DSP'de Olağanüstü Kurultayulucgurkan.net

Eyl 7 2012
DSP'de Olağanüstü Kurultay

 Sözde "Genel Başkan var, seçmen yok"...

Uluç Gürkan

DSP için “Olağanüstü Kurultay”, gerçek anlamıyla bir varoluş mücadelesidir. Türkiye’ye unutturulan, bizden de vazgeçmemiz istenen DSP, Türkiye’nin yönetimine yeniden ağırlık koyabilmelidir.

DSP... Oyu binde 2.5'e düşürülmüş. "Bu durumdaki bir parti liderinim istifa edip çekilmesi gerekirdi." (Melih Aşık, Milliyet, "Koltuk aşklari, 14.07.2011) Ancak, Masum Türker çekilmek bir yana, partiyi özel yazıhanesi gibi kullanmayı sürdürdü. Mehmet Tezkan'a göre bu durumun DSP için anlamı, "Genel Başkan var, seçmen yok" özetini vermekteydi. (Mehmet Tezkan, Hürriyet, "Genel Başkan var, seçmen yok," 13.07.2011)

NİÇİN DSP?

Oysa, günümüz Türkiye’sinde DSP’ye olan ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. DSP ihtiyacı dört konuda yoğunlaşmaktadır:

1. Tam Bağımsızlık: Türkiye, 2002 yılında DSP’nin uluslararası bir komployla iktidardan düşürülmesi sonrasında bağımsızlığını büyük ölçüde yitirmiştir. ABD’nin Büyük (Genişletilmiş) Ortadoğu Projesi kapsamında, Batının enerji çıkarlarının taşeronu rolünü üstlenmiştir.

DSP, Atatürk’ün başlattığı ve Bülent Ecevit’in uyguladığı “bölge merkezli dış politika” anlayışıyla bu durumu değiştirecek, 2002 yılındaki uluslararası komplonun rövanşını alarak Türkiye’nin tam bağımsızlığını sağlayacaktır.

2. Cumhuriyetin Kuruluş Felsefesi: Cumhuriyetin kuruluş felsefesini oluşturan laik ve demokratik yapısı ile sosyal ve hukuk devleti olma özelliği AKP iktidarıyla gün be gün zedelenmektedir. Cumhuriyetin kuruluş felsefesi daha İslami bir yapıyla değiştirilmek istenmektedir.

Cumhuriyete yönelik bu tehdit karşısında Cumhuriyeti savunması gerektiği düşünülen kimi siyasi parti ve çevreler de bu tehdide boyun eğer bir tutumdadır.

DSP, Cumhuriyete yönelik bu tehdidi ortadan kaldırmak ve çağdaş uygarlık hedefinin üzerine çıkmak hedefini kuruluş felsefesi doğrultusunda gerçekleştirmek için vardır.

3. Gerçekten Demokrasi: DSP, AKP’nin “bir adım ileri, iki adım geri demokrasi” uygulamalarını gerçek demokrasi programıyla “çağdaş uygarlık” düzeyine ulaştıracaktır.

• AKP’nin “kuvvetler birliği” dayatması, “kuvvetler ayrılığı” temelinde yeniden yapılandırılacaktır. Yasama, yürütme ve yargı erkleri, birbirinden ayrı, birbirine karşı tarafsız ve birbirini denetleyecektir. Yargı, yasama ve yürütmeden bağımsız, yasama yürütmeden özgür olacaktır. Bunun için 12 Eylül’ün mirası olan siyasi partiler yasasındaki lider oligarşisi düzenlemesi ile seçim yasasının yüzde 10 barajı kaldırılacaktır.

• Medya üzerinde AKP iktidarınca oluşturulan baskılar kaldırılacaktır.

• 12 Eylül askeri müdahalesinin mirası olan örgütlenme yasakları bütünüyle kaldırılacak, demokratik kitle örgütleri için örgütlenme özgürlüğü, sendikalar ve üniversiteler dâhil, bütün boyutlarıyla gerçekleştirilecektir.

4. Ne Ezen, Ne Ezilen, İnsanca, Hakça Bir Düzen: Zengin ile fakir, güçlü ile güçsüz, Bülent Ecevit’in deyişiyle ezen ile ezilen arasındaki muazzam fark, DSP siyasetinin en belirgin eşiğidir. DSP, Türkiye halkının daha iyiyi ve daha güzeli hak ettiğine inanmaktadır. Bu inançla öncelikle bu dünyayı yaşanır hale getirmeyi amaçlamaktadır. İş güvenliği; işçinin, emeklinin yaşam koşulları, hakkı, hukuku; sağlıksız çalışma koşulları, düşük ücret; sosyal güvence, sendikal örgütlenme alanlarında 12 Eylül’den buyana sürdürülen baskı ve kısıtlamalar kaldırılacaktır.

