Nefret Suçuulucgurkan.net

Şub 2 2012 Etiketler : Güneri Cıvaoğlu, Milliyet
Nefret Suçu

ULUSLARARASI hukukta “Hate Speach” diye bir suç tanımı var.
Tam çevirisi “nefret söylemi...”
Bir milleti, tümüyle bir toplumu “nefret odağı” haline getiren söylemler suç.
Bu bağlamda “Türkler Ermeni Soykırımı yaptılar” iddiasının da o kapsamda yorumlanması gerekiyor.
İki örnek daha...
“Almanların Yahudi soykırımı... Sırpların Müslüman Boşnaklara katliamı...”
Bu insanlık suçlarını bütünüyle Alman milletinin ya da bütünüyle Sırp ulusunun üstüne yüklemek yanlıştır.
“Nefret suçunu” oluşturur.
Nurnberg mahkemesinde yargılanan ve hüküm giyen Alman ulusu değil, devleti yöneten ve soykırımı yaptıran Nazi büyükleriydi.
Savaş Suçları Mahkemesi’nde sanık sandalyesine oturtulan, yargılanan ve hüküm giyen de katliamın başı olan “kasap” lakaplı Miloseviç ve onun kasap yamaklarıydı. (Hâlâ yakalanmamış olanları var.)
Sonuç...
“Ermeni Soykırımını Türkler yapmıştır. 1 buçuk milyon Ermeni’yi Türkler öldürmüştür” söylemi bir ulusu hedef alan “nefret” suçudur.
Fransız Millet Meclisi’nde ve Senato’sunda bu hukuk sınırları çok kez çiğnenmiştir.

KAYGAN METİN
ANCAK... “İnkârı suç sayan yasa” metni yazılırken bu yanlışa düşmemeye özen gösterilmiş.
Fransız Anayasa Konseyi (Mahkemesi) bu açıdan konuya nasıl bakacak bilemiyorum.
Ama “soykırım” iddiasının ya da “Ermeni tehcirinin (zorunlu göç)” talimatını veren İttihatçı iktidar adına Talat Paşa’nın rolü önemlidir.
Tehcirden sonraki yıllarda işgal altındaki İstanbul’da bu konu yargıya götürülmüştür.
Sorumlu oldukları izlenimleriyle dönemin İttihatçıları Malta Adası’na sürgün gönderilmişlerdir.
Ama...
İngiliz raporlarında “soykırım kanıtı saptanamadığı ve Malta’dakilerin orada daha fazla tutulmalarının yanlışlığını” belirten, hatta altını çizen satırlar var.
Fransız Anayasa Mahkemesiiçin bu da ek veya yardımcı veri olabilir.

YASANIN KENDİSİ FAUL
SOYKIRIM iddiasının odağına Türkleri koyarak “nefret söylemiyle” küresel hukukun “nefret suçu” tanımına düşmek... Devletlerin ve milletlerin değil sorumlu kişilerin sanık olabileceği temel ilkesi...
Bunlar elbette Fransız Anayasa Mahkemesi üyelerini etkileyebilir.
Ama...
Anayasa Mahkemesi -büyük olasılıkla- yasanın kendisinin faul olduğunu görecektir.
Özgürlüğün doğduğu rahim olan Fransa’da “söz özgürlüğüne yasak” getiren bir kanun utanç verici bir lekedir.
“Ermeni Soykırımını inkâr edene para ve hapis cezası” öngören yasa faşist damgalıdır.
Tartışmaya, yeni fikirlere, araştırmaya yasak getirmektir.
Gerçeğin ışığının görünmesini önlemeye kalkışmaktır.
Karartma yapmaktır.
Fransız devletinin kuruluş felsefesine ve Anayasa’sının temel ilkesine tahrip kalıbı koymaktır.
Mahkemenin ön yargılı ya da Sarkozy’nin veya Ermeni lobisinin etkisi altına girebilecek 1-2 üyesi dışında diğerlerinin adalet terazisi karşısında gözlerinin ve vicdanlarının bağlı olmadığına inanmak istiyorum.