AKP'nin Gündemi..ulucgurkan.net

May 22 2006 Etiketler : Uluç Gürkan, Boş Duvar
AKP'nin Gündemi..

AKP'nin gizli bir gündemi var mı? Laikliği sulandırmak için iktidar olanaklarını sonuna kadar kullanan bu parti, Türkiye'de gerçekten İslami bir düzen kurmayı amaçlıyor mu?

Yanlış bir soru.. AKP iktidarı gündemini hiç gizlemedi. Hem söylemiyle, hem de eylemiyle, “laik ve demokratik Cumhuriyet” düzenini çürütüp üzerine “ılımlı İslam” kılıfını geçirmeye çalıştı.



Soruyorlar: AKP'nin gizli bir gündemi var mı? Laikliği sulandırmak için iktidar olanaklarını sonuna kadar kullanan bu parti, Türkiye'de gerçekten İslami bir düzen kurmayı amaçlıyor mu?

Yanlış bir soru.. AKP iktidarı gündemini hiç gizlemedi. Hem söylemiyle, hem de eylemiyle, “laik ve demokratik Cumhuriyet” düzenini çürütüp üzerine “ılımlı İslam” kılıfını geçirmeye çalıştı.

Bu çabasında, ABD'nin ve AB'nin de açık desteğini aldı.

AB, laiklikten ılımlı İslam düzenine doğru atılan adımları, “Türkiye'yi kapısında bekletmeye dönük” politikalarıyla özdeşleştirdi. ABD ise, Ortadoğu'daki enerji kaynakları üzerindeki kontrolünü çin “ılımlı İslam” çizgisindeki bir Türkiye'nin daha çok işine yarayacağını hesapladı.

* * *

Laik ve demokratik Cumhuriyet düzenine kasdeden son saldırılar, bütünüyle bu ortamın ürünüdür.

Türbanın siyasal bir simge olarak kullanılmasına geçit vermeyen Danıştay yargıçları, geçmişte de benzer sabıkaları bulunan dinci bir gazete tarafından hedef gösterilmelerinin ötesinde, başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere, çok sayıda AKP sözcüsünün de hedefi olmadılar mı? Danıştay yetkililerinin açıkça seslendirdiği güvenlik endişeleri ve bu konudaki eleştirileri kulak arkası edilmedi mi?

Hiç kuskusuz, AKP iktidarı olaylardaki sorumluluğunun farkındadır. Ancak, bunu itiraf edip özeleştiri yapmaktan inatla kaçınmaktadır. Buna karşın, Cumhuriyet düzenine sahip çıkan Türk halkının duyarlılığını “komplo” olarak niteleyip bastırmaya çalışmaktadır.

AKP'ye ve şakşakçılarına göre, saldırıların asıl hedefi ülkenin meşru hükümetidir. Hükümet istifaya zorlansıun, böylece erken seçime gidilsin istenmektedir. Rejimi tehdit eden, ne irticadır, ne türbandır, ne AKP'dir. Saldırılar, demokratik rejime karşı otoriter bir yönetim kurmak isteyenlerin tezgâhıdır.

AKP ne yaparsa yapsın, saldırılar konusunda hangi “derin devlet komplosunu” üretirse üretsin, üzerindeki sorumluluğu hafifletemez. Buradaki sorumluluk, laik ve demokratik Cumhuriyet düzenini daha İslami bir yapıya dönüştürme amacıyla ilgilidir. Ancak, AKP'nin bu amacı geçit bulmayacaktir. Türk halkı Cumhuriyetin temel ilkelerini, sadece geçmişe dönük bir özlem olarak değil, aynı zamanda geleceğe dönük bir umut olarak da sahiplenmektedir.

Bu sahiplenme, gelip geçici bir eylem değildir. Süreklilik kazanacağı kuşkusuzdur. Bundan sonraki görevimiz, Başbakan Erdoğan'ın “sokak şamataları” dediği bu Cumhuriyet kararlılığını seçim sandığına taşımaktır. Merkez sol ve merkez sağın kendi içlerinde ayrı ayrı gerçekleştirecekleri “seçim ittifakları” bu yoldaki ilk ve en önemli adım olacaktır.