Böylece, sosyal devlet yeniden inşa edilerek Türkiye Cumhuriyeti devleti, Atatürk’ün hayalindeki “kimsesizlerin kimsesi” olacaktır.

DSP’nin insanca, hakça düzeninde, herkes kendi yaşamından mutlu, çocuğunun geleceğinden umutlu olacaktır. Herkes güvenli bakabilecektir yaşlılığına…

DSP bu amaçlarını;

- Atatürk’ün “yolundan saptırılmış” aydınlanma devrimi ile

- Bülent Ecevit’in “yarıda bıraktırılmış” ak günler yürüyüşünü

yeniden başlatarak gerçekleştirecektir.

ANKARA NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİ'NE

 

DAVACI                              : Halis Uluç GÜRKAN (10186186214)

                                                 Demokratik Sol Parti Genel Kurul Delegesi

VEKİLİ                                 :Av.Ersan BARKIN

                                                Reşit Galip Cadesi 59/6 GOP/Ankara

 DAVALI                               :Demokratik Sol Parti

                                                Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi No: 17 Beşevler/Ankara

KONU _________ _______ : Demokratik Sol Parti’nin, 2820 sayılı Kanun’un 121.maddesi ve 4721 sayılı Kanun’un 75.maddesi gereğince, Olağanüstü Genel Kurula Çağrılması Talebi

AÇIKLAMALAR               :

1)             Müvekkil Halis Uluç GÜRKAN ve arkadaşları ülkemizin çeşitli yerlerinden noter aracılığıyla hazırlanan toplam 205 adet imza içeren genel kurul çağrı talebini 29.06.2012 tarihinde Demokratik Sol Parti Genel Merkezi’ne sunmuşlar ve talepler parti adına Genel Sekreter Yardımcısı Hasan UĞURTÜRK tarafından teslim alınmıştır.(EK 1)

Ardından teslim tutanağı ve imzalı delege listesi içeren dilekçelerini “bilgi için” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Çankaya 4.İlçe Seçim Kurulu’na ibraz etmişlerdir. (EK 2)

2)             Ancak olağanüstü genel kurul talebi 06.07.2012 tarihinde Demokratik Sol Parti tarafından,

“Daha önce 26.01.2012 tarihinden 28.06.2012 tarihine kadar 61 imza sahibinin taleplerinin geçersiz olduğuna ilişkin yazı kendilerine gönderilmiş ve talepleri düşmüştür.

Olağanüstü Kurultay talebinde bulunan bazı imzalar partimizden daha önce istifa eden kişilerden oluşmaktadır.

Olağanüstü Kurultay talebinde bulunan bazı delegeler imzalarını geri çekmişlerdir.

Bu nedenle imza sahiplerinin Olağanüstü Kurultay talebi yeterli sayıda değildir.

Ayrıca istemde bulunduğunuz Olağanüstü Kurultay gündeminiz tüzüğümüzün 20.maddesine aykırıdır.

Bu nedenle Siyasi Partiler Kanunu ve Tüzüğümüzün 20.maddesine aykırı olan isteminiz işleme konulamamıştır.”

İfadeleriyle reddedilmiştir.

3)             2820 sayılı Siyasal Partiler Kanunu(SPK)’nun 15.04.1986 tarihli değişik 14/6.maddesi uyarınca,

“…Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır.”

Bunun yanında SPK’nın “Teşkilatla İlgili Diğer Hükümler” başlık ve “Kongrelerle ilgili genel hükümler” alt başlıklı 29.maddesi uyarınca, “…Dernekler Kanunu’nun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partilerin her kademedeki kongreleri için de uygulanır.”

Aynı biçimde SPK’nın “Çeşitli Hükümler” başlık “Diğer kanunlarının genel olarak uygulanacak hükümleri” alt başlıklı 121. Maddesi uyarınca da, “Türk Kanunu Medenisi ile Dernekler Kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da uygulanır.”

4)                 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 37. maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığı tarafından 31.03.2005 tarihli ve 25772 nolu Resmi Gazete’de yayımlanan Dernekler Yönetmeliği’nin 13/b maddesi uyarınca da,

“…Yönetim veya denetim kurulunun gerekli gördüğü hallerde veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı isteği üzerine otuz gün içinde olağanüstü toplanır.”

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Olağanüstü toplantı” başlıklı 75.maddesi uyarınca,

Genel kurul, yönetim veya denetim kurulunun gerekli gördüğü hâllerde veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı başvurusu üzerine, yönetim kurulunca olağanüstü toplantıya çağrılır.

Yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırmazsa; üyelerden birinin başvurusu üzerine, sulh hâkimi, üç üyeyi genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir.”

