kıbrıs'ta Rumlardan “onbir adım” önde olduğumuzu söylüyor. Bunu da, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kofi Annan'a sunulan on maddelik son eylem planına dayandırıyor.

Başbakan Erdoğan'ı bizim basın da destekliyor. Eylem planının uluslararası toplum tarafından olumlu karşılandığına, Rumların ve Yunanistan'ın zora düştüğüne ilişkin haberlerin ardı arkası kesilmiyor.

Bu doğru mu? Son eylem planı Kıbrıs konusunda Türkiye'yi gerçekten öne geçirdi mi?

Günlerdir bu soruya yanıt arıyorum. Gözümde de olabilecek en pembe gözlük var.

Vardığım sonuç, Türkiye'nin Kıbrıs'ta durmaksızın ödün verdiğini ve 1974 Barış Harekatı öncesine, açık anlatımıyla 28 yıl geriye gittiğini ortaya koyuyor.

* * *

Şimdi bu da nereden çıktı demeyin. İnternette Dışişleri Bakanlığı'nın www.mfa.gov.tr adresindeki “ana sayfasına” girin. Sayfanın altında kırmızıyla yazılmış “Kıbrıs konusunda Türkiye'nin yeni açılımı” satırını göreceksiniz. Üzerine tıklayın. Kıbrıs eylem planına ve bu konuda Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün yaptığı basın açıklamasına ulaşacaksınız.

Ne eylem planında, ne Bakan Gül'ün bu konuda yaptığı basın açıklamasında, ne de Dışişleri Bakanlığı'nın eylem planıyla ilgili açıklayıcı notunda, tek bir kere için dahi olsa Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) vurgusu yapılmıyor.

Peki, KKTC denilmeyince Türk tarafı nasıl tanımlanıyor?

İnanması güç ama, eylem planında Türk tarafı basitçe “Kıbrıs Türk Yönetimi” olarak niteleniyor. İşte eylem planının ilgili 3. ve 4. maddeleri:

3 - Gazimagosa, Girne ve Gemikonağı dahil, Kıbrıs'taki limanların, Kıbrıs Türk Yönetimi altında malların, kişilerin ve hizmetlerin uluslararası dolaşıma açılması..

4 – Ercan Havaalanı'nın Kıbrıs Türk Yönetimi altında doğrudan uçuşlara açılması..

Türkiye bu tanımlamayla Kıbrıs'ta 28 yıl geriye gitmiş oluyor. Bakın nasıl..

* * *

Kıbrıs'ta 1960 Anayasası ile kurulan Cumhuriyet Rumların kanlı saldırıları sonrasında işlerliğini yitirince, 1964'te Türk tarafında, Cumhurbaşkanı Fazıl Küçük, Cemaat Meclisi Başkanı Rauf Denktaş, Hükümetteki üç bakan ve Bayraktar'dan oluşan “ Genel Komite” kuruldu. 1967 sonrasında toplumlararası görüşmeler başlayınca, Türk tarafı kendisi için “Geçici Türk Yönetimi” ni oluşturdu. 1970 sonrasında geçici yönetim “Kıbrıs Türk Yönetimi” adını aldı.

Son eylem planında, KKTC yerine tercih edilen “Kıbrıs Türk Yönetimi” tanımlaması, 1974'deki Barış Harekatı'na kadar kullanıldı.

Barış Harekatı sonrasında BM gözetiminde gerçekleştirilen 1. Cenevre görüşmesinde, Kıbrıs'ta iki “ayrı otonom yönetim” olduğu kabul edildi. Bir yıl sonra 1975'te, “Türk Otonom Yönetimi” yerine “Kıbrıs Türk Federal Devleti” kuruldu. Nihayet 1983'te, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti” ilan edildi.

Onlarca yıl, dünyada tek kalsa da KKTC'yi tanıyan ve diplomatik ilişkilerini sürdüren Türkiye, şimdi bundan vazgeçtiği izlenimini veriyor. 1974 Barış Harekatı ve sonrasında kazanılan bütün hakları terk ediyor. Hiçbir hukuki temeli olmayan, 1974 öncesinin “Kıbrıs Türk Yönetimi” statüsüne geri dönüyor.

* * *

Siz uzun yılların mücadelesiyle ve Türk insanının kanı, canı pahasına kazandığı haklarınızdan bu kadar kolay vazgeçerseniz, elbette Rumların fersah fersah ilerisine gidersiniz. Ancak bunun adı çözüm değil, “ödün yarışı” olur. Bütün değerlerinizi yitirinceye kadar da devam eder.

Örneğin, yere göğe koyamadığımız İngiltere Dışişleri Bakanı Straw'ın KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı ziyareti, aslında çarpıcı bir ödün örneğidir.

Straw, Talat'ı garantör ülke yetkilisi olarak ziyaret edeceğini, KKTC'nin tanınması konusunda bir yanlış anlamaya yol açmaması için “ortak basın toplantısı yapılmayacağını” şart koşmuş ve dediğini yaptırmıştır.

Bu konuda, başka çare yoktu denilebilir. Ancak, kabul edildiği söylenen bir başka şart daha var ki, bunu anlamak mümkün değil. Eğer Straw ziyareti sırasında, Türk halkının kendisini KKTC Cumhurbaşkanı olarak seçtiği Talat'ın ofisindeki KKTC bayrağının da kaldırılmasını istemiş ve buna da boyun eğilmişse, çekin Kıbrıs'ın üzerine bir çizgi gitsin.