AKP'nin Yumuşak Karnı..ulucgurkan.net

Mar 14 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Star
AKP'nin Yumuşak Karnı..

Kısacası, ne AB ne de ekonomi alanındaki gelişmeler Unakıtan hakkındaki iddiaların unutturulabileceği izlenimi yaratmıyor.

CHP'nin Maliye Bakanı Kemal Unakıtan hakkında verdiği gensoru önergesi bugün TBMM'nde oylanacak.

Hiç kuşku yok, bu önerge de öncekiler gibi büyük bir oy farkıyla reddedilecek.

Başbakan Tayyip Erdoğan Kızılcahamam toplantısında bunu savundu. “Aramızda tökezleyenler, takati çekilenler olabilir” demesine karşın, milletvekillerinin onlara “omuz vermesini” istedi. Sonuç almış olmalı ki, toplantı sonrasında, ''Gensoru oylamasında dirliğimiz ve beraberliğimizin gereği olan cevabı 6 aya üç gensoru sığdıran CHP'ye vereceğiz'' dedi.

Şimdi bütün hesaplar, AKP'nin bir önceki oylamada üç olan firesinin artıp artmayacağı, artarsa kaça çıkacağı konusunda yapılıyor. Unakıtan'ı kamuoyu önünde eleştiren ve istifaya çağıran AKP milletvekillerinin bu kez nasıl oy kullanacakları, aralarında konuşup anlaştıkları ortak bir politikaları olup olmadığı tartışılıyor.

Unakıtan'dan rahatsız milletvekilleri Kızılcahamam toplantısında suskundular. Kendilerine yöneltilen eleştirileri yanıtlamadıkları gibi, Başbakanın disiplin sopasına da tepki vermediler.

Oysa Başbakan Erdoğan'ın uyarısı epey sertti ve “partiye ihanet” suçlamasını içeriyordu:

“Biz bugüne kadar kimseyi disipline vermedik. Ama arkadaşlarımızın da parti disiplinine uymalarını bekleriz. Arkadaşlarımızın söyledikleri en çok siyasi rakiplerimizi sevindiriyor. Neredeyse bir zil takıp oynamadıkları kalıyor. Buna meydan vermeyin. Eğer bir sorun varsa, bunu parti ile paylaşın, basın aracılığı ile konuşmayın.”

Başbakanın bu sözlerinin etkili olup olmadığını bugün akşama doğru öğreneceğiz.

* * *

Gensoru önergesinin TBMM'nde reddedilmesi, Maliye Bakanı'nı gündemden düşürmeyecektir. Unakıtan ailesinin, Kemal Unakıtan'ın Maliye Bakanlığı ile birlikte hız kazanan ticari ilişkileri konuşulmaya devam edecektir.

Unakıtan ailesi AKP'nin yumuşak karnıdır.

AKP'nin Kızılcahamam'daki son toplantısında, önceki toplantıların aksine, milletvekilleri ile bakanların görüşmesine imkan veren “Bakan Masası” uygulamasından, Unakıtan başta olmak üzere hakkında yolsuzluk iddiaları bulunan bakanların eleştiri oklarına hedef olmasını engellemek amacıyla vazgeçildiği yolundaki haberler, bu konudaki rahatsızlıkların boyutunun göstergesidir.

* * *

Kemal Unakıtan'ı gündemden düşürmek konusunda AKP, önümüzdeki dönemde iç ve dış konjonktürden de yararlanamayacaktır. Geride kalan üç yılda yaşanan her türlü başarısızlığın göz ardı edilmesini sağlayan AB ilişkileri ve makro ekonomik göstergelerdeki iyileşmeler, 2006'da benzeri bir sonuç yaratmayacaktır.

Örneğin AB ile ilişkiler, artık heyecan yaratmıyor. T arama sürecinin sonuna yaklaşılıyor ve Türkiye'ye, “resmi katılma müzakerelerinin” başlamasına ilişkin “ resmi davet mektubu” yollanıyor. Kimse oralı olmuyor. Hatta tam aksine, AB ile ilişkilerde gelinen noktada AB yetkililerinin “ Türkiye'nin, Gümrük Birliği anlaşması çerçevesinde limanlarını Rum gemilerine açma konusunda bir sözü var ve hukuken bu kurala uymak zorunda. Yoksa müzakereler başlamaz” yolundaki sözleri tepki çekiyor.

* * *

Aynı şekilde, makro ekonomik göstergelerdeki iyileşmeler de önümüzdeki dönemde yaşanacak sıkıntıların göz ardı edilmesi konusunda umut vermiyor. Cari açığın artması ve işsizliğin büyümesi, ekonomideki olumlu görüntüyü bozmuş bulunuyor.

Özellikle cari açığın ulusal gelirin neredeyse üçte ikisi düzeyine ulaşması sürdürülebilir bulunmuyor. Bu bağlamda, Türk Lirası'nın aşırı değer kazandığı iddialarıyla birlikte kur tartışmaları alevlenirken, uluslararası likiditenin daraldığı ve sıcak paranın çekildiği koşullarda ne olacağı konusunda son derece karamsar senaryolar yazılıyor.

Kısacası, ne AB ne de ekonomi alanındaki gelişmeler Unakıtan hakkındaki iddiaların unutturulabileceği izlenimi yaratmıyor. Bu durumda, TBMM'de oy üstünlüğüne dayanarak CHP'ye nasıl bir cevap verilmiş olursa olsun, AKP'nin 2002'de halkın parlamento dışında bıraktığı partilerden gerçekte bir farkı olup olmadığı tartışılması kaçınılmaz görünüyor. Bu da AKP'nin geleceğin iktidarı olma konusunda bugün sahip göründüğü avantajını yitirmesi anlamına geliyor.