5)                 Demokratik Sol Parti Tüzüğü’nün 20/5.maddesi;

“Kurultayın olağanüstü toplantıları, Genel Başkanın veya parti meclisinin gerek görmesi veya kurultay üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır. Olağanüstü toplantıda yalnız toplantıyı isteyenlerin belirttikleri gündem konuları görüşülür; ve ancak genel başkanın gündeme önceden madde koyması durumunda seçim yapılabilir.” hükmünü içermektedir.

Söz konusu hükümde, beşte bir oranında delegenin talebiyle kurultaya gidilmesi halinde,  Genel Başkan’ın tüzükteki bireysel yetkisini nasıl kullanacağı, böyle bir olağanüstü kurultay gündemine ne şekilde ekleme yapılacağı belirsizdir.

Bu yetki, tüzüğün “olağanüstü toplantıda yalnız toplantıyı isteyenlerin belirttikleri gündem konuları görüşülür” hükmü ile birlikte değerlendirilmelidir.  Şöyle ki, madde içinde, beşte bir oranında delege veya parti meclisi talebiyle yapılacak olağanüstü kurultay gündeminde seçim maddesinin konulamayacağına dair bir yasak yoktur.

"Seçim yapılması” ile “olağanüstü kurultay gündemine seçim maddesi konulması” yakın ancak farklı olgulardır. Yorum yoluyla iki kavramı birbiriyle eşitlemek, tüzükte veya yasada yer almayan bir yasağı yorum yoluyla icat etmek anlamına gelecektir. Anayasa’nın güvence altına almış olduğu temel hak ve özgürlüklerin yorum yoluyla sınırlanması yine Anayasa’nın 13.maddesinin de ihlali anlamına gelecektir.

Somut olayda ise Genel Başkan’nın bu konudaki tasarrufunun ne olduğu zaten belirsizdir. Davalı parti dayanaksız nedenlerle talebi reddetmiş, konuyu sürüncemede bırakarak en temel siyasi hakların kullanılmasını etkisiz bırakmak istemiştir. Beşte bir oranında delegenin talebinin, sadece parti Genel Sekreteri imzasıyla reddedilmesi yasaya ve parti tüzüğüne aykırıdır.

Bu hükmün açık yasal düzenlemeler karşısında bir anlamı yoktur. Zira Türk Medeni Kanunu’nun 79. Maddesi uyarınca Genel kurul toplantısında yalnız gündemde yer alan maddeler görüşülür. Ancak, toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen konuların gündeme alınması zorunludur.”

Buna göre, olağanüstü genel kurul, olağanüstü genel kurul talebinde bulunan kimselerin belirlediği gündeme göre toplanır. Kanunun açıkça genel kurulu toplama yetkisi verdiği çoğunluğun iradesine başkaca bir organ tarafından yön verileceğini kabul etmek olağanüstü genel kurul çağrısı hakkının yasalara konması amacına açıkça aykırı olacaktır.

Aksini düşünecek dahi olsak tüzük hükmünün, olağanüstü genel kurul çağrısının reddini haklı kılacağı söylenemez. Zira, gerek yukarıda ifade ettiğimiz mevzuat hükümlerinin, gerekse bizzat DSP Tüzüğü’nün “kurultay üyelerinin beşte birinin yazılı istemi”nin genel kurulu toplamayı zorunlu kıldığı konusunda tereddüt yoktur. Bu durumda seçimli kurultayın genel başkan tarafından gerçekleştirilebileceği kabul edilse dahi, seçim dışındaki diğer gündem maddelerine kayıtsız kalarak, talebin kül halinde reddini hukuka uygun görmek olanaklı değildir.

6)                 Demokratik Sol Parti’nin son olağan genel kurulunda yer alan delege sayısı 939’dur. Dolayısıyla son genel kurul delege sayısına göre 188 ve daha fazla imzayla talep edilmesi halinde olağan üstü genel kurulun toplanması yasal bir zorunluluktur.

Kaldı ki, davalı Demokratik Sol Parti’nin genel kurul talebinin reddine dair yazısında söz edilen istifaların geçerli olması halinde olağanüstü genel kurulun çağrılması için gerekli olan sayı da o nispette azalacaktır.

Anayasa Mahkemesi’nin 25.07.2005 T. 2004/2 E. ve 2005/4 K. sayılı kararında da;

“2820 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin altıncı fıkrasında, ‘…Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır’ denilmektedir. Görüldüğü gibi maddede, ‘üye tam sayısı’ndan değil ‘büyük kongre üyelerinin’ beşte birinden söz edilmektedir.

Oysa, aynı maddenin dokuzuncu fıkrasında büyük kongrenin toplantı yeter sayısı için ‘büyük kongre üye tamsayısının salt çoğunluğudur’ denilmek suretiyle ‘tam sayı’ açık bir biçimde vurgulanmaktadır. Aynı şekilde 2820 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 15., 19., 37., 55., 99. ve 100. maddelerinde de tam sayıdan bahsedilmektedir.

