Bayram Mesaisi..ulucgurkan.net

Oca 10 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
Bayram Mesaisi..

Kuş gribi salgınının dünya genelinde yaşanabileceği endişesiyle zengin ülkelerin şimdiden milyarlarca dolarlık ilaç stoku yaptığı günümüz ortamında, unuttuğumuz ve bize unutturulan bu Enstitü, çürümeye terk edilen bilgi birikimiyle birlikte Türkiye'nin salgına karşı en etkili ulusal mücadele silahıdır.



Yurdun dört bir yanından her gün yeni bir hastalık haberi geliyor. Aralarında Ankara ve İstanbul'un da bulunduğu birçok ilde onlarca kişi kuş gribi şüphesiyle hastanelerde tedavi altında tutuluyor.

Dünya Sağlık Örgütü, hastalığın Türkiye'de hızla yayılıyor olmasını “önlemlerin yetersizliğine” bağlıyor.

Peki, Kurban Bayramı'nda dini gereklerimizi yerine getirirken, hijyenik olmayan koşullarda hayvan kesimi nedeniyle kuş gribi riski daha da artabilir mi?

Bilim adamları bu konuda endişeliler.. İstanbul Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Gencay Gürsoy, doğu ve güneydoğuda sığır, koyun ve tavukların aynı yerde barındığına, burada hasta tavukların dışkısının kurbanlıkların derisine ve ayaklarına bulaşmasının risk oluşturacağına dikkat çekiyor. Kesilen kurbanların etinin yenmesinde bir sakınca olmayacağını, ancak kurbanlık hayvanlarla insanların temasında önlem alınması gerektiğini belirtiyor.

Gerçekte, kurbanlıkların kuş gribi taşıyıcısı olmaları düşük bir olasılık olabilir. Ancak Ankara'da iki çocuğun, babalarının ölen göçmen kuşları tutarken kullandığı eldivenlerden virüs kapması, bu konuda mutlaka önlem alınması gerektiğini gösteriyor.

Buna rağmen yetkililer oralı olmuyor. Ötesinde, kamuoyunu yanıltıcı açıklamalar da yapabiliyor. Tarım Bakanı Mehdi Eker, kuş gribi virüsünün kurbanlık hayvanlara bulaşma olasılığının “milyonda bir bile olmadığını” söylüyor.

Bilim adamları ise “bulaşır” diyorlar. Tavuklarla aynı yerde barınan hayvanların “virüslü dışkı taşıyıcısı” olabileceklerine dikkat çekiyorlar. Ancak Bakan Eker bu tehlikeyi görmezden geliyor.

70 milyonluk Türkiye'de bu olasılık milyonda bir bile olsa, önlem almasında ne sakınca var? Herhalde kimse, dini gereklerin yerine getirilmesinin insan sağlığının riske atılmasını gerektirdiğini söylemeyecektir.

* * *

Son üç günde okuduklarım ve dinlediklerim, kuş gribini kontrol altında tutmanın sanıldığı kadar zor olmadığını gösteriyor. Nitekim, bir süre önce Balıkesir Manyas'ta ortaya çıkan hastalığın alınan etkin önlemlerle aşılabilmiş olması da bu gözlemimi doğruluyor.

Ancak bu tecrübenin yetkilileri fazlaca rahatlattığı, deyim yerindeyse rehavet içine ittiği anlaşılıyor. Türkiye'nin, k uş gribi virüsü taşıyıcıları kuşların göç yolları üzerinde olmasına rağmen, önlemlerin yurt geneline yayılmaması, hatta göçmen kuşların uğrak yeri olan bölgelerdeki hastanelere gerekli ilaçların dahi gönderilmemesi korkunç bir ihmal olarak bugün karşımıza çıkıyor.

* * *

Balıkesir Manyas'tan buyana koskoca bir dört ayı boşu boşuna yitirdik. Sonuç ortada.

Artık yitirecek tek bir dakikamız dahi yok. Kuş gribi virüsü Türkiye'ye yerleşti, kısa sürede terk etmeyecek. Onu kontrol altına almak için Hükümetin bayram tatilini tam bir mesai seferberliğine dönüştürmesi gerekiyor.

Gerekenin yapıldığı söylenebilir. Halkın doğru ve düzenli bir şekilde bilgilendirilmesi için bütün iletişim olanaklarının kullanıldığı, virüsün görüldüğü bölgelerdeki kanatlı hayvanların da usulüne uygun olarak itlaf edildikleri belirtilebilir.

Ancak, bu klasik önlemler bugün için artık yeterli olamaz. Türkiye'de şehirlerde ve köylerde, evde beslenen ve ortalıkta serbest olarak dolaşan çok sayıda kanatlı hayvan vardır. Bu olayın Türkiye genelinde yasaklanması ve bu yasağın polisiye önlemlerle de desteklenerek mutlaka yaşama geçirilmesi gerekir.

Hiç kuşkusuz, bu kolay bir iş değildir. Ancak bu önlem alınmazsa, can kaybı yanında entegre tesislerde sağlıklı üretim yapan üreticilerin, dolayısıyla ülke ekonomisinin zarar görmesi de engellenemez.

* * *

Bu arada Hükümet, iki yıl önceki büyük yanlışından da ivedilikle geri dönmeli ve “zarar ettiği” gerekçesiyle kapattığı Manisa Tavuk Aşıları Üretim ve Tavuk Hastalıkları Araştırma Enstitüsü'nü yeniden açmalıdır. Ötesinde, 1987-2002 yılları arasında bu Enstitü'de gerçekleştirilen “kuş gribi aşısı” üretimi de yeniden başlatılmalıdır.

Kuş gribi salgınının dünya genelinde yaşanabileceği endişesiyle zengin ülkelerin şimdiden milyarlarca dolarlık ilaç stoku yaptığı günümüz ortamında, unuttuğumuz ve bize unutturulan bu Enstitü, çürümeye terk edilen bilgi birikimiyle birlikte Türkiye'nin salgına karşı en etkili ulusal mücadele silahıdır.