ASIL HEDEF TSK VE LAİKLİKulucgurkan.net

Ağu 5 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Boş Duvar
ASIL HEDEF TSK VE LAİKLİK

Orgeneral Büyükanıt aleyhine tezgahlanan iftira kampanyasını bağımsız olarak düşünülmemesi gerekiyor

Orgeneral Yaşar Büyükanıt hakkında, aylar önce esas olarak sanal ortamında başlayan yıpratma kampanyası sonuç vermedi. Orgeneral Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanı olması engellenemedi.

Peki, olay böylece kapandı mı?

Bunu söylemek kolay değil. Bu konuda mutlaka yanıtlanması sorular var.

Orgeneral Büyükanıt'a karşı bu örgütlü kampanyayı kimler yürüttü? Amaçları neydi? Kampanya bitti mi, yoksa sürdürülecek mi?

Tek hedef Büyükanıt değil

Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın “irtica” ve “bölücü terör” karşısındaki kararlılığının, hem yurt içinde hem de yurt dışında pek çok çevreyi rahatsız ettiği biliniyor. Bu nedenle anılan çevreler, Orgeneral Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı’na sıcak bakmıyor.

Ancak, Orgeneral Büyükanıt aleyhine tezgahlanan iftira kampanyasının bağımsız bir olay olarak düşünülmemesi gerekiyor.

Bu kampanyanın, Şemdinli olaylarıyla başlayıp Danıştay baskını ve Atabeyler soruşturmasıyla devam eden sürecin bir parçası olduğu kuşkusuzdur. Burada da hedef, Orgeneral Büyükanıt’ın kendisinden çok TSK’dır ve bir adım ilerisiyle Türkiye’nin “laik Cumhuriyet” düzenidir.

AKP kampanyanın neresinde?

Basında şu sıralarda, AKP'nin ve hükümetin, Orgeneral Büyükanıt aleyhindeki kampanyanın içinde olmadığını savunan yazılar çıkıyor. Bu yazılarda, kampanyanın sürmesi halinde hükümetin karşı harekete geçeceği, hatta AKP içinde bağlantılar ortaya çıkarsa bunları tasfiye edeceği de öne sürülüyor.

Doğru mu bu?

AKP, iktidardaki dört yılında devletin tüm kurumlarına sızdı. Yandaşlarını en tepe noktaları dahil her kademeye yerleştirdi. Bunun en önemli istisnası Türk Silahlı Kuvvetleri oldu. TSK kendini bu tür sızmalara karşı özenle korudu. Kendi içinden kuşatılmasına karşı da, Yüksek Askeri Şura kararlarıyla “ihraç” silahını kararlılıkla kullandı.

Başbakan Tayyip Erdoğan ve Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül’ün, ihraç kararlarına ısrarla muhalefet şerhi koyması da TSK’yı etkilemedi. Tam aksine, bu yılki ihraç kararlarında “irtica” vurgusu yapılarak TSK’nın kararlılığı açıkça ortaya koyuldu.

Bu vurgu sıradan bir tepki değildir. TSK, bir süredir son derece sinsi bir taktikle yıpratılamaya çalışılıyor. TSK'ya karşı, görmek isteyen her gözün kolaylıkla fark edebileceği bir AKP kampanyası sahneleniyor.

Kampanyanın başlangıcı Şemdinli olayı ile ilgili Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın bir sanık hakkında “Tanırım iyi askerdir, ama suçluysa cezasını görür”' özetindeki değerlendirmesine kadar gidiyor.

Bu kampanya en üst düzeyde, Başbakan Erdoğan’ın da örtülü olmaya çalışan bir üslupla katılımıyla sergilendikten sonra, tutmayınca gündemden düştü. Başbakana suikast, hükümete darbe komploları da sonuş vermeyince, AKP hükümeti Orgeneral Büyükanıt’ın Genelkurmay Başkanlığı'nın engellenmeyeceğini açıklamak zorunda kaldı.

Ancak bu olayla, AKP içindeki TSK’nın yıpratılması yönündeki arzunun son bulması söz konusu olamaz.

AKP iktidarı, çeşitli denemelerine karşın bir türlü sızma olanağı bulamadığı TSK karşısında, tarikat bağlantılarının egemen olduğu bilinen kimi devlet kurumlarının elindeki olanakları da kullanmaktadır. Bunun en çarpıcı örneği, Orgeneral Büyükanıt hakkında “El konulan İmar Bankası'nda 1 trilyonluk hesabı varmış” söylentisinin ciddiye alınıp, konunun Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan tahkik ettirilmesidir. Bir diğer örnek ise Genelkurmay Başkanlığı’nın kapısının önünde basına yapılan sözde haber servisleridir.

Ama devletin çok önemli noktalarında anayasal rejimi özümsemiş olarak görev yapan kimi şahsiyetler, AKP'nin TSK ile ilgili politikasının ne olduğunun farkındaydılar.

Böylece kamuoyu, ağaçlarla meşgul olurken, ormanı göremiyor. AKP'nin ana hedeften vazgeçtiğini söylemek kolay değil. Ağustos ayında sıcak gelişmeler bekleyenler TSK'nın kurmay beyinlerinin bunları nasıl değerlendireceklerini merakla izliyorlar. Ama AKP'nin, ne yaparsa yapsın, TSK'ya asla sızamayacağından da emin görünüyorlar.

Önümüzdeki süreç

Önümüzdeki süreçte AKP iktidarının “TSK’yı yıpratma cephesi” ile organik bir içinde görünmesi kolay olmayacaktır. Cumhurbaşkanlığı seçimleri için geri sayımın başladığı bir sırada AKP’nin öncesi böyle bir maceraya girmesi akıl karı değildir.

Ancak AKP’nin, TSK ile birlikte onu yıpratmak isteyenlere karşı mücadele etmesi de söz konusu değildir. AKP büyük olasılıkla, kendisini TSK’yı yıpratma cephesinden soyutlayacak, ancak onların sözde kavgasını engellemeyecek. Hatta AB sürecinde, “silahlı kuvvetlerin demokrasideki yeri” tartışmalarını körükleyerek laik Cumhuriyet düşmanı bu cephenin değirmenine su taşımayı sürdüreceğini de söyleyebiliriz.

Laik Cumhuriyet kavgası bütün şiddetiyle sürmektedir. AKP bu kavgada her koşulda laiklik karşıtı cephededir.