Bu durumda, Yasa’da açıkça belirtilmedikçe üye tam sayısının esas alınması olanağı bulunmadığından kongre çağrısı ile ilgili beşte bir oranın hesaplanmasında delege tam sayısının değil, başvuru tarihindeki büyük kongre üyelerinin  sayısının dikkate alınması gerekmektedir.”(EK 4)

İfadeleriyle bu duruma vurgu yapılmaktadır.

7)                 Bunun yanında, davalı yanın genel kurul talebinin reddine dair yazısında ifade edilen, “imzaların bir bölümünün daha sonra geri çekilmiş olmasının” da herhangi bir hukuki geçerliliği yoktur. Zira genel kurul çağrısı bir kolektif iradenin dışa vurumudur. Böylesi bir irade açıklamasının, kolektif iradenin parçası olan imza sahiplerinin bireysel olarak imzalarının geri çekilmesi suretiyle ortadan kaldırılması olanaksızdır.

Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda sözünü ettiğimiz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın istemiyle Cumhuriyet Halk Partisi’ne vermiş olduğu ihtar kararında yer alan,

“beşte bir oranına ulaşan delegenin, süresi içinde yaptığı ve her hangi bir kabule bağlı olmayan toplu karar biçimindeki irade beyanıyla oluşan olağanüstü kongre çağrısı hukuki sonuç doğurucu olup, bu sonuç hem kendilerini hem de parti yönetimini bağlayıcı niteliktedir. Bir başka ifadeyle belirlenen sürede oluşan istem, yenilik doğurucu olduğundan sonraki vazgeçmelerin hukuken geçerli olduğu kabul edilemez. Bu nedenle, belirli süreden sonra gerçekleşen vazgeçmelerle beşte bir oranın altına düşülmesi halinde, toplu karar biçimindeki sonucun önceden doğmuş olması ve bağlayıcı olan özelliği nedeniyle parti yönetiminin  Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırması gerekir.” hükmüyle bu durum açık biçimde vurgulanmıştır.

Aynı biçimde, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 26.01.1988 T. 1988/198 E.ve 1988/461 K.sayılı kararında da,

“Toplantı isteğinde birlikte hareket edilmesi şart olduğuna göre bundan vazgeçilmesinde de (yönetim kurulunu bağlayıcı olmasa bile), bu yoldaki irade beyanının birlikte açıklığa vurulması zorunlu olur. Bu irade bütünlüğü bölünerek bir kısmının sonradan olağanüstü toplantı isteginden vazgeçmeleri nedeniyle toplantı isteyenlerin sayısı beşte birden aza düşse dahi, bu husus yönetim kurulunun genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırması konusunda olumsuz bir etki yaratmaz.”

Bu hukuki gerçekliğin aksine, kolektif biçimde verilen imzaların bireysel olarak geri çekilebileceği görüşünü benimsemek Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 11.06.1979 T., 1979/4573 E. ve 1979/4781 K. sayılı kararında belirtildiği gibi,

"hem yenilik doğuran hak ilkesine aykırı davranılmış olur, hem de hakkın kötüye kullanılmasına, çeşitli muvazaalara ve özellikle azınlığın, çoğunluğu baskı altında tutmasına yol açılır. Söz gelimi, 140 üyeli bir derneğin beşte biri olan 28 üyenin, olağanüstü toplantı için Yönetim Kuruluna başvurmasından sonra, bunlardan birinin bile isteğini geri alması halinde, talepte bulunanlar beşte birden aza düşeceği için bir üye, yirmiyedi üyeyi baskı altında tutmuş ve insiyatif o üyenin iradesine terkedilmiş olur ki bu sakıncanın önemi söz götürmez. “

Bu nedenle başvuru ile olağanüstü toplantıya çağırma imkânı doğduktan sonra, başlangıçta başvuranların sayısı neye düşürse düşsün, olağanüstü toplantının yapılmasını istemek hakkı ortadan kalkmaz.

8)                 Anayasa’nın 68/2. Maddesi, “Siyasi Partiler, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.” demektedir.

Yine Anayasa’nın 69/1. Maddesi, “Siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkeleri uygun olur.” Hükmüne yer vermektedir.

Söz konusu anayasal ilkelerin ışığında Siyasi Partiler Kanunu’nun 93.maddesi ise, “Siyasi partilerin parti içi çalışmaları, parti yönetimi, denetimi; parti organları için yapılacak seçimler ile parti başkanlığınca, genel merkez organlarınca ve parti gruplarınca alınan kararları ve yapılan eylem ve işlemleri parti tüzüğüne, parti üyeleri arasındaki eşitlik ilkesine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.” İfadesini taşımaktadır.

Bu hükümler uyarınca ve yine Siyasi Partiler Kanunu’nun 14.maddesinin gerekçesinde yer aldığı şekliyle “Siyasi partilerin büyük kongreleri, partilerin parlamentoları durumundadır.”

Bu gerekçedir ki, TBMM’nin toplantıya çağrılması için aranan koşullar ilgi kanunlar uyarınca siyasi partiler için de aynen aranmaktadır. Bu durum aynı zamanda hukuk devleti olmanın ve demokratik kuralların ülkenin tam siyasi kurumlarında egemen olmasının da olmazsa olmaz koşullarıdır.

Anayasal kurallara ve yasaların amir hükümlerine aykırı davranış biçimlerinin ortadan kaldırılması ve en üst karar organı olan delegelerin iradelerine aykırı biçimde olağanüstü genel kurul talebin reddedilmesine ilişkin kararını hukuken etkisiz kılacak biçimde Mahkemenizin belirleyeceği kişiler eliyle Demokratik Sol Parti’nin, olağanüstü genel kurula taşınmasını talep etmek dışında, müvekkillerin ellerinde başka bir olanak kalmamıştır.

DELİLLERİMİZ                 :

1)                 Demokratik Sol Parti Genel Merkezi’ne sunulan 205 imzalı olağanüstü genel kurul talebi

2)                 Genel kurul talebinin reddine dair verilen Genel Sekreter imzalı karar

3)                 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Çankaya 4.İlçe Seçim Kurulu’na ibraz belgeleri

4)                 Anayasa Mahkemesi’nin 25.07.2005 T. 2004/2 E. ve 2005/4 K. sayılı kararı

5)                 Siyasi Partiler Kanunu, Türk Medeni Kanunu, Dernekler Kanunu ve ilgili Yargıtay kararları

6)                 Demokratik Sol Parti Tüzüğü

İSTEM SONUCU                : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, DAVAMIZIN KABÜLÜNE ve mahkemeniz tarafından Türk Medeni Kanunu’nun 75. maddesi uyarınca, Hasan MACİT, Hanefi GÜNAYDIN ve Musa ABAY’ın Demokratik Sol Partiyi, OLAĞANÜSTÜ GENEL KURULA GÖTÜRMEKLE GÖREVLENDİRİLMESİNE, yargılama giderleri ve vekalet ücreti davalı yana yükletilmek üzere karar verilmesini sayılarımızla diler ve isteriz. 01.08.2012

 

Halis Uluç GÜRKAN

vekili

                                                                                                                                                                Av.Ersan BARKIN

 

YARGITAY CUMHURİYET BAŞSAVCILIĞI’NA

KONU __________ : Demokratik Sol Parti’nin, 2820 sayılı Kanun’un 121.maddesi ve 4721 sayılı Kanun’un 75.maddesi gereğince, Olağanüstü Genel Kurula Çağrılması Talebinin Hukuka Aykırı Biçimde Reddedilmesi Nedeniyle Siyasi Partiler Kanunu’nun 104.maddesi Uyarınca İhtar İstemiyle Anayasa Mahkemesi’ne Başvuru Talebi

AÇIKLAMALAR     :

1)             Müvekkil Halis Uluç GÜRKAN ve arkadaşları ülkemizin çeşitli yerlerinden noter aracılığıyla hazırlanan toplam 205 adet imza içeren genel kurul çağrı talebini 29.06.2012 tarihinde Demokratik Sol Parti Genel Merkezi’ne sunmuşlar ve talepler parti adına Genel Sekreter Yardımcısı Hasan UĞURTÜRK tarafından teslim alınmıştır.(EK 1)

Ardından teslim tutanağı ve imzalı delege listesi içeren dilekçelerini “bilgi için” Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Çankaya 4.İlçe Seçim Kurulu’na ibraz etmişlerdir. (EK 2)

2)             Ancak olağanüstü genel kurul talebi 06.07.2012 tarihinde Demokratik Sol Parti tarafından,

“Daha önce 26.01.2012 tarihinden 28.06.2012 tarihine kadar 61 imza sahibinin taleplerinin geçersiz olduğuna ilişkin yazı kendilerine gönderilmiş ve talepleri düşmüştür.

Olağanüstü Kurultay talebinde bulunan bazı imzalar partimizden daha önce istifa eden kişilerden oluşmaktadır.

Olağanüstü Kurultay talebinde bulunan bazı delegeler imzalarını geri çekmişlerdir.

Bu nedenle imza sahiplerinin Olağanüstü Kurultay talebi yeterli sayıda değildir.

Ayrıca istemde bulunduğunuz Olağanüstü Kurultay gündeminiz tüzüğümüzün 20.maddesine aykırıdır.

Bu nedenle Siyasi Partiler Kanunu ve Tüzüğümüzün 20.maddesine aykırı olan isteminiz işleme konulamamıştır.”

İfadeleriyle reddedilmiştir.

3)             2820 sayılı Siyasal Partiler Kanunu(SPK)’nun 15.04.1986 tarihli değişik 14/6.maddesi uyarınca,

“…Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır.”

Bunun yanında SPK’nın “Teşkilatla İlgili Diğer Hükümler” başlık ve “Kongrelerle ilgili genel hükümler” alt başlıklı 29.maddesi uyarınca, “…Dernekler Kanunu’nun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partilerin her kademedeki kongreleri için de uygulanır.”

Aynı biçimde SPK’nın “Çeşitli Hükümler” başlık “Diğer kanunlarının genel olarak uygulanacak hükümleri” alt başlıklı 121. Maddesi uyarınca da, “Türk Kanunu Medenisi ile Dernekler Kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da uygulanır.”

4)                 5253 sayılı Dernekler Kanunu’nun 37. maddesi uyarınca İçişleri Bakanlığı tarafından 31.03.2005 tarihli ve 25772 nolu Resmi Gazete’de yayımlanan Dernekler Yönetmeliği’nin 13/b maddesi uyarınca da,

“…Yönetim veya denetim kurulunun gerekli gördüğü hallerde veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı isteği üzerine otuz gün içinde olağanüstü toplanır.”

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Olağanüstü toplantı” başlıklı 75.maddesi uyarınca,

Genel kurul, yönetim veya denetim kurulunun gerekli gördüğü hâllerde veya dernek üyelerinden beşte birinin yazılı başvurusu üzerine, yönetim kurulunca olağanüstü toplantıya çağrılır.

Yönetim kurulu, genel kurulu toplantıya çağırmazsa; üyelerden birinin başvurusu üzerine, sulh hâkimi, üç üyeyi genel kurulu toplantıya çağırmakla görevlendirir.”

5)                 Demokratik Sol Parti Tüzüğü’nün 20/5.maddesi;

“Kurultayın olağanüstü toplantıları, Genel Başkanın veya parti meclisinin gerek görmesi veya kurultay üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır. Olağanüstü toplantıda yalnız toplantıyı isteyenlerin belirttikleri gündem konuları görüşülür; ve ancak genel başkanın gündeme önceden madde koyması durumunda seçim yapılabilir.” hükmünü içermektedir.

Söz konusu hükümde, beşte bir oranında delegenin talebiyle kurultaya gidilmesi halinde,  Genel Başkan’ın tüzükteki bireysel yetkisini nasıl kullanacağı, böyle bir olağanüstü kurultay gündemine ne şekilde ekleme yapılacağı belirsizdir.

Bu yetki, tüzüğün “olağanüstü toplantıda yalnız toplantıyı isteyenlerin belirttikleri gündem konuları görüşülür” hükmü ile birlikte değerlendirilmelidir.  Şöyle ki, madde içinde, beşte bir oranında delege veya parti meclisi talebiyle yapılacak olağanüstü kurultay gündeminde seçim maddesinin konulamayacağına dair bir yasak yoktur.

“Seçim yapılması” ile “olağanüstü kurultay gündemine seçim maddesi konulması” yakın ancak farklı olgulardır. Yorum yoluyla iki kavramı birbiriyle eşitlemek, tüzükte veya yasada yer almayan bir yasağı yorum yoluyla icat etmek anlamına gelecektir. Anayasa’nın güvence altına almış olduğu temel hak ve özgürlüklerin yorum yoluyla sınırlanması yine Anayasa’nın 13.maddesinin de ihlali anlamına gelecektir.

Somut olayda ise Genel Başkan’ın bu konudaki tasarrufunun ne olduğu zaten belirsizdir. DSP parti dayanaksız nedenlerle talebi reddetmiş, konuyu sürüncemede bırakarak en temel siyasi hakların kullanılmasını etkisiz bırakmak istemiştir. Beşte bir oranında delegenin talebinin, sadece parti Genel Sekreteri imzasıyla reddedilmesi yasaya ve parti tüzüğüne aykırıdır.

Bu hükmün açık yasal düzenlemeler karşısında bir anlamı yoktur. Zira Türk Medeni Kanunu’nun 79. Maddesi uyarınca Genel kurul toplantısında yalnız gündemde yer alan maddeler görüşülür. Ancak, toplantıda hazır bulunan üyelerin en az onda biri tarafından görüşülmesi yazılı olarak istenen konuların gündeme alınması zorunludur.”

Buna göre, olağanüstü genel kurul, olağanüstü genel kurul talebinde bulunan kimselerin belirlediği gündeme göre toplanır. Kanunun açıkça genel kurulu toplama yetkisi verdiği çoğunluğun iradesine başkaca bir organ tarafından yön verileceğini kabul etmek olağanüstü genel kurul çağrısı hakkının yasalara konması amacına açıkça aykırı olacaktır.

Aksini düşünecek dahi olsak tüzük hükmünün, olağanüstü genel kurul çağrısının reddini haklı kılacağı söylenemez. Zira, gerek yukarıda ifade ettiğimiz mevzuat hükümlerinin, gerekse bizzat DSP Tüzüğü’nün “kurultay üyelerinin beşte birinin yazılı istemi”nin genel kurulu toplamayı zorunlu kıldığı konusunda tereddüt yoktur. Bu durumda seçimli kurultayın genel başkan tarafından gerçekleştirilebileceği kabul edilse dahi, seçim dışındaki diğer gündem maddelerine kayıtsız kalarak, talebin kül halinde reddini hukuka uygun görmek olanaklı değildir.

6)                 Demokratik Sol Parti’nin son olağan genel kurulunda yer alan delege sayısı 939’dur. Dolayısıyla son genel kurul delege sayısına göre 188 ve daha fazla imzayla talep edilmesi halinde olağan üstü genel kurulun toplanması yasal bir zorunluluktur.

Kaldı ki, Demokratik Sol Parti’nin genel kurul talebinin reddine dair yazısında söz edilen istifaların geçerli olması halinde olağanüstü genel kurulun çağrılması için gerekli olan sayı da o nispette azalacaktır.

Anayasa Mahkemesi’nin 25.07.2005 T. 2004/2 E. ve 2005/4 K. sayılı kararında da;

“2820 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin altıncı fıkrasında, ‘…Olağanüstü toplantılar, genel başkanın veya merkez karar ve yönetim kurulunun lüzum göstermesi veya büyük kongre üyelerinin en az beşte birinin yazılı istemi üzerine yapılır’ denilmektedir. Görüldüğü gibi maddede, ‘üye tam sayısı’ndan değil ‘büyük kongre üyelerinin’ beşte birinden söz edilmektedir.

Oysa, aynı maddenin dokuzuncu fıkrasında büyük kongrenin toplantı yeter sayısı için ‘büyük kongre üye tamsayısının salt çoğunluğudur’ denilmek suretiyle ‘tam sayı’ açık bir biçimde vurgulanmaktadır. Aynı şekilde 2820 sayılı Yasa’nın 14. maddesinin dokuzuncu fıkrası ile 15., 19., 37., 55., 99. ve 100. maddelerinde de tam sayıdan bahsedilmektedir.

Bu durumda, Yasa’da açıkça belirtilmedikçe üye tam sayısının esas alınması olanağı bulunmadığından kongre çağrısı ile ilgili beşte bir oranın hesaplanmasında delege tam sayısının değil, başvuru tarihindeki büyük kongre üyelerinin  sayısının dikkate alınması gerekmektedir.”(EK 4)

İfadeleriyle bu duruma vurgu yapılmaktadır.

7)                 Bunun yanında, DSP’nin genel kurul talebinin reddine dair yazısında ifade edilen, “imzaların bir bölümünün daha sonra geri çekilmiş olmasının” da herhangi bir hukuki geçerliliği yoktur. Zira genel kurul çağrısı bir kolektif iradenin dışa vurumudur. Böylesi bir irade açıklamasının, kolektif iradenin parçası olan imza sahiplerinin bireysel olarak imzalarının geri çekilmesi suretiyle ortadan kaldırılması olanaksızdır.

Anayasa Mahkemesi’nin yukarıda sözünü ettiğimiz Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın istemiyle Cumhuriyet Halk Partisi’ne vermiş olduğu ihtar kararında yer alan,

“beşte bir oranına ulaşan delegenin, süresi içinde yaptığı ve her hangi bir kabule bağlı olmayan toplu karar biçimindeki irade beyanıyla oluşan olağanüstü kongre çağrısı hukuki sonuç doğurucu olup, bu sonuç hem kendilerini hem de parti yönetimini bağlayıcı niteliktedir. Bir başka ifadeyle belirlenen sürede oluşan istem, yenilik doğurucu olduğundan sonraki vazgeçmelerin hukuken geçerli olduğu kabul edilemez. Bu nedenle, belirli süreden sonra gerçekleşen vazgeçmelerle beşte bir oranın altına düşülmesi halinde, toplu karar biçimindeki sonucun önceden doğmuş olması ve bağlayıcı olan özelliği nedeniyle parti yönetiminin  Genel Kurulu olağanüstü toplantıya çağırması gerekir.” hükmüyle bu durum açık biçimde vurgulanmıştır.

Aynı biçimde, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 26.01.1988 T. 1988/198 E.ve 1988/461 K.sayılı kararında da,

“Toplantı isteğinde birlikte hareket edilmesi şart olduğuna göre bundan vazgeçilmesinde de (yönetim kurulunu bağlayıcı olmasa bile), bu yoldaki irade beyanının birlikte açıklığa vurulması zorunlu olur. Bu irade bütünlüğü bölünerek bir kısmının sonradan olağanüstü toplantı isteginden vazgeçmeleri nedeniyle toplantı isteyenlerin sayısı beşte birden aza düşse dahi, bu husus yönetim kurulunun genel kurulu olağanüstü toplantıya çağırması konusunda olumsuz bir etki yaratmaz.”

Bu hukuki gerçekliğin aksine, kolektif biçimde verilen imzaların bireysel olarak geri çekilebileceği görüşünü benimsemek Yargıtay 2.Hukuk Dairesi’nin 11.06.1979 T., 1979/4573 E. ve 1979/4781 K. sayılı kararında belirtildiği gibi,

“hem yenilik doğuran hak ilkesine aykırı davranılmış olur, hem de hakkın kötüye kullanılmasına, çeşitli muvazaalara ve özellikle azınlığın, çoğunluğu baskı altında tutmasına yol açılır. Söz gelimi, 140 üyeli bir derneğin beşte biri olan 28 üyenin, olağanüstü toplantı için Yönetim Kuruluna başvurmasından sonra, bunlardan birinin bile isteğini geri alması halinde, talepte bulunanlar beşte birden aza düşeceği için bir üye, yirmiyedi üyeyi baskı altında tutmuş ve insiyatif o üyenin iradesine terkedilmiş olur ki bu sakıncanın önemi söz götürmez. “

Bu nedenle başvuru ile olağanüstü toplantıya çağırma imkânı doğduktan sonra, başlangıçta başvuranların sayısı neye düşürse düşsün, olağanüstü toplantının yapılmasını istemek hakkı ortadan kalkmaz.

8)                 Anayasa’nın 68/2. Maddesi, “Siyasi Partiler, demokratik hayatın vazgeçilmez unsurlarıdır.” demektedir.

Yine Anayasa’nın 69/1. Maddesi, “Siyasi partilerin faaliyetleri, parti içi düzenlemeleri ve çalışmaları demokrasi ilkeleri uygun olur.” Hükmüne yer vermektedir.

Söz konusu anayasal ilkelerin ışığında Siyasi Partiler Kanunu’nun 93.maddesi ise, “Siyasi partilerin parti içi çalışmaları, parti yönetimi, denetimi; parti organları için yapılacak seçimler ile parti başkanlığınca, genel merkez organlarınca ve parti gruplarınca alınan kararları ve yapılan eylem ve işlemleri parti tüzüğüne, parti üyeleri arasındaki eşitlik ilkesine ve demokrasi esaslarına aykırı olamaz.” İfadesini taşımaktadır.

Bu hükümler uyarınca ve yine Siyasi Partiler Kanunu’nun 14.maddesinin gerekçesinde yer aldığı şekliyle “Siyasi partilerin büyük kongreleri, partilerin parlamentoları durumundadır.”

Bu gerekçedir ki, TBMM’nin toplantıya çağrılması için aranan koşullar ilgi kanunlar uyarınca siyasi partiler için de aynen aranmaktadır. Bu durum aynı zamanda hukuk devleti olmanın ve demokratik kuralların ülkenin tam siyasi kurumlarında egemen olmasının da olmazsa olmaz koşullarıdır.

9)                 Anayasal kurallara ve yasaların amir hükümlerine aykırı davranış biçimlerinin ortadan kaldırılması ve en üst karar organı olan delegelerin iradelerine aykırı biçimde olağanüstü genel kurul talebin reddedilmesine ilişkin kararını hukuken etkisiz kılacak biçimde Demokratik Sol Parti’nin, olağanüstü genel kurula taşınması talebiyle Ankara 8.Sulh Hukuk Mahkemesi’ne 2012/937 E. sayılı dava açılmış olup, dosya henüz ön inceleme aşamasındadır.

Demokratik Sol Parti’nin talebi aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin ihtarına neden olabilecek nitelikte olduğu için Sayın Başsavcılığınıza bu taleple başvuruyu da zorunlu gördük.

EKLER                      :

1)                 Demokratik Sol Parti Genel Merkezi’ne sunulan 205 imzalı olağanüstü genel kurul talebi

2)                 Genel kurul talebinin reddine dair verilen Genel Sekreter imzalı karar

3)                 Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na ve Çankaya 4.İlçe Seçim Kurulu’na ibraz belgeleri

4)                 Anayasa Mahkemesi’nin 25.07.2005 T. 2004/2 E. ve 2005/4 K. sayılı kararı

İSTEM SONUCU                 : Yukarıda açıkladığımız nedenlerle, Türk Medeni Kanunu’nun 75. maddesi ve sair yasa hükümleri uyarınca Demokratik Sol Parti’ye ihtar istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvuruda bulunulmasına karar verilmesini sayılarımızla diler ve isteriz. 03.08.2012

Halis Uluç GÜRKAN

vekili

Av.Ersan BARKIN